11 Nisan 2011 Pazartesi

Viraj Öncesi Son Düzlük

Dün sahaya çıkan takımda Lehmann'ı görünce karışık duygulara sürüklendim. Gençliğimizin katili Almunia'nın, takıma zarar veremeyeceği bir yerde, yani tribünde olmasının verdiği sevinç ile kalenin 41 yaşındaki bir emekliye emanet edilişinin verdiği endişe iç içeydi. Üstelik, dün akşam Lehmann'ın yedeği, Robin Van Persie idi. Hani 20. dakikada Jens'in kasığı çekse, Arsenal tam bir felaketle karşı karşıya kalacaktı.

Neyse ki korkulan olmadı; ne Lehmann'a fazla iş düştü, ne de Arsenal felaket yaşadı. Takım, dün akşam muhteşem değildi, ancak ligin bu noktasında 3 puanı almaktan daha önemli bir şey de yoktu.

Arsenal açısından, maçın en olumlu olayı Fabregas'ın oynadığı oyun oldu. Kaptan, hala %100'ünden uzaktan ancak dün akşam attığı paslar Blackpool savunmasını tek kelimeyle çökertti. Eğer RVP gününde olsaydı, Arsenal sahadan ilk yarıdakine benzer bir skor ile ayrılacaktı. Fabregas'ın pasları belki yerindeydi, ancak Cesc'in vücüt dili, hala, kendisini tam anlamıyla Arsenal'e adamış bir adamınkine benzemiyor. Bana göre bu moralsizlik takımın aldığı sonuçlardan çok, kendisinin fiziksel durumuyla ilgili. Fabregas'ın kasığındaki problem son 3-4 sezonda sürekli olarak tekrar etti ve şimdilerde onun da ikinci bir RVP vakasına döndüğünü düşünenlerin sayısı az değil. Wenger'in ne yapıp edip kendisini bir an önce motive etmesi gerekiyor çünkü Arsenal, önündeki 4 maçlık virajı dönecekse, kafası ve vücüdu sağlam bir Cesc'a ihtiyacı var.

Maçın olumlu yönü pozisyon zenginliğiydi, ancak karşıdaki takımın da Premier Lig'in en kötü defansına sahip olduğunu da unutmamak gerekiyor. Blackpool, ligin uzak ara en çok gol yiyen takımı ve ligin dibinde olmayışlarını Liverpool, Tottenham, Everton gibi takımlardan daha fazla gol atmış olmalarına borçlular. Yine de 3 maçlık pozisyon orucundan sonra Arsenal hücumunun çalışmaya başlamış olması önemli. Bunun, Arshavin'e rağmen başarılması ise hepten umut verici. Küçük rus hakkında yazacak yeni bir şeyim yok, kendisini gençlerin önünü açan bir teknik adam olarak tanımlayan Wenger'in, onu, istikrarlı bir şekilde rezalet maçlar çıkarmasına rağmen takımda tutması yaman bir çelişki.

Dünkü maçta gözüme çarpan en önemli olumsuz nokta, takımın zaman zaman içine düştüğü rehavet ve laubalilikti. Özellikle savunmadan çıkarken topu gereksiz ayakta tutma olayı Arsenal'in başına neredeyse iş açacaktı. Clichy, Nasri ve Diaby kaptırdıkları toplarla rakibe 3 önemli pozisyon verdiler. Hatta, Arsenal'in attığı 3. golü başlangıcına bakarsanız, Diaby'nin çok gereksiz bir şekilde topu ayağında tuttuğunu görmeniz mümkün. Diaby topu kaptırsaydı, Blackpool, Arsenal'in hazırlıksız yakalayacaktı, o top ordan çıktı, Blackpool'un kalesine gol oldu. Bu tür laubaliliklerin şampiyonluk yarışında hiç bir yeri yok ve önümüzdeki 4 hafta boyunca karşılaşılacak takımlar, bu hatalara çok daha ağır cezalar kesecekler.

Açık söylemek gerekirse, şu anda Arsenal'in şampiyon olacağına gerçekten inanan çok fazla kişi yok. Bugün bana para verseniz ve "Ya şampiyonluğa ya da üçüncülüğe bahis yap" deseniz, gider bütün parayı üçüncülüğün üzerine basarım. Son 5 senede gördüğümüz takım, ligin zorlu virajlarını hiç dönemedi ve şampiyonluk yarışlarına hep bu kırılma noktalarında veda etti. Bu sezon, bunun farklı olacağına dair hiçbir işaret de göremediğimize göre, Arsenal'in Nisan ayından lider çıkacağına inanmamız biraz zor. Bu noktada Wenger ve takımı, bana ve bilumum inançsıza bir şeyleri kanıtlamak istiyorsa, yapılması gereken oldukça basit. Önümüzdeki hafta Liverpool, Tottenham ve Bolton'u yen, Man Utd maçına yüksek dozda özgüven ile çıkıp şampiyonluk için savaş. Arsenal bunu yapabilir mi? Keşke "Evet!" diyebilsem.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder