11 Temmuz 2011 Pazartesi

Balık Baştan Kokacak Mı?

UEFA'nın "Financial Fair Play" kurallarından daha önce birkaç kere bahsettim. Konuyla ilgili biraz ön bilgi isteyenler, önce aşağıdaki linkleri ziyaret edebilirler.

"Yok ben biliyorum" diyenler ise daha önceki yazılardan birinden aldığım şu paragraf ile başlayabilirler:

"Diyebilirsiniz ki, "Ne olacak, Şeyhler basar parayı, arttırır kulübün gelirini". Ancak, bu noktada ilginç olan, FFP kriterlerinin "gelir"in tanımını da detaylı bir şekilde yapıyor oluşu. Maç günü gelirleri, televizyon, lig ve Avrupa kupalarından gelen paraya ek olarak, manipülasyona açık gibi görünün sponsor gelirlerine de bir kısıtlama getirilmiş durumda. FFP'ye göre, kulübün sponsorları, City'e, "piyasa değerinde" rakamlar önerebiliriler. Yani, City yarın çıkıp biz Etihad ile seneliği £50m'e anlaştık deyip şeyhlerin parasını Etihad üzerinden kulübe aktaramaz. Bu meblağ, piyasa değerinin çok üzerinde olacağı için, en basit tabirle, UEFA bunu "yemez"

Ben bunu kaleme alalı 9 ay olmuş ve UEFA'nın FFP kriterleri, daha tam kapasite yürürlüğe girmeden en büyük sınavını vermek üzere. Nitekim, yukarıdaki satırlarda örnek olarak verdiğim olay gerçekleşti ve Manchester City, stadının isim haklarını 10 yıllığına Etihad'a 400 milyon sterline sattığını açıkladı. Hani ben sponsoru doğru tutturmuşum da, rakamı biraz şaşırmışım.

Benim, bu senaryoyu 9 ay öncesinden tahmin etmiş olmam aslında pek sürpriz değil. UEFA, FFP'yi ilk açıkladığında herkesin ilk tepkisi, "Parası olan kılıfına uydurur" şeklindeydi. Konu Manchester City olunca, bu "kılıf" için olağan şüpheliler, tabi ki Abu Dhabi şeyhi Mansur'un diğer şirketleriydi. Avrupa futbolunu az biraz takip edenler, City ve bu şirketleri arasında bol sıfırlı sponsurluk anlaşmalarının açıklanmasını zaten bekliyorlardı. Bu sebepten dolayıdır ki, UEFA, kulüplerin sponsor gelirlerinin piyasa verileriyle uyumlu olması gereğini de kriterlerine ekledi. Ancak kuralı yazmak ve uygulamak tamamen farklı şeyler.

FFP'nin bu konudaki ilk zayıf noktası, yoruma açıklığı. Stadyum isim haklarının piyasa değerleri ve bunların ne kadar sınırlayıcı olacağı hakkında kesin olarak çizilmiş sınırlar yok. Yani, bu sponsorluk geliri için hangi miktar uçuktur, hangisi makuldür bunu kimsenin bildiği yok. Aslında şöyle söylemem gerekiyor. Biz City'nin açıkladığı bu anlaşmanın "hikaye" olduğunu biliyoruz da, UEFA bunu somut bir şekilde nasıl kanıtlayacak onu bilmiyoruz.

Stadyum isim hakları konusunda ilk "piyasa değeri" örneği tabii ki Emirates ve bu anlaşmadan Arsenal'in senelik geliri 3 milyon pound'cuk. Dünya çapındaki taraftar kitlesi City'den çok geniş olan, İngiltere'nin 4 büyüğünden birisi olan ve sürekli Şampiyonlar Ligi oynayıp stadyumu Londra'nın göbeğinde bulunan Arsenal'in, benzer bir havayolu şirketinden koparabildiği para, City'nin 3'te 1'inden az. Hadi Arsenal'i bir kenara koyalım, bu konudaki dünya rekoru olan JPMorgan Chase - Madison Square Garden anlaşması bile City'nin kazancının yarısından daha az bir mebla olan £187m'a imzalanmış durumda. Manchester'ın bile en ünlü stadı olmayan CoM'un, MSG'nin iki katı sponsorluk gelirini nasıl elde edildiğinin açıklandığı toplantıyı şahsen izlemek isterdim. Eğer UEFA, vaad ettiği kriterlerin arkasında duracaksa, City bu anlaşmayı gelip önce benim külahıma anlatmayı denese daha iyi bence.

UEFA'nın kriterlerinin arkasında durması olayı, bence FFP'nin ikinci zayıf noktası. Katar'ın kazandığı Dünya Kupası, bir kez daha gösterdi ki, eğer yeterince paranız varsa dünya futbolunda açamayacağınız kapı yok. UEFA, bu FFP işine pek bir azimle girdi, ancak arapların dolarlarının kokusu umarım bu azmi, cüzdan kaygısına dönüştürmez. Onlardan gelen ilk açıklamalar, bu konunun Finansal Kontrol Paneli tarafından uzman görüşleri alınarak inceleceği yönünde. Kulüp temsilcilerinden ilk tepki veren de Bayern'in ve Avrupa Kulüpler Birliğ'nin patronu olan Karl-Heinz Rummenigge'den geldi. Kendisi "Sanırım Man City, Şampiyonlar Ligi'ne gitmek için bizim bilmediğimiz bir yol biliyor" diyerek, UEFA'nın "FFP'ye uymazsanız turnuvalarımıza almayız" ilkesine göndermede bulundu.

Aslına bakarsanız, bu olayın erken açıklanması iyi oldu. Eğer UEFA, "balon" olduğu her halinden belli olan bu anlaşmayı onaylayıp City'e senede £40m pound hibe edilmesine göz yumacaksa, zaten FFP ile hiç uğraşmasın. Yarın Chelsea, bir Rus şirketiyle; United, Amerikalılarla olan bol sıfırlı anlaşmaları açıkladığında onlara da "Yürü ya kulum" demek zorunda kalacaklar ve FFP, daha yürürlüğe girmeden etkisiz hale getirilmiş bir proje olarak tarihteki yerini alacak. Olur da UEFA, bu anlaşmayı "adil" bulmazsa, işte o zaman City ve Chelsea gibi takımları ilginç birkaç yıl bekliyor olabilir. Bu sene £150m civarı bir zarar açıklaması beklenen Manchester City'nin, bu anlaşma onaylansa bile başabaş noktasına inmek için senelik gelirini £110m kadar arttırması gerektiğini hatırlatayım.


2 yorum:

  1. Eğer bu FFP yalan çıkarsa olan sadece küçük kulüplere olacak diyebilir miyiz? Onlar böyle anlaşmalar yapamayacaklar çünkü.

    YanıtlaSil
  2. sadece kucuk kulupler degil, basinda "sugar daddy" olmayan ve kendi imkanlarıyla gecinmeye calısan butun kulupler zarar gorecek..

    YanıtlaSil