17 Ağustos 2011 Çarşamba

Buna da Razıyız

Dünkü yazıda Arsenal'in, Udinese karşısında favori olduğunu söylerken buna gerekçe olarak İtalya ve İngiltere ligleri arasındaki kalite farkını gösterdim. Dün akşam Arsenal'in Şampiyonlar Ligi umutlarını hayatta tutan da tam da buydu. Kırılgan Arsenal'in tadını aldıktan sonra çok da kötü olmayan bir sonuçla İtalya'ya dönen Udinese karşısında, ikinci maçta bu faktör ne kadar etkili olur hep beraber göreceğiz.

Maça çıkarken 9 oyuncusu ilk defa Şampiyonlar Ligi, 5 tanesi ilk defa Avrupa maçı oynayan Udinese'nin heyecanlı olduğu ortadaydı. Arsenal maça iyi başladı ve Neuton'un Walcott'u izlemeye daldığı bir anda ileri çok iyi bir koşu yapan Ramsey, Arsenal'i öne geçiren golün asistini Walcott'a yaptı. Gol geldikten sonra bendenizde ve Emirates'i dolduranlarda hafiften bir rahatlama oldu. Korku filmi gibi geçmesini beklediğimiz maç acaba çok kolay mı geçecekti?

Bunun böyle olmayacağı Udinese'nin, sahadaki Arsenal takımının dişlerine göre olduğunu anlamasıyla ortaya çıkıverdi. Önce Di Natale frikikten yokladı, sonra Song'un kaptırdığı toptan dönen kontrada Armero tek başına Arsenal takımını dikine yararak kaleciyle karşı karşıya kaldı. Neyse ki Newcastle maçında çok iyi görünen Sczcesny yine sahnedeydi.

Beklenenin aksine Wenger, Rosicky'i Song'a yakın oynatıp, Fabregas görevini Ramsey'e verdi. Bana göre bu görevlendirme oldukça yanlıştı ve defansif açıdan Arsenal'in sıkıntı çekmesine neden oldu. Zaten formsuz Song'un yanında, kariyerinin hiçbir döneminde defansif bir adam olmamış olan Rosicky oynayınca, Arsenal orta sahası resmen yol geçen hanına döndü. Eğer Gudiolin, muhafazakar bir 4-1-4-1 yerine geleneksel 3-5-2'sini oynayıp daha agresif olsaydı, Arsenal bu alanda daha çok problem yaşayabilirdi. Ancak Udinese oyunun hiçbir bölümünde çok adamla çıkmayı tercih etmeyip, kontralardan sonuç alma yoluna gitti ki, Amero ve Di Natale ile 2 kere buna çok yaklaştılar. İkinci yarı Udinese daha derli toplu görünen takımdı. Arsenal ile başabaş oynadıklarını gördükçe kendilerine güvenleri geldi. Bu noktada sakatlıklar yüzünden bocalayan Arsenal savunmasının gol yemeden maçı bitirmesi başarı gibi görünebilir, ancak dediğim gibi, Udinese 1-0 ile İtalya'ya dönmeye razıydı. Eğer Walcott son dakikadaki fırsatı değerlendirseydi, golü yeterince aramayışlarının cezasını ağır ödeyebilirlerdi. Handanoviç süper bir kurtarışla maçı adil bir skor gibi görünen 1-0'a bağladı.

Geçen günkü gençlik projesi yazısındaki 11. maddeyi Kieran Gibbs'i düşünerek yazmıştım. Dün akşam kendisini 2. yarıya çıkan kadroda göremeyince de, suratımda manidar bir tebessüm oluştu. Tabi ki Gibbs sakattı. Adam son 3 sene toplam 10 maça çıkamadı ki bu sezon farklı olsun. Ona güvenip takım kuracaksanız, orta sahayı da Abu Diaby, Owen Hargreaves ve Tobias Linderoth'tan kurun bari tam olsun.  Gibbs'e ek olarak, onun son derece sıradan yedeği Traore'de sakat ve Wenger as sol bekini çoktan sattı. Dünkü maçta doğal olarak Vermaelen sola kaydı ve Djourou stoper bölgesi için oyuna girdi ve 10 dakika sonra o da yerini Carl Jenkinson'a bırakarak sakatlandı. Biz burada stoper ve sol bek transferi diye kendimizi yırtarken, Wenger'in üstüne çok gittiğimizi söyleyenler oluyor. Onlara şimdi buradan soruyorum: "Liverpool ve Man Utd karşısında stoperde Squillaci, sol bekte Vermaelen mi oynayacak, yoksa Vermaelen stoperde kalıp Carl Jenkinson yine sol bek mi çıkacak?" Kanser mi, AIDS mi gibi bir soru size. Kim kazanırsa kazansın, kaybeden Arsenal olacak.

Sadece defans değil, Arsenal takımı her alanda inanılmaz zayıflamış durumda. Geçen sene kaleci en büyük problemimizdi, Wenger'i bu yüzden eleştiriyorduk. Sağolsun bize kaleciyi filan unutturdu bu sene. Dün akşam sahada Chamakh'ı gören oldu mu mesela? RVP'nin takımdaki tek yedeği kendisi ve Bendtner'in ayrılışı da an meselesi. Orta sahada Wilshere, Ramsey ve Song'tan başka güvenecek hiçbir adam yok ve Song 3 maç cezalı; Wilshere sakat, Nasri gitti gidiyor. Onlar dışında elimizde bir Rosicky kaldı ki, onun ne öldürüp ne güldüren oyunuyla da nereye kadar? Diaby hep sakat, Frimpong ise daha çok ham. Yedek sağ bek Galatasaray'a satıldı, yerine ne yapacağı belli olmayan Carl Jenkinson geldi. Sol bekte hiç kimse kalmadı ve stoperde Squillaci'nin oynadığı her maç Arsenal için kabus olacak.

Arkadaşlar, sürekli olarak Wenger'i eleştiriyor olmam bir kısmınızı baydı. Belki benden iyi bir şeyler duymak istiyorsunuz. Ama şu an için Arsenal hakkında pozitif bir şey yazmak Erol Köse hakkında pozitif bir şeyler yazmaktan daha zor. Wenger'i, bu kadar yoğun olmasa da, son 3-4 senedir hep eleştirdim ama takımı bugün getirdiği noktaya inanmakta hala güçlük çekiyorum. Daha düne kadar "Arsenal ilk 4'e girer mi?" yazılarına kızıyordum, şimdi İngiliz basınında "Arsenal ilk 6'ya girebilir mi?" diye yazılar çıkmaya başladı. Transferin bitmesine 14 gün daha var, ancak sanırım Arsenal takımı, tamir edilme noktasını çoktan geçti. Şu an ihtiyaç olan minimum transfer sayısı 5 (forvet, sol bek, stoper, 2 orta saha). 5 tane üst düzey transfer demek 60 ila 100 milyon pound arası bir bütçeyi gerektiriyor ki, Wenger'in bu kadar parayı 14 günde harcayacağını rüyamda görsem inanmam.

1 yorum:

  1. Sıçtık tüyü dikiyoruz. 5 transferi geçtim bir sol bek bir orta saha alsa tavım. Arsene Wenger bu hale getirdi. Hala daha umut bağlayanlar var. Beni Arsenal tarafarı yapan adamın gitmesini isteyeceğimi asla düşünmezdim. Daha öncede söyledim zamanında senin yazılarını okurken çok abarttığını düşünüyordum fakat yazdıkların tek tek gerçekleşiyor. Eğer adam gibi transferLER yapmazsak bu sene ya kanser olucaz ya verem. İkisinden birini seçelim.

    YanıtlaSil