9 Nisan 2011 Cumartesi

Kafa Aynı Kafa

"As long as you're second in the league, I'm ready to sign for the next 20 years and stand up for that." -Arsene Wenger
Wenger, diyor ki, "Ligde 2 olduğumuz sürece, önümüzdeki 20 yıl boyunca burada kalmaya ve bu sonucu savunmaya hazırım".

Bu lafı söyleyen adam, Arsenal'li oyuncuları ligin son düzlüğüne girerken, hala şampiyonluk şansları olduğuna ikna etmesi gereken kişinin ta kendisi.

Arsenal kutusunu açmak için sabırla sezon sonunu bekliyorum. Ancak Wenger'in ağzından çıkanlar o kadar çarpıcı ki, son 2-3 senede kendisini eleştirenleri haklı çıkarmakla kalmıyor; hala kendisine inanıp, sezon sonu takımda bir takım değişimlerin yaşanacağına inanan azınlığı da hayal kırıklığına uğratıyor. Wenger, "göze hoş gelen ama hiçbir şey kazanamayan" bir takıma sahip olmaktan memnun ve önümüzdeki 20 sezon boyunca hep "şerefli ikinci" olma ihtimali bile kendisine koymuyor.

Son 2-3 senedir, Wenger'e sürekli olarak yöneltilen eleştirilerden birisi artık kupa kazanmaya odaklanmadığı yönündeydi. Birçok kişi Wenger'in, kurduğu takımı herkese kanıtlama obsesyonuna saplandığını, bunun ötesinde hiçbir şeyi görüp duymadığını söyleyip durdu. Yapılmayan transferlerin altında yatan sebep buydu ve zaten Wenger de "Barry ve Alonso'yu alsaydım, Denilson ve Diaby'yi bitirirdim" gibi bu ruh halini ortaya koyan açıklamalar da yaptı.

Dünkü basın toplantısında Wenger'in ruh halini ortaya koyan bir başka söz de "Arkamızda son 20 yılda hiçbir şey yapmamış takımlar var ve onlar bizden daha fazla övgü alıyorlar" oldu.

Wenger'in burada haklı olduğu nokta, 30 senede 1 ilk dörde girmeyi başaran Tottenham'ın göklere çıkarılıyor olması olabilir, ancak arkamızda ne olduğu acaba kimin umrunda? Önümüzde, her halükarda kazanan Man Utd ve futbolun kitabını baştan yazan Barcelona gibi takımlar olduğu sürece, Tottenham basından övgü almış, City'i herkes göklere çıkarmış bize ne?

Basın toplantısında Wenger'in kendisini savunduğu noktalardan birisi de, City ve Chelsea gibi takımların yaptıkları harcamalara rağmen Arsenal'in arkasında olduğuydu.

Wenger, 2 sezonda hiçbir şey harcamamasına rağmen 7 puan önünde olan Ferguson'u tamamen unutuyor tabi ki. Sezarın hakkını vermek gerekirse, Wenger'in takımın mali tablosu üzerindeki olumlu etkisini görmezden gelmek olmaz. Bu konuyu burada da defalarca yazdık ve Arsenal'in mali olarak iyi yönetildiğini hep söyledik.

Ancak;

Ortada şöyle de bir gerçek var:

Buyrun burdan yakın bakalım. Arsenal'in, verimsiz yedeklerinin senelik maaşları 20 milyon poundun üzerinde ve tüm bu adamları elden çıkararak yeni transferler için önemli kaynak yaratmak mümkün. Bu adamların satışından gelecek 60 milyon pounda, Wenger'in geçen seneki harcama limiti olan 40 milyonu eklediğinizde, ortaya 100 milyon pound gibi astronomik bir transfer bütçesi ortaya çıkıyor.

Bu noktada, Wenger'den beklentimizin gidip bu parayı saçıp savurması olduğunu zannetmeyin. Senelerdir söylemekten dilimizde tüy bırakmayan birkaç takviyeden başka hiçbir beklentimiz yok. Beş para etmez adamlardan kurtulup, yerlerine tecrübeli 3-4 takviye yapılmasını beklemek çok mu şey istemek, siz söyleyin.

Bakın bir başka ilginç link daha vereyim size,


Arsenal resmi sitesinin haber arşivinde küçük bir aramanın verdiği sonuçlar aslında oldukça çarpıcı. Son 1,5 sene içerisinde tam 20 oyuncu ile "uzun dönem" kontratlara imza atıldı ve bunların içerisinde Denilson, Bendtner, Fabianski ve Diaby gibi adamlar da var. Tüm bu kontratlar, söz konusu oyunculara maaş artışı sağladığından, Arsenal'in geçen seneki karlılık oranı üzerinde oldukça olumsuz bir etkiye neden oldular.

Buna ek olarak, Arsenal'in kontrat yaptığı genç oyuncu sayısı tam anlamıyla kontrolden çıkmış durumda. Kulübün, bu sezon içerisinde kiralık verdiği oyuncusu sayısı 16, yani neredeyse 2 futbol takımı adam, maaşları Arsenal tarafından ödenerek başka kulüplere hizmet ediyorlar.


Yazıktır, günahtır. 16 kiralık oyuncu ne demektir yahu. A takıma girecek potansiyeldeki Wilshere, Ramsey, Lansbury gibi adamlar zaten kısa kiralık dönemlerden sonra kendilerini gösteriyorlar. Geri kalan ordudan belki 2,3 tanesi daha A takıma girer ya da girmez. Traore, Vela, Hoyte, Randall, Watt, Eastmond gibi Arsenal seviyesinde olmadığı belli olan oyuncuları yavaştan temizlesek fena olmaz mı mesela?

Wenger'in dünkü basın toplantısında, kendisini ve takımı savunmak zorunda kalmış olması tesadüf değil. Arsenal taraftarlarının finansal birliği olan Arsenal Supporters Trust, hafta içi yayınladığı bildiride, takımın aldığı sonuçlardan duyduğu endişeyi dile getirdi ve Emirates'te yaptıkları araştırmanın sonuçlarının, taraftarın büyük bir bölümünün, Wenger'in kendi felsefesini kulübün kupa hedeflerinin önüne koyduğunu düşündüğünü gösterdiğini açıkladı.

Blackburn maçından sonraki yuhlamalar, Emirates'teki huzursuzluğun artık saklanamayacak boyutlara geldiğini gösterdi. Takım hala şampiyonluk yarışının içerisinde, ancak Nisan ayı içerisindeki 4 maçlık zorlu virajda hüsrana uğrar da 3 veya 4. lüğe düşerse gerçekten hoş olmayan manzaralar bizleri bekliyor. Wenger'in dünkü sözlerinden sonra bugün, birkaç konuya değinmek istedim. Ancak daha önce de söylediğim gibi, takımın asıl değerlendirmesi için sezon sonunu beklemek gerekiyor.

Bu arada, Arsenal'in yarın Blackpool deplasmanından 3 puan alamadığı takdirde ligi 2. bitiremeyeceğini düşünüyorum. Bunu da buraya bir yere not düşmüş olayım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder