28 Mayıs 2011 Cumartesi

Arsenal Sezon Sonu Ahkamı: Hücum

Robin Van Persie
RVP, ligin sonunda tamamen dağılan Arsenal takımının ayakta kalan bir kaç adamından birisi oldu. Sezonu 19 gol ve kendi standartlarının çok üzerinde maç oynayarak kapatan Hollandalının, son birkaç sezondaki yaraları sardığını söyleyebiliriz. Eğer bardağı dolu gören biriyseniz, kendisinin kariyerinin en üretken dönemine geldiğini ve bundan sonraki bir kaç sezon iyice patlama yapacağına da inanabilirsiniz ki, benim de buna diyecek bir şeyim olmaz. RVP açısından, kağıt üzerinde, iyi bir sezonu geride bıraktık ve bunun daha kötüye gitmesi için bir sebep yok.

Yoksa var mı?

Biraz acımasız olacak biliyorum ancak ben RVP'nin, Arsenal'in kronik problemlerinden birisi olduğunu düşünüyorum. Kendisinin kaliteli bir oyuncu olduğuna şüphe yok ancak sezonu kapatmaya bir kontrolsüz hareket kadar yakın oluşu büyük bir problem. Son 4-5 yıl gösterdi ki, RVP her sezonun kritik bir bölümünü sakatlık yüzünden kaçırmakta ve takımın gol umutlarını yedek forvetlere bırakmakta. Bu durum, Arsene Wenger'in kaliteli yedek bulundurmama politikasıyla birleştiğinde Arsenal'e ciddi zararlar verebiliyor. Bana göre Wenger, "Nasıl olsa RVP var" diyerek, sağlam bir forvet almadığı her sezona risk alarak başlıyor, ama tabi kendisinin en sevdiği şey bu. Risk almak ve bunların elinde patlamasını tekrar tekrar izlemek.

RVP'nin kalitesini tartışmak istemiyorum ancak kendisinin oyunuyla ilgili ufak bir eleştirim var. Persie'nin bu sezon attığı golleri arka arkaya dizip izlerseniz, neredeyse tamamımının ceza sahasında ayağına oturan volelerden geldiğini görürsünüz. Karşı takım ceza sahasındaki boğuşmalarda pek bir ürkek olan Persie'nin, rakip stoperlerin üzerinden vurduğu bir kafaya rastlamanız zor. Bu duruma, kendisinin zayıf fiziği kadar, ceza sahası dışı oyununa biraz fazla konsantre olması da sebep oluyor. Öyle ki, Arsenal'in bu sezon rekor sayıda başarısız orta yapmasının sebeplerinden biri de, RVP'nin hep yanlış yerlerde yakalanıyor oluşu. Eğer, Man Utd'lı Hernandez'in attığı gollere bakarsanız, ceza sahası içerisinde etkili olmak için çok güçlü bir fiziğe sahip olmanız gerekmediğini görürsünüz. Doğru zamanda, doğru yerde pozisyon alarak bir araba dolusu gol atmanız mümkün. RVP'nin, Arsenal orta sahasındaki pas trafiğinde kaybolmayı bırakıp, fırsatçılığı üzerinde ciddi çalışması gerekiyor.

Dediğim gibi, belki biraz acımımasız davranıyor olabilirim. Sonuçta, RVP takımın en golcü oyuncusu. Ona gelene kadar, kendine çeki düzen vermesi gereken belki 20 tane adam var. Zaten, bütün sezon boyunca RVP'yi eleştiren de tek bir satır yazmadık. Sezon sonu gelmişken bu noktayı paylaşmak istedim. RVP, ne kadar iyi olursa olsun, arkasında ona rakip olabilecek bir yedeğe ihtiyacı var ama Wenger'in, bu yaz forvet arayışında olacağını hiç zannetmiyorum.

Sonuç: Çok iyi ve daha da iyi olmaması için hiç bir sebep yok.

Samir Nasri
PFD tarafından yılın futbolcusu adayı gösterilen 2 Arsenalliden birisi Nasri. Sezonun ilk yarısında oynadığı futbol göz kamaştırdı. İkinci yarı bütün takımla beraber o da duruldu. Hani futbolda "Her an skoru değiştirebilecek oyuncu" diye bir laf var ya, işte kendisi bu tanıma cuk diye oturan bir arkadaşımız.

Nasri, Arsenal'e transfer olduğu günden beri düzenli olarak kendini geliştirmekte ve bu yönüyle, Wenger'in hayal kırıklığı yaratan gençlik projesinin tek istisnası durumunda. Kendisi ayrıca, para harcadığınız zaman kaliteli adamlar alabileceğinizin de kanıtı.

