23 Temmuz 2011 Cumartesi

Çözümsüzlüğü Çözme Vakti

Normal şartlarda Temmuz ayı sonları, Premier Lig'in başlamasının yaklaşmasıyla yavaştan heyecanlandığımız bir dönemdir. Ama bu sene durum farklı. Arsene Wenger ve onun akıl almaz politikaları sağolsun, Arsenal taraftarı depresyonun eşiğine gelmiş durumda ve yeni sezonu endişeyle bekliyor.

Arsenal Supporters Trust'ın sezon sonuda üyeleri arasında yaptığı ankette, takımın performansından memnun olanların oranı %24'te kaldı. Geçen sene, aynı ankette bu oran %60 idi. Daha da çarpıcı bir sonuç da, Cambridge Üniversitesi'yle birlikte çalışan, İngiliz hükümetinin resmi araştırma kurumu YouGov'ın, 13000 kişinin katılımıyla gerçekleştirdiği anketten geldi. Ankete katılanlardan, takımlardan ve hocalarından duydukları memnuniyeti 1 ile 10 arasında puanlandırmaları istendi. Bu puanlar toplandığında, performans memnuniyetinde Arsenal 20 takım arasında 16., hoca memnuniyetinde ise 14. sıradaydı. Ligi 4. bitirmiş bir takımın, bu kadar düşük sıralarda yer alması çok çarpıcı ve ne yazık ki sürpriz değil. Bu arada YouGov'un İngiliz hükümetinin politikalarını belirlerken verilerinden yararlandığı bir kurum olduğunu ve yaptığı araştırmaların verdiği isabetli sonuçlarla tanınan bir kurum olduğunu da hatırlatayım.

Peki, memnuniyetsizliği bilimsel olarak kanıtlanmış bir taraftara sahip olan Arsenal'in hocası ve yönetimi, bu soruna bir çare bulmak için, ligin başlamasına 3 hafta kala ne yaptı?

Gervinho'yu transfer etti.

Bu mudur yani?

Yahu nedir bu kaypaklık, nedir bu teslimiyet? Wenger'in akıl sağlığından ciddi anlamda şüphe etmeye başladım artık.

Ortada Samir Nasri diye bir adam var. Takımdan ayrılma istediğini açıkça ortaya koymuş. Kendisini Arsenal'in en çok kazanan 2. adamı yapacak sözleşmeyi elinin tersiyle itmiş. Satılmaması halinde önümüzdeki sezon serbest kalacak. Buna rağmen Manchester City 20 milyon pound öneriyor ve Valencia başkanı, "İyi bir teklif gelirse, Mata'yı satarız" diye açıklama yapıyor.

Yapılması gereken çok açık değil mi sizce?

Arsenal, takımdan ayrılmak isteyen bir adamdan kurtulup, Avrupa'nın en iyi genç orta saha oyuncularından birini alıyor ve bunu yaparken kasasından 1 kuruş çıkmıyor.

Neyi bekliyorsun Wenger efendi?

Üslübumun kusuruna bakmayın ama gerçekten şaşkınlıklar içerisindeyim. Wenger, neden hala basının karşısına çıkıp "Nasri belki takımda kalır" diye acınacak açıklamalar yapıyor? Anlayan varsa beri gelsin.

Gelelim Cesc konusuna.

Futbolda bazı şeyler, demokrasiyle, anlayışla, konuşmakla çözülmüyor. Bazen, futbolcunun, yola gelmek için anladığı şey kötek oluyor ve bunu zamanında yapmasını bilen Fergie ve Mourinho gibi hocalar boşuna kupaları sıralamıyor.

"Aman efendim Cesc, Barça'ya dönmek istiyor; Arsenal zorla onu tutuyor." gibisinden zırvalamaları Katalan medyası yapınca anlıyorum da, aklı başında futbol adamları bile bu kervana katılınca gerçekten şaşırıyorum. Yahu, Cesc'in madem İspanya'ya dönme gibi bir planı vardı, bundan 2 sene önce 6 senelik kontrata imza atarken aklı neredeydi? Hadi geçmiş olsun Fabregas kardeşim.

Cesc'in, şu anda tek ihtiyacı olan şey, masaya yumruğunu vurup, kendisine kontratının süresini hatırlatacak bir hoca. Çıkıp, "Barça £50m teklif yaparsa düşünürüz, aksi takdirde Cesc 2015'e kadar Arsenal'in oyuncusudur, bu konu da böyle kapanmıştır!" diyecek bir delikanlı. Chelsea, Modric için £30m'luk teklif yaptı. Ertesi gün Redknapp çıktı; "35 de teklif etseler satmam" dedi. Sonra da, Modric, Orlando Pirates maçına kaptan çıktı. Barcelona'nın Cesc için yaptığı resmi teklif £26m, Arsenal resmen Cesc'e yalvaran taraf konumuna getirilmiş durumda, her gün başka bir Barça'lı kendini bilmez medyaya bu konuda maymunluk yapıyor; Cesc önce Asya kampına katılmıyor; sonra da Almanya'ya "sakat" diye götürülmüyor.

Arsenal'i yöneten arkadaşlar, takımınızın kaptanını, kontratına saygı göstermesine ikna edecek testise sahip değilseniz, ya gidin testis nakli yaptırın; ya da işgal ettiğiniz koltukları boşaltın, testisli birileri gelsin otursun.

Bu olayın, böylesine yılan hikayesine dönmesinin 2 sebebi var: Bir, Barcelona, parayı basmak yerine çene yapmayı tercih ediyor. İki, Arsenal kulübünde, Barça'ya haddini bildirecek bir tek delikanlı yok. Futbolun başında, akıl sağlığından umudunu kestiğim, artık kendi yarattığı ütopyanın esiri olmuş bir delüzyonal, kulübün başında ise mali tablolara bakıp bakıp kendilerini sıvazlayan bir grup iş adamı oturuyor. Koskoca kulüpte, sürüp giden çözümsüzlüğü dağıtacak tek bir sağduyulu beyin, sesi gür çıkan tek bir adam yok.

3 hafta kaldı. Arsenal'in gaflet uykusundan uyanıp, takımın etrafındaki bulutları dağıtması için 3 haftası var. Wenger hala "İyi bir takımız" türküsünü söyleyip, 6 kere izlediği filmi 7. defa izlemeye kalkmak istiyorsa, denemesi bedava. Nitekim, Arsenal'in şu an elindeki takımın, son 2 sezondur çok yaklaştığı, "İlk 4'ün dışında kalma" başarısını gösterip Wenger'i kovdurma potansiyeli oldukça yüksek. Wenger, zannediyor ki, 6 kere yapıp hesabını vermediği hatayı, 7. sefer yaparsa bu yine yanına kalacak. Yukarıdaki memnuniyetsizlik istatistiklerini boşuna vermedik. Hodri meydan Wenger efendi..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder