14 Mayıs 2011 Cumartesi

Arsenal Sezon Sonu Ahkamı: Defans

Johan Djourou: Arsenal, bugün Şampiyonlar Ligi'ne gidiyorsa, bana göre bunu 2 adama borçlu ki bunlardan birisi de Djourou. Yanlış anlaşılmasın, JD, Arsenal'i tek başına sırtlayacak kadar muhteşem bir sezon geçirmedi. Ancak, 1 yıllık sakatlık döneminden gelip, ilk 11'deki formayı Squillaci'nin elinden almasaydı, bana göre, takım ligi ilk 4 bitirmekte zorlanacaktı.

Fizik olarak baktığınızda, JD, aslında Arsenal'in aradığı stoperin özelliklerini taşıyor. Üstelik, boyuna rağmen topla oyunu da gayet yeterli. Ancak, mental ve liderlik vasıfları açısından değerlendirirseniz, hala katetmesi gereken çok yol olduğunu görürsünüz. Aynı, Szczesny gibi, ilk 11'e yerleşmesini takip eden 2-3 ay boyunca bir "balayı" dönemi yaşayan Djourou, Vermaelen'in geri dönmeyeceği anlaşılıp sırtındaki sorumluluk artınca, yavaştan bir form düşüklüğü yaşadı. Arsenal'in, sezon sonunda yaşadığı kan kaybında, aslında onun form düşüklüğünün direk etkisi var, çünkü, bu dönemde yenilen gollerin büyük çoğunluğu duran toplardan geldi. Balayı süresince, ceza sahası içerisindeki tüm topları çıkıp alan Djourou, son dönemde hep yanlış yerlerde yakalandı.

Ben, Djourou'nun Arsenal'de bir geleceği olduğuna inanıyorum. Özellikle bu sezon gösterdiği gelişime devam ederse, 1-2 sezon içerisinde ilk onbire yerleşmesi mümkün. Ancak, aynı Szczesny gibi, o da kendisine yol gösterecek tecrübeli bir mentorun yokluğunu çekmekte. Arsenal, teknik kadrosunun yarısı, geçmişinde defans oynamış adamlardan oluşsa da, sahadaki performansıyla örnek olan bir mentorun yerini hiç bir şey tutmuyor.

Sonuç: İyi bir yedek stoper..

Laurent Koscielny: Çok ilginç bir adam Koscielny aslında. Oyun zekası çok yüksek, pozisyon almasını çok iyi biliyor, topla çok rahat ve bir stopere göre oldukça süratli. Gel gelelim, kendisi Premier Lig standarlarına göre bir fazla çelimsiz. Hani, yer tutmasını ne kadar iyi bilirseniz bilin, Stoke City'nin azmanları, bir duran topta, hep beraber ceza sahanıza geldiğinde, stoperleriniz işlevinden çok boyu önemli hale geliyor. Eğer, stoper ikiliniz yeterli fiziksel etkiye sahip değilse, yediğiniz gollerin %55'i de duran toplardan oluyor.

Arsenal'in, Barcelona ile oynadığı 2 maçı izlerseniz, Koscielny'nin ne kadar kaliteli bir stoper olduğunu açıkça gözlemleyebilirsiniz. 2. maçta RVP atılıp da Arsenal dağılana kadar Koscielny, mükemmele yakın bir futbol oynadı. Tabi, onun böylesine parladığı takımın, hava toplarını neredeyse hiç düşünmeyen Barcelona olması da tesadüf değil. Aynı adamı Stoke, Bolton, Everton karşısında izlediğinizde ortaya bambaşka bir tablo çıkıyor.

Koscielny'i ilginç yapan, fiziksel eksikliğinin onun bir safkan bir Premier Lig stoperi olmasına izin vermeyecek olması. Belki çok dominant bir partnerle oynarsa bu eksikliği fazla göze batmaz ancak onun için de yanlış kulübün formasını giyiyor. Doğru kullanıldığı takdirde Arsenal kadrosunda geleceği olan bir adam kendisi. Umarım, yanlış partnerler yüzünden harcanmaz.

Sonuç: Kaliteli bir yedek stoper.

Sebestien Squillaci: Arsene Wenger'in, Mikael Silvestre'den boşalan "Boktan Fransız stoper" kontenjanı için özenle seçtiği bir arkadaş kendisi. Bu sezonki en göze çarpan başarısı "Wenger döneminin en kötü transfleri" listesinde Francis Jeffers'in 10 senedir koruduğu birinciliğini zorlamak oldu. Hani genç oyuncularda yapılan transfer yanlışlarını anlarım belki de, 30 yaşında bir adamı alınıp da bu kadar kötü çıkması, Wenger'in son yıllarda iyiden iyiye yoldan çıktığının göstergesi gibi.

Squillaci'yi korkutucu yapan, sadece gösterdiği vasat performanslar değil; kendisinin, her sahaya adım attığında, tüm takıma yaydığı panik havası.. Bunun en çarpıcı örneğini görmek için 4-4 biten Newcastle maçına bakmanız mümkün. 50. dakikada sakatlanan Djourou sahadan çıkarken, Arsenal 4-0 öndeydi. Squillaci'nin girişiyle başlayan paniğin sonucu da felaket oldu. 2 hafta önceki Man Utd maçında, sakatlanan Djourou'nun yerine oyuna girerken de, Emirates'te bir "eyvah" uğultusu yükseliyordu.

Belli ki, bu adamın defanstaki varlığı kimseye güven vermiyor. Wenger'in, bir an önce yanlıştan dönüp kendisini Fransa'ya geri yollaması gerekiyor. Arsenal gibi kamyon yüküyle gencin sırada beklediği bir kulüpte, beş para etmez veteranlara verilecek her kuruş ve dakikaya yazıktır.

Sonuç: Geldiği gibi gitsin.

Thomas Vermaelen: Bu sezon neredeyse hiç oynamayan Verminatör hakkında bir değerlendirme yapmamız zor. Kendisini bir sezon öncesinden "İyi bilirdik" ve önümüzdeki sezon eski formuna dönmesini ummaktan başka çaremiz yok. Sağlık olduğunda Arsenal'in en iyi stoperi olan Vermaelen'in kaliteli bir partnerle oyununu daha da yükseltmesi mümkün ama tabi gelin bunu Wenger'e anlatın.

Bu arada Wenger demişken, Fransızın, Vermaelen'in dönüşü konusunda gözümüzün içine baka baka yalan söylediğini de hatırlatmamız gerekiyor. Ara transfer döneminde stoper alıp almayacağını soran gazetecilere, "Vermaelen Mart ayında dönüyor; gerek yok" diyen Wenger, 1 ay sonra yaptığı, "Vermaelen'in bu sezon dönmeyeceğini zaten biliyordum" açıklamasıyla, kendisinden transfer bekleyen taraftara attığı kazıklara yeni bir tanesini eklemişti.

Sonuç: Son bıraktığımızda çok iyi adamdı. Umarım aynen döner.

Bacary Sagna: Arsenal'in şu anki kadrosunun en istikrarlı ismi kesinlikle Sagna. Kendisi bana göre dünyanın en iyi sağ beklerinden birisi ve her sezon kötü oynadığı maçların sayısı 1-2 taneyi geçmez. Defansif özellikleri oldukça etkileyici olan Sagna'nın, ofansif oyununda hala gelişime açık yerler var. Sanırım, şu anda Arsenal kadrosunda yerini hiç bir şekilde tartışmayacağım bir adam varsa o da kendisi. O yüzden kendisinin değerlendirmesini kısa tutuyorum.

Sonuç: Aynen devam.

Gael Clichy: Modern futbol, bekleri 90 metrede çalışan işçiler haline getirdi ve Clichy'de bu akımın başarılı temsilcilerinden. Sagna ile birlikte bütün maç ileri geri çalışıp, orta sahaya ve hücuma sürekli yardım etmeleri, Arsenal'in oynamak istediği futbol açısından çok önemli. Zaten şu an Barcelona'nın da kendisinin peşinde olması da bu yüzden. Clichy'nin sol taraftaki sürekli varlığı, modern formasyonları uygulamak isteyen her hocanın arayıp da bulamadığı şey.

Clichy'nin çalıştığı 90 metrenin 88'ine diyecek hiç bir şeyim yok. Ancak, kendisinin ilk ve son 1 metrede kronik problemleri var. Kronik diyorum çünkü, kendisi bu takımın en tecrübeli oyuncularından birisi ve bir takım hataları senelerdir futbolundan ayıklayamadı. Fransızın ilk metredeki sorunu, defans çizgisini korumakta zorlanıyor oluşu. Arsenal'in rakibe karşı karşıya pozisyon verdiği maçların klasik içeriği, 2 stoper ve Sagna'nın oluşturduğu ofsayt hattını Clichy'nin bozduğu tekrar görüntüleri. Clichy'nin gerideki bir başka defosu da, her maç mutlaka kritik bir bireysel hataya imza atması. Son 2 sezondur önünde Arshavin'in oynaması ve onun aksattığı defansif görevlerin sonuçlarına Clichy'nin katlanması sebebiyle, bu bireysel hatalara biraz daha yumuşak bakabiliriz. Ancak, Arsenal gibi, yüksek defans çizgisiyle oynayan bir takımda ofsayt hattını bozacak şekilde pozisyon almanın sonuçları ölümcül olabiliyor. Clichy'nin bir an önce bu konuda birşeyler yapması gerekiyor.

Fransızın üzerinde çalışması gereken diğer bir husus da, sahanın öteki ucunda. Bütün maç ileri geri koşan, orta sahayı rahatlatan ve hücuma yardım eden Clichy, tüm bu üretimin malzemesini alacağı noktada, yani rakip ceza saha çevresinde zorlanmakta. Yaptığı ortaların hedefi bulma yüzdesi çok düşük olan Fransızın, şut/pas seçimleri de gayet kötü. Aslında bu çok acı çünkü aslında bir "defans" oyuncusu olan Clichy'nin 90 metre çalıştığı işi bitirememesi kendi emeğine de gölge düşürüyor.

Olumsuz konuşuyormuşum gibi gözüktüyse, düzelteyim. Clichy çok yararlı bir oyuncu ve bu yaz ayrılması ihtimali bence Wenger'in uykularını kaçırıyordur. Umarım kendisi takımda kalır da, bu mevki için de transfer beklemek zorunda kalmayız.

Sonuç: Kesinlikle kalmalı ancak üzerinde biraz çalışılmalı.

Emmanuel Eboue: Daha önceleri buraya bir kaç kere yazdım ama yine tekrar edeyim. Eboue, iyi niyetli ve çalışkan bir adam, ancak kendisinde Ödemiş patatesi kadar beyin yok. Liverpool maçındaki yaptırdığı penaltı, bu adamın kariyerinin tek pozisyondaki özeti. Bundan 2 sezon önce, Emirates'te koro halinde yuhlandığında, hepimizin Arsenal kariyerinin sona erdiğini düşündük ancak Wenger'in gereksiz ısrarlarından o da yararlandı ve takımda kaldı. Bu sezon, geçtiğimiz 2-3 sezona kıyasla oynadığı dakikaların yarıya inmesi de, Wenger'in ona olan inancının kırıldığının göstergesi. Eboue, bu sene "rotasyon" oyuncusundan, "mecbur kalırsam oynatırım" oyuncusuna dönüştü ve bu gerileme, 2 Arsenal bekinin de alternatifsiz kalmasına yol açtı. Öyle ki, Arsenal'in bu sezon en fazla forma giyen 3 oyuncusundan 2'si Clichy ve Sagna.

Wenger, yine geçtiğimiz sezonlarda, Eboue'yi sağ açık, sol bek gibi değişik yerlerde de deniyordu, ancak bu sezon neyse ki bu maceralara pek girmedi. Bu muhafazakar duruş, Eboue'nin, artık güven vermediğinin bir başka kanıtı. Şu an için, Arsenal taraftarının bir bölümü kendisini bir "kült" oyuncu olarak görüyor ancak geri kalanın görüşü pek de parlak değil. Özellikle Liverpool maçından sonra kendisine yönelen çok ağır eleştirileri okuduktan sonra anladım ki, taraftarla arası bir kere bozulup düzelen Eboue, Arsenal formasıyla bir hata daha yaparsa, çirkin şeyler olacak. O yüzden Wenger'in kendisini yavaştan göndermesi yerinde olur.

Sonuç: İyi niyetli ancak eşeğinizi bile emanet edemeyeceğiniz bir adam. Tez yollana..

Kieran Gibbs: Clichy'nin mini-me'si.. Çalışkan hızlı ama defansif açıdan güven vermekten uzak. Bu sezon kendisini neredeyse hiç izleyemedik çünkü sezonun büyük bölümünü sakat geçirdi. Aslında, Gibbs'in en büyük problemi de bu sakatlıklar. Bundan 1-2 sene önce kendisine, "hot prospect" gözüyle bakılıyordu ama tam kendisini geliştireceği yıllardan o kadar çok sakatlandı ki, ne yeterli dakikaları alabildi, ne de aksayan defansif oyununun üzerine bir şeyler koyabildi. Son 2 senede sadece 8 maça çıkabilen genç oyuncu için gelecek pek parlak gözükmüyor bence. Yeteri kadar, sakatlık maduru oyuncusu olan Arsenal'in son ihtiyacı olan şey kronik hasta.

Sonuç: Daha çok gelişmesi gerek ama sakatlıklardan zaman bulamıyor. Kendisine gelene kadar yollanması gereken o kadar çok adam var ki, ne desem boş.

En bir sonuç:
Aynı kaleci gibi, stoper de, Wenger'e transfer için yalvardığımız bir pozisyon halini aldı. Seneye aynı stoper dörtlüsüyle girilecekse hiç boşuna uğraşılmasın bence. Squillaci'nin yerine, üst düzey bir transfer şart. İki bekten genelde memnunuz ancak her ikisinin de yedekleri de güven veren adamlar değiller. Bu sezon gerçekleşmedi ancak, bir gün beklerden biri ağır bir sakatlık geçirirse, takımın başı çok ağrıyacak.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder