13 Temmuz 2011 Çarşamba

Özerk Ne Demektir?


Şike operasyonu başladığından beri açıkça ortaya çıktı ki, Türk spor kamuoyunda hiçkimsenin bu krizin nasıl yönetilmesi gerektiği konusunda hiçbir fikri yok. Buna Türkiye Futbol Federasyonu da dahil tabii ki. Hatta geçenlerde yaptıkları basın açıklaması gösterdi ki, TFF yöneticileri, "özerk" bir kurumu yönettiklerinin bile farkında değiller.

Bildiğiniz gibi TFF, bu hafta ligleri onayladı ve "iddianame açıklanana kadar kafamızı kuma gömeceğiz" diye saçma sapan bir açıklama yaptı. Ortada 1,5 senedir devam eden bir operasyon ve buna bağlı olarak tutuklanmış ve yargılanmaları süresince tutuklu kalmaları için karar alınmış bir yığın adam var. Federasyon ise hala zaman kazanma çabasında, "iddianame" diye sayıklıyor. Acaba TFF'nin içerisinde iddianamenin ne olduğunu bilen bir allahın kulu var mı?

İddianame, savcının elindeki bulguları bir araya topladığı belgedir. Bu belgenin tek başına hiçbir hükmü yoktur. Hükmü veren adama "hakim" denir ve bir şey "iddia" edildi diye hakimin buna aynen katılması gibi bir zorunluluk yoktur. Yani, eğer illa ki bir şey beklenecekse, bu "hüküm" olmalıdır. "Biz iddianameyi bekleyeceğiz" demek abesle iştigaldir, nitekim bu belgenin içeriğinde bulunacak delil ve bulgular şu anda savcının elindedir. Özerk bir kurum olan federasyonun, kendi hükmünü vermek için savcıdan bu delilleri isteme hakkı vardır. Bakın Spor Hukuku Enstitüsünün açıklamasından bir parça size.
"Adli mercilerce, sportif mercilerin delillere ulaşmasını sağlaması, gizlilik kararının ihlali olmayacağı gibi, Anayasa’nın 59. maddesinde yerini almış olan Sportif Yargının işleyebilmesi için de bir yükümlülüğüdür."
Yani diyor ki, federasyonun kendi hükmünü verebilmek için delillere ulaşma hakkı anayasa tarafından koruma altındadır. Yani TFF, savcının elindeki delilleri talep edebilir ve kendi kararını bir an önce verebilir.

Bak bir de UEFA şunu diyor,
"UEFA requests the Turkish state authorities to pass on any relevant information regarding the ongoing investigations to the TFF as soon as possible, in order that sporting justice can be carried out in the most judicious manner."
Yani, UEFA kendi yaptığı açıklamada, savcıdan bu delilleri federasyona iletmesini istiyor. UEFA'nın parçası olduğunun farkında olmayan TFF ise "iddianame isterük" diyecek kadar şaşırabiliyor.

"O zaman federasyon, mahkemenin sonucunu beklesin" diyenler için de, yargı ve federasyonunu farklı amaçları olduğunu da hatıratmam gerekiyor. Şike operasyonu ve bu konuyla ilgili başlayacak mahkemenin amacı, gerçek kişilerin yargılanmasıdır. Yani mahkeme, tutukluların suçlu olup olmadıklarını, suçlularsa hangi suçları işlediklerini, (dolandırıcılık? örgüt kurmak?) ve işlenen bu suçların cezasının ne olduğunu karara bağlamaya çalışacaktır.

Öte yandan TFF'nin derdi ise, şu an elde bulunan belgelerde şike yapıldığının kanıtının olup olmadığıdır. Eğer söylendiği gibi, savcının elinde sağlam deliller varsa, şike yapıldığını kanıtlamak pek de zor değildir. Federasyon kendi kurulları ve komisyonlarıyla bu konuyu inceler ve kararını verir. Kararın sonucunda da eğer ortada bir suç varsa, suçlular TFF ve UEFA talimatnamelerine uygun şekilde cezalandırılır.

Ünal Aysal'ın dün yaptığı açıklama, aslında UEFA'nın yaptığı açıklamadan pek de farklı değildi. UEFA'da "bir an önce karar verin" diyor, Aysal da.

Peki UEFA'nın bir parçası olan TFF'nin Aysal'ın açıklamasına tepkisi ne?,
"Bu kapsamda, Galatasaray Kulübü'nü ve açıklamada imzası olan Sayın Başkan'ı, bu konuda sağduyulu davranmaya davet ediyor, benzeri açıklamaların devam etmesi halinde ise Futbol Disiplin Talimatı'nın ilgili hükümlerinin işletileceğini hatırlatıyoruz."
Buyrun burdan yakın. TFF, UEFA'nın isteğini yineleyen Ünal Aysal'ı düpedüz tehdit ediyor.

Tüm bu olayların bana göre en vahim yanı, TFF'nin bu şaşırmış halini sürdürmesi halinde Türk futbolunun çok ağır zararlar alabileceği gerçeği. UEFA'nın açıklamasından bir alıntı daha yapayım:
"UEFA wishes to underline that even after admission to a UEFA competition a decision to exclude a club from a competition, or from any future European competitions for a number of years, can be made at any time if it transpires that the club in question obtained qualification via manipulated or fixed matches"
Türkçesi: "Biz sizin lafınıza güvenir ve bu takımları turnuvalarımıza alırız. Ancak daha sonra bu takımların şike yaptığı anlaşılırsa, o zaman külahları değişiriz"

Bana göre TFF, son aldığı kararlarla çok büyük bir risk aldı ve bir an önce kendi karar alma mekanizmasını devreye sokmazsa, UEFA'nın, Türkiye'yi tüm turnuvalardan men etme olasılığı çok yüksek. Sen, kafana göre iddianame bekleme kararı alabilirsin ama UEFA senin keyfini beklemez. Yüz milyonlarca dolarlık sponsor geliriyle ayakta duran turnuvalarının lekelenmesi önlemek için seni "tedbir" olarak bile kapının önüne koyabilir; sana "git temizlen de gel" diyebilir. Eğer böyle bir olasılık gerçekleşirse, o zaman bu federasyon başkanı ve onun ekibi, Türk futbolunun göreceği zararın bedelini nasıl öder, en ufak bir fikrim yok.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder