29 Ağustos 2011 Pazartesi

Bu Senin Eserin

40'larda İspanya iç savaşı sürerken faşist diktatör Franco, kendisine direnen Bask bölgesini bombalaması için Nazilerle anlaşır. Bu trajediden çok etkilenen Pablo Picasso, meşhur "Guernica" tablosunda bu vahşeti anlatır. Paris işgali sırasında Picasso'yu yakalayan Almanlar, kendisine yaptıkları işkence sırasında sorarlar: 

"Bu senin eserin mi" diye. Picasso da  cevabı verir tabii:

"Hayır sizin eseriniz!"

Dün Old Trafford'un çimlerine, aynı Guernica gibi bir facia tablosu çizildi. United'ın golleri Nazi bombaları gibi yağdı Arsenal'in üzerine ve takım 115 yıldaki en ağır mağlubiyetini aldı. Üzücü olan, Arsenal taraftarının buna hiç şaşırmamış oluşuydu. Belki 8 yemeyi kimse beklemiyordu, ancak United'ın farklı kazanma ihtimalinin yüksekliğinin herkes farkındaydı. Maçtan sonra tek isteğim, skorbordu söküp, Wenger'in karşısına dikilmekti. İki çift lafım vardı kendisine:

"İşte bu senin eserin!"

Bu siteye haftada en az 3 tane Wenger eleştirisi yazdığım için kendimi tekrarlamamak adına aynı şeyleri buraya tekrar yazmak istemiyorum. Hatta artık Wenger'in adını anıp enerjimi boşa harcamak da istemiyorum. Kendisi Arsenal'e geçmişte bazı katkılar yapmış olabiliri ancak günün gerçeği Wenger'in 7 senedir şampiyon olamayan Arsenal ile aldığı 3 şampiyonluğa karşılık United'ın 9 şampiyonluğunu görmüş, her geçen gün gerçek dünya ile bağını koparan bir hoca olduğudur. Arsenal onsuz büyük bir kulüptü, o gittikten sonra da büyük bir kulüp olmaya devam edecek. 

Dünkü maç için bir sürü özür üretenleriniz olacaktır. Nitekim Wenger ne zaman böyle batırsa, kulübü değil kendisini destekleyen bir sürü adam hemen başlıyor özürleri dizmeye. "Sakatlar çoktu", "Cezalılar vardı", "Hakem kötüydü", "Genç takımız biz", "İyi oynadık ama yenildik", "Şansımız yoktu"... Son 7 senemizin özeti gibi bu laflar. Belki geçmişte hükümleri olduğu dönemler vardı ama artık karnımız da tok, takımın hali özürlerle açıklanacak gibi de değil. 

Arsenal'in karşısındaki United'a bir bakın. Kalede De Gea (20), defansta Evans (23), Jones (19) ve Smalling (21), orta sahada Cleverley (22) ve ileride Wellbeck (20). Sanki senelerdir "gençlik projesiyle" kafayı yiyen taraf United'mış gibi. Bu gençlerin Arsenal'inkilerden farkı, yanlarında Evra, Nani, Young, Rooney gibi yıldızların, başlarında da Fergie gibi bir hocanın olması. Sürekli zayıflayan takımına yıllarca takviye yapmayıp, gençlere muhtaç kaldıktan sonra, onları Old Trafford deplasmanında rezil olmaya kurbanlık koyun gibi çıkaran Wenger'in yaptığına "proje" değil "intihar" deniliyor futbol dünyasında. Yazık Arsenal'in gençlerine ve bu takımın taraftarına. 

Sakatlıklar ve cezalıları özür olarak kullananlardansanız, Wenger'in sahada uyguladığı taktiklere ne diyeceksiniz merak ediyorum. Madem takım eksik ve karşıdaki ekip de bu ligin şampiyonu, derin bir savunma ve çift ön libero ile çıksak ya sahaya. Farklı bir şeyler denesek ya. Bu koşullar altında, orta sahaya yakın savunma kurup hayatında ilk defa Arsenal ile maça çıkan Coquelin'i tek ön libero oynatmak beyinsizlik değil de nedir arkadaş? Bu çocuktan, haldır haldır gelen United ataklarının karşısına tek başına çıkmasını beklemek nasıl bir gaflettir? Eğer hiç oyuncun yoksa, Miquel'ini koy stopere, çek Koscielny'i ön liberoya, biraz sertlikle yıldırmaya çalış rakibi. Wolves'a, Swansea'ye kendi sahanda oynadığın oyun anlayışıyla, United deplasmanına çıkarsan böyle oluyor işte. Old Trafford'ta fark yemeye sen doymadın ama biz doyduk be Wenger. 

Yemin ederim yazdıkça terbiyemin bozulacağı noktaya doğru yaklaşıyorum. Seviyeyi düşürmemek için bu maç hakkında daha fazla yazmak da istemiyorum. Arsenal'in çöküşünün yaklaştığını sadece ben söylemedim; Wenger'e tapmayan, aklı başında bütün Arsenal yazarları, eski futbolcular, blogçular ve taraftar bugünün geleceğini biliyorlardı. 1 değil, 10 değil, 100'lerce kişi uyarmaya çalıştı Wenger'i, "Transfer yap", "Takviye yap!" diye diye herkesin dilinde tüy bitti. Wenger yıldızları sattı, yerine Fransa liginden ucuz bulduğu adamları aldı; tecrübeli isimlerin yerini çoluk çocuklar doldurmaya çalıştı. Gençlik projesinin temel taşları olan Fabregas ve Nasri bile dayanamadı içinde bulunduğu gaflet haline. Geminin battığının farkında olanlar kendilerini dışarı attı. Wenger görmezden geldi. Transfer soranlara tam 4 aydır "Çok yoğun bir şekilde çalışıyoruz" diyor, transferin bitimine 2 gün kaldı hala takviye isteyen 5 pozisyon var. Üstüne üstlük bütün kulüpler Arsenal'in umutsuz ve paralı olduğunun farkında, fiyatlar roketleyip yörüngeye oturmuş durumda. 

Son 1-2 aydır söylüyorum, yine tekrar edeceğim: "Wenger transfer yapmasın, bir sonraki teknik direktörün bütçesini beş para etmez adamlara çarçur etmesin". Kendisinden bu saatten sonra tek isteğim, istifa dilekçesini yazıp yönetime iletmesi. Arsenal'in finansal durumunu çok düşünüyor ya, 20 milyon tazminat verdirtmez artık bize. İstifa demişken, kulübün bu hale gelmesini sadece izleyen Arsenal yönetiminin de vakti dolmuştur artık. Onların da feshinin vaktidir. Tek yaptığı sabah akşam kameralara bakıp yalan söylemek olan Gazidis'ten başlayıp Wenger'e kadar inen tüm karar alma mekanizması değişmelidir. Arsenal'in ihtiyacı olan bir değişim bir operasyon değil, bildiğin bir darbedir. Aşağısının kurtarmayacağını da yakın zamanda hep beraber göreceğiz zaten. 

4 yorum:

  1. Şu 20 milyonluk tazminat olayı gerçek mi? İki oldu bu yazdığın.

    YanıtlaSil
  2. senede £7m alıyor..
    3 sene daha kontratı var..
    kovarsak hepsini ödemek zorundayız..

    YanıtlaSil
  3. Öyle bir şey olmaz sanırım. İstemez herhalde.

    YanıtlaSil
  4. istifa etsin de veririz tazminatini.. yaptigi hatalarin 1 senedeki maliyeti bile degil 20m..

    YanıtlaSil