8 Ağustos 2011 Pazartesi

Bir de Orta Saha Olsa

Kazanma alışkanlığı, taktiksel disiplin, futbol şansı, Man Utd'ın son dakikalarda aldığı galibiyetleri neye bağlarsanız bağlayın sonucu değiştirmeniz pek mümkün değil. Fergie'nin öğrencileri saha kenarında gümüş gördüler mi bir başka oynuyorlar ve 26. kupasını kazanan hocalarının takıma yerleştirdiği kişiliğin izlerini, sahaya kim çıkarsa çıksın, gözlemlemek mümkün. Bu halleriyle, Wenger'in kupa kazanma ve maç bağlama özürlü takımının akla kara gibi zıttını oluşturuyorlar ve Man Utd'ı, Barça'nın bir adım gerisinde olmasının tek sebebi, uzun süredir bir türlü gelmeyen orta saha transferinden başka bir şey değil.

Geçen sezonun tamamında olduğu gibi dün gece sahaya çıkan Manchester United'ın orta sahası da son derece sıradan iki adam tarafından tutulmaktaydı. Anderson ve Carrick'i bugün satışa çıkarsak, Premier Lig'in tepesindeki 8-10 kulübün hiçbirinin kendileriyle ilgileneceğini zannetmiyorum. Buna rağmen, Fergie'nin sıkı talimatıyla sahaya çıkardığı bu iki adam ve yedekleri Fletcher ve Gibson, son 2 sezondur, oyun kurmak için klasik 10 numara tipindeki adamlara ihtiyaç olmadığının en önemli kanıtı gibiler. Ferguson, bu bölgeden yaratıcılık beklemeyi yıllar önce bıraktı ve Ronaldo, Giggs, Nani ve son olarak da Ashley Young gibi kanat adamlarının arasına yerleştirdiği Rooney'den oluşan hücumuyla bugünlere kadar geldi.

İngiliz basını, Man Utd'ın adını uzun süredir Sneijder ile beraber anıyor, ancak United'ın bu transferi bitirecek bütçesi çıkmayabilir. Zaten dün sahadaki Carrick'in yerini Sneijder alsa ortaya nasıl bir takım çıkar düşünmek bile istemiyorum. Fergie, orta saha yokluğunu gidermek için Hargreaves'e uzun süre sabır gösterdi, Gibson ve Fletcher'i yontmaya çalıştı ve son olarak Rooney'den orta saha virtüözü yarattı ancak hala bu sorunu tam olarak çözdüğünü söylememiz zor. Zaten Şampiyonlar Ligi Finali'nde karşılarına dünyanın en iyi orta sahası çıktığında zorlandıklarını da gördük. Ama dediğim gibi, Fergie, takımının buradaki zaafını biliyor ve takımdaki yaratıcılık görevler kanat adamları ve Rooney arasında paylaştırılmış durumda. Dün gördük ki, Ashley Young takıma çabuk adapte olmuş ve Nani ile birlikte bu sezon çok can yakacağını öngörmek yanlış olmaz. Temmuz ayında transferi bitirmenin güzelliği de bu zaten (Duydun mu Wenger efendi?)

Dünkü maç gösterdi ki, Man City, geçen seneye göre taktiksel anlamda pek bir değişikliğe gitmeyecek. Her ne kadar 2-0 öne geçmiş olsalar da, bana göre, oyunun hiçbir bölümünde United'a üstünlük kuramadılar. Zaten golleri de duran top ve uzak bir şuttan geldi. United'ın attığı ikinci gole bakarsanız, iki takım arasındaki hücum organizasyonu farkını daha bir net görürsünüz. Elinde daha fazla seçenek varmış gibi gözüken Mancini'nin, Silva ve Yaya Toure'nin kişisel yaratıcılıklarını kullanmaktan başka ahım şahım bir hücum organizasyonuna girdiğini görmedik. Bu iki oyuncu gününde olduğunda, City'nin bambaşka bir kimliğe büründüğünü geçen sene bir çok kez gördük. Bana göre City, hala biraz fazla "İtalyan" ve aynı geçen sezon olduğu gibi üzerlerine gelmeyen daha küçük takımlar karşısında zorlanacaklar. Hele ki, bütün yazı "Gitmek istiyorum" türküsü söyleyerek geçiren Tevez'i tekrar kazanmayı başaramazlarsa, patlama bekledikleri sezonda hayal kırıklığı yaşayabilirler.

City'nin sezonu büyük ölçüde sorunlu Tevez ve kendilerini henüz kanıtlamamış 3 yıldız Balotelli, Dzeko ve Aguero'nun form durumuna bağlı. Dün biraz zorlansalar da, defansif olarak pek sorun yaşayacaklarını zannetmiyorum. (Clichy'nin yapacağı bireysel hatalar hariç tabi ki). Çok başarılı bir Amerika turu geçiren United'ın lige daha hazır olduğunu zaten tahmin ediyorduk ve dünkü maç bunu açıkça gösterdi. Sezona hızlı girmek Fergie geleneği değildir, ancak şu an için ilk etapta United'ın hızına ayak uyduracak bir takım göremiyorum. Sezonun ilk bölümünde alıp başını giden bir United'ı yakalamak mümkün olur mu onu da bilmiyorum. Bu da zaten şu ana kadar okuduğum tüm Premier Lig tahminlerinin tepesinde Man Utd'ın oluşunu açıklıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder