2 Şubat 2011 Çarşamba

Size Hakem Diyenin


İşte bu kadar kolay.. Yüz milyonlarca dolar parayla, yılların emeğiyle kurulmuş bir takımı, şampiyonluktan etmek tek bir basiretsizin eline bakıyor. Bu sene hakemler hakkında pek konuşmamaya çalışıyordum. Huddersfield maçında Squillaci'ye kalesine 35 mesafede kırmızı basıp, Bendtner'in penaltı noktasında düşürülüşüne sarı gösteren hakemi bile itinayla görmezden geldim. Ama dün akşamki bambaşka bir şeydi. Nitekim, Everton'un ilk golünde yan hakemin yaptığı ofsayt kaçırmak filan değil, düpedüz oyunu bilmediğini ortaya dökmekti.

Orta sahadan gelen Coleman, topu Saha'ya oynadığında, Fransız, yaklaşık 2 metre farkla ofsayt durumda. Olayda bir "pasif" durumu olması da mümkün değil, çünkü Saha'ya en yakın orta saha oyuncusu yaklaşık 20 metre gerideki Rodwell. Durum böyleyken, Coleman pası attığı anda, Saha ofsaytta. Zaten yan hakem de bunu görüyor. Coleman'ın attığı top Saha'ya doğru giderken, Koscielny, her ihtimale karşı bir müdahalede bulunmak istiyor ve sektirdiği top yine Saha'nın önüne düşüyor.

Bu pozisyonda, yan hakemin yaptığı ve orta hakemin de kendisiyle bir süre tartıştıktan sonra katıldığı yorum şu: "Top Arsenal'li oyuncudan geliyor, o zaman Saha ofsayt değil".

Eğer bu hakemler, bu kararı kasten Arsenal'i baltalamak için verdilerse, durum vahim. Yok eğer, bu gerçekten samimi yorumlarıysa, işte o zaman durum daha da vahim. Coleman topa dokunduğu anda ofsayt var; oyun durur; Arsenal, endirek vuruş kazanır. Oyuna devam edip, Arsenal'li oyuncudan geldi diye yorum yapmak nasıl bir mantıktır, anlayan bana da anlatsın.

Dün akşam, Arsenal'in maçı kazanmış olması bu hakemler için şans, bizim gibi futbolseverler için şanssızlık. Gerçi, Arsenal maçı kaybetseydi, yapılan katliamın katillerin yanına kalacağından da eminim. Nitekim, suçun işlendiği yer Old Trafford değil, Emirates.

Hakemleri bırakıp biraz da maçtan bahsetmek gerekirse, Arsenal açısından umut verici bir karşılaşma olduğunu söyleyebiliriz. Takımın, hakeme ve ısrarla sert oynayan rakibe karşı, maç boyunca verdiği mücadele takdire şayandı. Maça yavaş başlasalar da, ritmlerini yavaş yavaş buldular ve maçın son 60 dakikası Everton'a top bile göstermediler. İkinci yarının 78. dakikasında, sol üst köşede beliren istatistiğin de fotoğrafını çektim sizler için.

Bu istatistiğin 78'de göründüğünü ve Arsenal'in gollerinin 70 ve 76'da geldiğini de hatırlatmakta fayda var sanırım.

Geçen gün yazdığım ilk 11 yazısı ve diğerleri yazısında bahsettiğim "uçurum"u burada görmek mümkün aslında. Arsenal'in yedek takımı 1. lig ekiplerine karşı zorlanırken, a takımı Premier Lig ekiplerine top göstermeyecek kapasitede. Dün akşam, Nasri'nin yerine oynayan Rosicky'nin, kendinden köy/kasaba/yol/otoban/baraj olmayacağını bir kez daha kanıtlaması ve Song'un sakatlığına rağmen, Arsenal'in a takımı çok fazla aksamadı. Arshavin girdikten sonra takımı canlandırıp, gol pozisyonundaki soğuk kanlılığıyla benden uzun süre sonra alkış aldı ancak, oyunda kaldığı kısa sürede %50 pas isabetiyle oynayıp 8 pas hatası yaptı. Küçük Rus, Nasri'nin yokluğunda eline geçen fırsatı değerlendiremezse, üzgünüm ki, sezon sonu satış listesinin tepesini süslemesi kaçınılmaz olacak.

Şimdi Arsenal'in önünde çok önemli 3 maç var. İlk yarıda, Emirates'te kaybedilen Newcastle ve West Brom maçlarının rövanşları ve ardından Barça. Man Utd'ın tam gaz devam ettiği bir dönemde oynanacak lig maçlarından tam puanla çıkmak çok önemli. Yine başka bir "tam gaz" takım olan Barça karşısında ise, Arsenal, içlerinde benim de bulunduğum bir çok "pes etmiş" taraftarını utandırmak için oynayacak.

2 yorum:

  1. Ellerine sağlık,güzel bir yazı yine. Andrey sana inat attı golü sanki :p.

    YanıtlaSil
  2. Oha diyorum ya bu kadar saçma sapan bir hakem kararı olabilir. Neyse Arsenal'in yenmesi iyi olmuş. Everton'dan nefret ederim :)

    YanıtlaSil