Bu sene, Nasri'yi öne çıkaran, geçtiğimiz yıllara göre oldukça efektif hale gelen oyunu oldu. Arsenal'e geldiği ilk yıllarda, topla oynamayı daha çok seven ve bu yüzden Premier Lig'in sert savunmaları karşısında zorlanan genç oyuncu, bu sene top ayağındayken çok daha etkiliydi. Kendisinin özellikle RVP ile çok iyi anlaşması, sezonun ilk yarısında Arsenal açısından oldukça yararlı oldu.

Nasri, sahip olduğu yeteneklerle, Fabregas'ın doğal bir ikamesi olsa da, Arsene Wenger, mecbur kalmadıkça, onu, orta sahanın göbeğinde oynatmıyor. Bunun sebebinin, Nasri'nin sahip olduğu ofansif yetenekler olduğunu tahmin etmek güç değil. Rakip kaleye yakın olduğunda, kendisinin ne kadar tehlikeli olduğunu bu sezon iyice öğrenmiş olduk. Bu ek olarak, Nasri, Arsenal kadrosundaki en iyi savunma yapan açık oyuncusu konumunda. Kendisinin göbekte oynayıp, kanatta Arsavin'in oynadığı maçlarda Clichy'nin ne hallere düştüğünü hep beraber gördük.

Ben bu satırları yazarken, Nasri, Arsenal yönetimini pazarlık masasında terletmek ile meşgul. 1 sene daha kontratı olan Nasri'nin, bu seneki performansına dayanarak zam istediği, Arsenal yönetiminin de, önümüzdeki sezon bedelsiz serbest kalmaması için kendisine imza attırmaya çalıştığı bilinen gerçekler. Nasri önümüzdeki 1 ay içerisinde imza atmazsa, büyük ihtimal bu yaz kendisine gelen tekliflerden birisi Arsenal tarafından değerlendirilecek. Aynı durum, Clichy için de söz konusu. Zaten Fabregas'ın geleceğinin belirsiz olduğu bir ortamda, eğer Wenger, Nasri'yi de kaybederse, seneye Arsenal'i çok zor günler bekleyebilir. Nasri de bunun farkında olarak çatır çatır pazarlık yapıyor tabi ki.

Sonuç: Denilson'dan açılan maaş bütçesi kendisine verin ve takımda tutun.

Andrey Arshavin
Arsene Wenger'in son 5 senedeki en büyük hatası sürekli olarak "ısrar" etmesi. Wenger, bazı oyuncular üzerinde öylesine ısrar ediyor ki, taraftarı o oyuncudan nefret etme noktasına kadar getiriyor. Andrey Arshavin'in hikayesi, Wenger'in bu ısrarının, oyuncuları nasıl olumsuz etkilediğinin iyi bir göstergesi. Geçen sezon, neredeyse her Arsenal maçından sonra, Arshavin'i eleştirdim, bir dolu tabloyla, grafikle onun ne kadar verimsiz bir oyun oynadığını anlattım. Bu sene de, bu verimsizliğin sebebini, Arshavin'in uyum sorununa bağlamaya çalışan bir yazı yazdım. Sebebi ne olursa olsun, Küçük Rus'un bir türlü isteneni veremediği açıkça ortadaydı. Buna karşılık, Arsene Wenger, Arshavin'in geçen seneki verimsizliği görmezden gelmekle yetindi ve hatta rus oyuncudan çok memnun olduğunu her fırsatta belirtti. Zaten, Arshavin de geçen sezonu, takımın en çok ilk 11 başlayan adamı olarak kapattı.

Ortada bir sorun varsa ve teknik direktörünüz bunu görmezden gelip, kendiliğinden geçmesini bekliyorsa, kendisine boşuna para ödüyorsunuz demektir. Geçen sene, Arshavin, belli ki uyum sorunu yaşadı ve Wenger bu problemi dikkate alıp da yaz boyunca üzerinde çalışmadı. Küçük Rus, bu sezona daha da kötü bir performansla başladı ve Wenger'in onun üzerindeki ısrarı, Emirates'te bir takım homurtular yükselinceye kadar devam etti. Bu noktadan sonra, sakatlıktan dönen Walcott formayı aldı ve sakatlıkların elverdiği süre içerisinde Nasri ile birlikte ilk 11'in ilk tercihi olarak devam etti. Yani, Arshavin, 1,5 yıllık ısrarın sonucunda zerre yol katedemeden kulübeye dönmüş oldu. Wenger, belki bu kulübeye yollama işini geçen sene yapıp, Arshavin'e kendisine çeki düzen vermesi için yardımcı olsaydı, bu sezon Küçük Rus'tan daha çok verim alacaktı. Ama maalesef, Wenger'in dünyasında "çözüm" diye bir şey yok, onun yerine "inkar" ve "ısrar" var.

Bana göre, Arshavin, Arsenal kadrosundaki en kötü oyuncu değil ancak "Para ediyorken satalım" kategorisinin en tepesinde o var. Kendisinin, bu saatten sonra daha iyiye gitmesi veya bir anda takıma uyum sağlaması zor gözüktüğünden, bana göre, İtalya, Rusya ve Türkiye'den ciddi talipleri varken elden çıkarılmalı.

Sonuç: Olmayacak dua

Theo Walcott
Benim için hakkında yorum yapmanın en zor olduğu oyuncu belki de Walcott. Gününde olduğu zaman durdurulamaz bir oyuncuya dönüşen bu adamın, istikrarlı bir sezon geçirdiğini görebilecek miyiz, bilmiyorum.

Belki Arsenal taraftarının kendisinden beklediği büyük patlamayı henüz yapamadı ancak Walcott'un da, aynı Nasri gibi, yol katettiği bir gerçek. Bu sene, zaman zaman tek başına maç alan performanslar ortaya koyan genç oyuncunun, defansif disiplini de adeta sıçrama yaparak arttı. Bu defansif gelişmenin, şu an önündeki en büyük engel, Walcott'un ikili mücadelelerde hala biraz ürkek olması. RVP ve Cesg gibi, o da vücuduna %100 güvenemeyenler kulübünde.

Her ne kadar kötü bir sezon geçirmemiş olsa da, Walcott'a senelerdir yöneltilen klasik eleştiriler hala geçerliliğini koruyor gibi. Bir ilk onbir adamı olmadığı ve hep bir "supersub" olarak kalacağı, kanat bindirmelerini sonuçlandırırken aldığı kararların yanlış olduğu ve kendisinin sadece hızdan ibaret bir futbolcu olduğu gibi klasik eleştiriler, Walcott'un gelişimiyle beraber yavaştan ortadan kaybolsalar da, şimdilik tamamen geçersiz olduklarını söyleyemeyiz. Genç oyuncu, gerek sakatlıklarıyla, gerekse istikrarsız performanslarıyla, hala bir sezonda 50 maça kaldıracak bir ilk onbir adamı görüntüsü vermiyor. Kanat bindirmelerindeki problemler hala devam etmekte ki, bu sezon açıkça görüldü ki, eğer Walcott her topu aldığında kaleye yönelirse daha etkili oluyor. Kendisinin bu sene geliştirdiği noktalardan birisi de şutları ancak ben aynı gelişimi orta ve paslarda da görmek isterdim açıkçası. Gerçi ortalar konusu bu sene bütün Arsenalli futbolcuların ortak problemi olduğundan, Walcott'u bu konuda eleştirmek çok da isabetli olmaz. Belli ki ortada bir taktiksel sorun var.

Dediğim gibi, Walcott hakkında yorum yapmak zor. Kendisini Barcelona'nın sol kanadını peşine takmış yardırırken izleyip hayran kalmamanız mümkün değil. Ancak, aynı adam, kompakt savunma yapan daha mütevazi takımlara karşı bir o kadar da sıradan görünüyor. Sanırım kendisini hala "potansiyel" olarak değerlendirmek zorundayız. Beklentiyi karşılayıp karşılamayacağının kararı ne zaman alınır, orası ayrı bir tartışma konusu.

Sonuç: Olacak dua

Marouane Chamakh
Sezonun en garip hikayelerinden birisi Chamakh'a ait. RVP'nin takıma döndüğü Aralık ayına kadar bütün maçlara ilk onbir çıkıp 6 gol atan Chamakh, Aralık ayında "yorgunluk" nedeniyle kulübeye çekildi ve ordan sonra da kendisinden haber alan olmadı. Aralık-Mayıs arası 6 ayda, attığı toplam gol sayısı 1 ve o da kupada Leyton Orient'e karşı.

Chamakh'ın takımdaki ilk birkaç ayı aslında oldukça umut vericiydi. İleride çok çalışan, iyi paslaşan ve gerektiğinde gol de atan bir forvet görüntüsü çizen Faslı oyuncu, Arsenal'in aradığı adam olabileceğinin izlenimini veriyordu. RVP'nin kadroya dönmesiyle, kendisinin iyi bir forvet ve faydalı bir rotasyon oyuncusuna dönmesini bekleyen bizleri ise ufak bir şok bekliyordu. Önce "ağır yorgunluk" sebebiyle bir süreyi dinlendirilerek geçiren Chamakh, daha sonra yedek soyunarak çıktığı maçlarda hiç bir katkı yapamayıp formayı Bendtner'e kaptırıyordu.

Kendisinin yaşadığı basit bir form düşüklüğü müdür, yoksa basına yansımayan başka problemler mi vardı pek bir fikrim yok. Ligin ilk 3 ayında sürekli ilk onbir başladıktan sonra, Wenger'in başı sıkıştığında sahaya attığı bir adama dönüşünce momentumunu kaybetmesi tabi ki normal. Bana asıl ilginç gelen, Arshavin'in formsuzluğuna, Walcott'un sakatlığına rağmen, Wenger'in son 6 ayda tek 1 kere bile RVP'yi sola çekip Chamakh'ı forvette sahaya sürmemesiydi. Wenger'in taktiksel çeşitlilikten ısrarla kaçmasının kötü etkilediği tek adam da Chamakh değil zaten.

Önümüzdeki sezon, Chamakh'a, kendini kanıtlaması için bir şans daha verilecektir. Bu şansı nasıl kullanacağı da Arsenal'deki geleceğini şekillendirecek. Nedense, kendisinden pek ümitli değilim ben.

Sonuç: Şimdilik 3. forvet

Nicklas Bendtner
Geçtiğimiz bir kaç sezondaki tüm Arsenal yazılarında yerden yere vurduğum Bendtner'i, bu yazıda hiç eleştirmek istemiyorum. Nitekim, Chamakh'tan bahsederken değindiğim, Wenger'in taktiksel obsesyonundan en çok çeken adam oldu kendisi. RVP'nin nispeten sağlıklı bir sezon geçirmesiyle oynadığı toplam süre, bir önceki sezona nazaran, yarı yarıya düşen Bendtner, bu sürenin büyük çoğunluğunu son 20 dakikada, Walcott'un yerine oyuna girip sağ açık oynayarak geçirdi. Doğal olarak da, bu bölgede hiç bir varlık gösteremedi.

Wenger'in artık iyiden iyiye sıyırdığının bir başka göstergesi aslında bu. Bendtner, ömrünü forvet oynayarak geçirmiş, bir kanat oyuncusunda olması gereken hiç bir fiziksel ve mental özelliği üzerinde bulundurmayan bir adam. Bir forvet olarak kendini Arsenal taraftarına kanıtlamaya uğraştığı bir dönemde, kendisini sürekli sağ kanada atarak, Wenger'in neyi başarmaya çalıştığını anlamak için ilahi güçlere sahip olmak gerekiyor.

Arsenal, sezon boyunca en az 10 tane maçta rakip savunmayı açma zorluğu yüzünden puan kaybetti. Bu maçların hiç birinde, Arsene Wenger, "Şu bizim uzun Danimarkalı oğlanı ceza sahasına koyayım belki 2 kafa topu alır" diye aklından geçirmedi. RVP, 70 dakika hiç bir varlık gösteremediği maçlarda bile pozisyonunu korudu; değişiklik hep Walcott, Arshavin ve Bendtner arasında yapıldı ve sonuç hep hüsran oldu.

Kendisini çok sevmem ancak, Bendtner'in Arsenal'i terk etmek isteyişini anlıyorum. Bu yaz büyük ihtimalle ayrılacak ve buna da çok üzüleceğimi söyleyemem. Tabi ki bunun gerçekleşmesi durumunda Wenger'in, çok sağlam bir forvet alması gerekecek. Mümkünse, RVP'yi de yedek bırakacak kalitede bir forvet.

Sonuç: Bağlasan durmaz

En bir sonuç: Hernandez-Rooney-Berba, Drogba-Torres, Carroll-Suarez, Balotelli-Tevez-Dzeko, Premier Lig'in tepesindeki takımların tamamının birden fazla kaliteli golcüleri var. Bu şartlar altında, ligin en kırılgan adamlarından birisini barındıran Arsenal hücum hattının, kaliteli bir yedek forveti olmaması çok büyük bir eksiklik. Bendtner'in de takımdan ayrıldığını göz önüne alırsak, bu yaz, Wenger'in forvet transferi yapması farz. Forvet derken, Leyton Orient'in 20 yaşındaki, gelecek vadeden Kongo asıllı Fransız oyuncusu Coco Jambo'dan bahsetmiyorum tabi ki. Kendini üst düzey seviyede kanıtlamış, kariyerli bir adam (Benzema?) alınmayacaksa hiç zahmet edilmesin.

Hücum hattının iki kenarı da Nasri'nin gitme/kalma kararından sonra tekrar şekillenecek gibi. Wenger'in scoutları Eden Hazard'ı 2 yaşından beri takip etmekte ama bu transfer bu yaz gerçekleşir mi göreceğiz. Onun dışında, Ashley Young gibi bir adam Villa'dan kurtarılmayı bekliyor. Nasri, Clichy, Fabregas, Bendtner gibi adamların kaderleri belli olduktan sonra bir transfer hareketliliği beklememiz mümkün.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder