2 Mayıs 2011 Pazartesi

Biraz Geç Kalmadın Mı?

Newcastle'a kendi sahanda kaybet, deplasmanda 4-0 öne geçtiğin maçı berabere bitir; Tottenham'a içerde 2-0'dan 2-3 yenil, deplasmanda 3-1'i koruyama; West Brom'dan 2 maçta 1 puan al, Sunderland'e 4 puan bırak; Liverpool'a karşı 98'de öne geçip maçı bağlayama...

Dün akşam ne atılan gole sevinebildim, ne de Arsenal'in galibiyetine. Tek düşündüğüm, bir sezonun daha nasıl aptalca çarçur edildiğiydi. Arsenal'li futbolcular, Man Utd karşısında çok iyi mücadele ettiler, gerçekten iyi bir performans ortaya koydular ama ne yazık ki günün sonunda bu performansın ekmeğini yiyen Chelsea oldu.

Sahadaki mücadeleye bakınca, aynı takımın son 7 haftada 13 puan kaybettiğine inanası gelmiyor insanın. Bu takım, Sunderland, Blackburn ve West Brom gibi İngiltere'nin en sıradan takımları karşısında neredeydi?

Dünkü maçı uzun uzun tartışmanın bir anlamı var mı, bilmiyorum. Arsenal açısından en olumlu gelişme, Ramsey'in çok talihsiz geçen bir sezonu iyi bir oyun ve golle bitiriyor olmasıydı. İlk bakışta Cesc'in sakatlığı şanssızlık gibi gözükse de Ramsey'in kendine güvenini kazanması açısından hayırlı oldu. Tabi ki Diaby'nin sakatlığının, Arsenal için her zaman hayırlı olduğunu da söylemeye gerek yok. Basında, Cesc'in "sakat" olmadığı ve Wenger aleyhindeki demeçleri yüzünden kenarda olduğu yazıldı bile, ancak böyle bir saçmalığı ihtimal vermek istemiyorum. Bu konuda üretebileceğim tek komplo teorisi, Arsenal'in Barça ile anlaşmış olması olur sanırım. Ama bildiğim kadarıyla iki tarafın önerdiği rakamlar arasında £30m kadar fark olduğu.

Dünkü maçta bir başka dikkat çeken olay da, aylar sonra ilk defa Song'un gerçek bir DM gibi oynamasıydı. İleride macera arayıp stoperleri maymun g*tü gibi açıkta bırakan versiyon yerine, Man Utd'ın tüm akınlarının merkezi olan Rooney'i bütün maç kovalayan bir Song izledik. Wilshere ve Ramsey de, Arsenal'in bütün United maçlarındaki zayıf noktası olan beklere yardım işini iyi yaptılar. Geçmişteki maçlardaki gibi Nani'yi, Clichy ile birebir kalırken neredeyse hiç görmedik. Gerçi her maç çok ciddi bir hataya imza atmayı alışkanlık haline getiren Clichy son dakikalarda neredeyse United'a bir penaltı hediye ediyordu. Neyse ki, Vidic'in ilk yarıdaki smaçını es geçen Chris Foy'da, United'a penaltı verecek yürek kalmamıştı.

Maça United açısından bakarsak, aslında fazla kendine güvenin geri teptiğini görüyoruz. Ferguson, belli ki Arsenal'e karşı her zaman yaptığı gibi geriye yaslanıp, kontralarla Arsenal'i yıkmayı planlamış. Bu planın işlemeyişinin nedenini aslında yukarıya yazdık: United'ın tüm akınlarının merkezi olan Rooney'nin, Song tarafından başarıyla kontrol edilmesi ve Arsenal beklerinin ihtiyaçları olan yardımı maç boyu alması. Bunun üzerine Koscielny ve Sczcesny'nin de çok iyi maç çıkarması United'ın işini iyice zorlaştırmış oldu. United'ın isteyerek üzerine çektiği Arsenal'in tek yapması gereken, son haftalarda çok zorlandığı gol üretimini gerçekleştirmekti, ki Ramsey kilidi açtığında United, takım olarak işlerinin zor olduğunun farkındaydı. Maç sonrası mikrofonları gören Fergie, "Bizim penaltımız daha netti" gibisinden bir açıklama yaptı ki, kaç tane kupa kazanırsa kazansın insanın içindeki ezik tarafın ölmediğinin kanıtı gibiydi.

Dediğim gibi, bu galibiyetin Arsenal açısından olumlu yanı sadece Ramsey'in kendine güveniyle sınırlı. Belki Wenger, Song'un bir DM olarak oynaması gerektiğini de anlamıştır dünkü maçtan sonra. Alınan skorun kaymağını asıl yiyen Chelsea tabi ki. Haftaya Old Trafford'tan galibiyet çıkarırlarsa 2 hafta kala averajla lider duruma geçecekler. Aksi halde, United turu atmış olacak. Taraftasız izleyici açısından heyecanlı bir hafta bizi bekliyor. Zaten Arsenal'in son 6 yıldaki misyonu bu: Tarafsız izleyici tatmin, taraflı izleyici verem etmek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder