20 Nisan 2011 Çarşamba

Devrime Götür Bizi

Bu sezonun sonucu ne olursa olsun, Arsenal açısından hayırlı bitecek sanırım. Yıllardır, sadece alkışlayan, sorgulamayan, sabreden camia, yavaş yavaş kaynamaya, sorgulamaya ve hesap sormaya başladı. İngiliz basınında ve bağımsız Arsenal yazarları arasında artık Wenger politikalarını gözü kapalı onaylayan kimsenin kalmadığından daha önce bahsettik. Emirates'i dolduran taraftar, artık her sonucu alkışlamayı çoktan bıraktı da, gün aşırı yuhalamalar duyar olduk tribünlerden. Camiada kazan yavaştan kaynamaya başlamışken, bundan futbolcuların etkilenmemesi söz konusu olamaz. Bakın, Fabregas'ın dün İspanyol Don Balon sitesine verdiği röportajın önemli yerlerini aynen çevireyim.
"İspanya'da Mourinho, Guardiola, Emery gibi hocalar, 3 seneyi kupa kazanmadan geçirseler işlerinden olurlar. Burada bu farklı. Kulüp, sürekli Şampiyonlar Ligi'nde oynanması, yetenekli genç oyuncuların varlığı ve ekonomik istikrar gibi şeylere de önem veriyor. Bunlar yönetim için önemli, ancak bir noktada karar vermeniz de gerekiyor "Bir şeyler kazanmak istiyor musunuz, yoksa istemiyor mu?"

"Arsenal'de oynamaya ilk başladığımda, 2005'te FA Cup'ı aldık ve 2006'da Şampiyonlar Ligi finalinde Barcelona'ya kıl payı kaybettik. Belki bir zafer değildi ama kulüp tarihinde bir ilki gerçekleştirmiştik. Arsenal tarihinde buraya kadar gelen ilk oyuncu grubu bizdik"

"2007 ve sonrasında kendimi hep "Kazanamıyoruz ama iyi oynuyoruz" diye avuturken buldum. Bir saatten sonra o da işe yaramıyor. Hep bir yerlere kadar getiriyoruz, sezonun bir noktasında tüm kupalara aday bir noktaya geliyoruz. Ancak bir türlü sonunu getiremiyoruz. İşte tam bu noktada bir karar verilmeli: 'Kupa kazanmak mı, yoksa oyuncu yetiştirmek mi?"

"Arsenal'e ilk geldiğimde, burada "kazanan" bir takım vardı ve bu oldukça etkileyiciydi. Eğer bir gün kötü oynadıysam, biliyordum ki takım arkadaşların beni destekleyecek ve takım yine zafere gidecekti. Ancak bugünlerde her şey değişti. O jenerasyondan sadece RVP ve ben kaldık ve her maçta, herkes bizim ayağımıza bakıyor. Neredeyse tüm sorumluluk bizim üzerimizde. Robin ve ben, bu işi en iyilerden öğrendik, ancak bugün bütüm takım genç ve örnek alabileceğimiz ve bize "Vay be!" dedirtecek kimse yok."

"Gençler, takımdaki büyüklerinden çok şey öğrenirler. Artık bu çok zor bir hal aldı. Daha önce referans noktası olan oyuncular vardı. Güçlü oyuncularla oynayıp, çok daha çabuk öğrenme fırsatı buluyorduk."
Hay ağzını öpeyim arkadaş! Korkma, daha yüksek sesle söyle. Hatta, daha ileri git devrim yap! Devir başımızdaki diktatörü.

Tamam, abartmayayım, ancak Fabregas'ın bu sözleri gerçekten çok etkileyici. Söylediklerini okurken, bir yandan üzüldüm bir yandan da gurur duydum. Üzülmemin sebebi, bu sözlerin adeta veda niteliğinde olması. Belli ki Cesc, çoluk çocukla; Denilson gibi kazmayla, Eboue gibi embesille, bir sürü beş para etmez adamla futbol oynamaktan bıkmış artık. Hele ki, elinde dünyanın en iyi futbolcularıyla oynama fırsatı varken, her milli maçta bu zevkin tadına bakıyorken, adam çok bile dayandı diyebiliriz.

İstediğiniz gibi yorumlayın, ancak Cesc'in söylemi basit: Ya bu takımı değişecek ya da hadi bana eyvallah. Wenger daha "2.lik başarıdır" türküsü söyleyedursun, Arsenal'in kaptanı bile inancını yitirmiş artık bu takıma. Bu kaptan ki, genç yaşına rağmen, takımın "tecrübelisi", "abisi", altyapıdaki 4 milyon gence Arsenal'in başarılı olabileceğini anlatması gereken adam. Cesc, kendisi inanmıyorken, hangi genç futbolcuya neyi anlatacak yahu?

Wenger belki medyayı dinlemiyor, taraftarın tepkisini "azınlık" olarak nitelendiriyor, camianın homurdanmalarına karşı itinayla kafasını kuma gömüyor. Ancak Cesc, kendisine bu dünyada en çok saygı duyan adamlardan birisi. Eğer ona bile tak ettiyse belki artık oturup düşünmenin vakti gelmiştir.

Bana göre o vakit 3 sene önce gelmişti, ancak finansal tablo hatrına herkes sabretti. Bugün, fırsat varken, kaynak varken, Arsenal'in bu haliyle hiçbir şey kazanamacağı tam 24 kere (6 sezon x 4 kupa) kanıtlanmışken, camianın yalvarır hale geldiği değişimi yapmayan hocanın nereye kadar yolu olduğunu blogun seviyesini korumak adına buraya yazmıyorum.

Son olarak, "Takımın şampiyonluk şansı varken, Cesc neden çıkıp konuşuyor?" diye düşünenlere de bir notum var. Bu röportaj, büyük ihtimal aylar önce yapıldı ve Cesc yayınlama tarihi için "Beni bekleyin" dedi. Liverpool maçında, Arsenal'in şampiyonluk şansı minimuma inince de Cesc, büyük ihtimal Don Balon'a yayınlayın işaretini verdi. Kaptan, büyük ihtimal Man Utd'ın Newcastle'a takılıp, Arsenal'e az biraz umut vereceğine ihtimal vermiyordu. Bakalım Arsenal'li futbolcular eldeki bir tutam umudu hafta sonuna taşıyabilecekler mi? Yoksa White Hart Lane'in çimlerine bu sezonu da resmi olarak gömecekler mi? Açıkçası pek de önemi yok, şu an için beni asıl heyecanlandıran şey devrim ihtimali!

Viva La Revolucion!
Cesc We Can!!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder