12 Mayıs 2011 Perşembe

Arsenal Sezon Sonu Ahkamı: Kaleci

Premier Lig'de bir sezonun daha sonuna geldik. Ligin dibindeki mücadele hala devam ediyor olsa da, zirvenin sıralaması aşağı yukarı belli oldu gibi. Bu saattten sonra sonra yaşanabilecek tek değişiklik, Man City'nin, Arsenal'i geçerek sezonu 3. bitirmesi olabilir ki, böyle bir ihtimal bu yazının sonucuna pek de etki etmez. Nitekim, Wenger'in aksine, bendeniz için 2, 3 ya da 4.'lük arasında pek bir fark yok.

Bugün başlayacağım sezon değerlendirmesi, geçtiğimiz yıl içerisinde az çok bu satırları takip etme sabrını göstermiş azınlık için belki çok yeni bilgiler içermeyecek. Arsenal'in hemen hemen her maçından sonra buraya az çok bir şeyler yazmaya çalıştım. Bugünkü amacım da tüm parçaları bir araya toplamak ki, seneye Arsenal aynı hataları yaptığında, bu yazından bölümleri kopyalayıp yapıştırabileyim. Sezon değerlendirmesine, öncelikle tek tek oyunculara bireysel olarak bakmak istiyorum çünkü bir blog sahibi için, sezonun en keyifli kısmı, bu performanslar hakkında atıp tutarak ahkam kestikten sonra, "O kalsın, bu gitsin" edebiyatı yaptığımız bu dönem. İzninizle, atıp tutmaya kaleden başlamak istiyorum.

Wojciech Szczesny: Potansiyel, genç yetenek, geleceğin yıldızı... Arsenal taraftarının karnı bu kelimelere o kadar tok ki, eğer genç Polonyalı gerçekten büyük bir yetenekse bile kimse bunları duymak istemiyor. Bu sezon açıkça gösterdi ki, genç oyuncu, takımın diğer iki kalecisine oranla çok daha yetenekli ancak bir yandan da kıyaslama yaptığımız adamların hali de ortada. Bana göre, Szczesny, şu anda her yetenekli genç futbolcunun yaşadığı "balayı" dönemini yaşamakta. Kulübeden gelip, bir süre iyi performans göstermek ile, takımın 50 maçlık sezonunun yükünü kaldırmak bambaşka şeyler. Bu sezonki Almunia ve Fabianski gibi felaketlerden sonra Szczesny'nin performansları etkileyici gözüktü ancak kendisinin, Arsenal kalesinin sorumluluğuna hazır olup olmadığı tartışılır. Eğer, Arsenal'in 1 numaralı formasını devralırsa, yaşadığı balayının hızla sona erişini izlemek zorunda kalabilir.

Futbolda sadece yetenekle gelinebilecek yerler kısıtlıdır. Hele ki kaleci pozisyonu için tecrübenin önemini hepimiz biliyoruz. Arsenal takımında, şu an için, Szczesny'e yol gösterecek hiç kimse yok ve bu demek oluyor ki, genç kaleci formayı üstüne geçirip hata yaparak tecrübe kazanmak zorunda. Maalesef son 6 yılını genç futbolcu hatalarına harcamış bir takımın böyle bir ihtimale tahammülü pek kalmadı. Eğer Wenger, bu yaz tecrübeli bir kaleciyi takıma kazandırmazsa, genç öğrencisinin sırtına büyük bir yük yüklemiş olacak. Önümüzdeki sezon açılır da, ilk maçlarda Szczesny bir kaç hata yapar ve güven kaybı yaşarsa, bütün yıl, kendisi ve Arsenal açısından bitmek bilmeyen bir işkenceye dönebilir. Ben, kendisinin bu takımda geleceği olduğuna inanıyorum ancak yedek kulübesine bir kaç sezon daha sabretmesi gerek. Eğer Wenger, Szczesny'nin önünü kapamamak için Neuer, De Gea, Lloris gibi isimlere yönelmezse belki bunu anlarım, ancak Schwarzer, Given gibi bir mentoru takıma kazandırması şart. Sezon içerisinde, A takımda oynama konusunda sabırsız olduğunu gösteren açıklamalar yapan Szczesny'nin de bunun kendisi için en iyisi olduğunu anlamasi gerek tabi ki.

Sonuç: Geleceğin birinci kalecisi ancak biraz daha sabretmeli.

Manuel Almunia: Yazık bu adama. Eğer bugün hakettiği gibi Getafe'nin kalesini koruyor olsaydı, mutlu bir hayatı olurdu. Wenger'in, kendisi üzerindeki ısrarı hem yıllarını verdiği takımın taraftarını kendisinden nefret ettirdi, hem de Almunia, daha az baskı altında olacağı bir takımda oynayarak saygıdeğer bir kariyer yapma fırsatından oldu. Bugün geldiği noktada, kim kendisine kale emanet eder bilmiyorum ancak Wenger, bu yaz, 4 sene geç kaldığını yapıp Almunia'dan kurtulmazsa resmen kendi ipini çekmiş olur.

Oturup, Almunia'nın bu sezonki performansını değerlendirip vakit kaybetmek istemiyorum. Kendisi, Arsenal'in başına gelmiş en büyük felaketlerden birisi ve bu takımdaki hala süregelen varlığı, bana göre Arsene Wenger'in kariyerinde koskocaman bir leke.

Sonuç: İspanya Ligi'nin sıradan bir takımına satıla.

Lucasz Fabianski: Bizim memlekette otopark mafyasının her boş araziyi kapattığı gibi, Polonya mafyası da Arsenal'deki kaleci pozisyonunu tekeli altına almaya çalışıyor sanırım. Hadi Szczesny'de bir ümit var da, bu adam neden Arsenal kadrosunda, anlayan bana da anlatsın. Normal insan gözüyle bakınca berbat bir kaleci ancak Wenger'in gözünden dünya çapında bir potansiyel kendisi. Maalesef, bu sezon ölümcül hata yapmadan 3-4 maç oynamayı başardı ve bu kadarcık performans bile, ortalamaların ödüllendirildiği Wenger kültüründe kendisinin takımdaki yerini koruması için yeterli olacak. Şahsen, ben kendisinin 3. kaleci olmasından bile rahatsızım, nitekim bu sezon gösterdi ki, sezon içerisinde 3. kaleciye ihtiyacınız olan günler de gelebiliyor.

Fabianski'nin kalede olduğu her maçların ortak özelliği, arkalarını koruyan adama güvenmeyen stoperlerin, yaşadığı paniğin takımın kollektif savunmasını baltalayışı oluyor. Kaleden yayılan güvensizlik dalgaları önce defans dörtlüsünü, sonra da orta sahayı vurarak, Arsenal'in genel bir panik havasına sürüklüyor. Bana göre, bu dünya çapındaki potansiyel, büyüyünce Almunia olacak. Umarız o günleri görmeyiz.

Sonuç: Bana göre boşa masraf kendisi ama 3. kaleci olarak kalmasına da razıyım şimdilik.

Jens Lehmann: Değeri 1 milyar pounda yaklaşan kulübü, emekli kalecilere mahkum ettiği için Arsene Wenger'i ne kadar kutlasak azdır. Benim için, Jens Lehmann adı, bundan böyle Wenger'in basiratesizliği ile eşanlamlı olacak. Ondan öte, kendisinin Arsenal kadrosunda pek de yeri yok. Zamanında yetenekli bir kaleci olmuş olsa bile, "deli" lakabını alan kişiliği, takımın genç kalecileri için ideal bir mentor olmasını engelliyor. Zaten sadece mentor olacak diye emekli adamı kadroda tutmak da saçmalığın daniskası olur.

Sonuç: Delisin delisin delisin...

En bir sonuç:
Almunia'nın ayrılışının kesin olması, Wenger'in bu yaz bir kaleci alacağı anlamına geliyor. Benim tercihim tabi ki, Neuer, De Gea, Lloris, Stekelenburg, Hart, Reina gibi bir adam olur ancak Given gibi bir tecrübeye de razıyım. Yeter ki, Arsenal sezona Szczesny, Fabiaski ve 9 yaşında bir çocuk üçlüsüyle başlamasın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder