20 Şubat 2011 Pazar

Peri Masalı


Ulusal kupaların değerini kaybettiğini gelin de Crawley Town taraftarlarına anlatın bakalım. Yukarıdaki video, FA Cup kura çekimi sırasında Crawley cemaatinin buluştuğu bir barda çekilmiş. Taraftarın kafayı yemişçesine sevinmesinin sebebi, 5. ligde mücadele eden takımlarının Old Trafford'a gidecek olması. Öyle böyle değil tabi ki, kulübün tarihinde bir mihenk taşı bu. İngiliz futbolunu güzel yapan da, mahalle takımı seviyesindeki takımların böylesine tutkuyla takip ediliyor olması zaten.

Crawley Town için bu kura çekimi bir peri masalının başlangıcıydı ve dün Old Trafford'tan çıkan sonuç bozgun da olsa, taraftarın keyfini kaçırmaya yetmeyecekti.

Kupa maçlarında, Championship ve League 1/2 takımlarının yaptığı sürprizlere alışığız da, "Non-league" olarak adlandırılan "Conference National" takımlarının 5. tura çıkması nadir rastlanan bir durum. FA Cup'ın 140 yıllık tarihinde bunu başaran sadece 5 takım var desem yeterince açıklayıcı olur sanırım. Buna özellikle vurgu yapıyorum çünkü amacım, her iki takımın arasındaki seviye farkını ortaya koymak.

Seviye farkı tabi ki astronomikti ancak dün Old Trafford'taki maçı izleyenler, aradaki bu uçurumu sahada görmekte zorlandılar. İlk yarıda, oyunu kontrolü altında tutan United, ikinci yarıda ecel terleri döktü. Crawley'nin bir çok pozisyon bulup, bir topunun da direkten döndüğü ikinci 45 dakikada, United'ın oynadığı futbol, başta Ferguson olmak üzere, bütün Manu ahalisini hayal kırıklığına uğrattı.

Maç sonrası Ferguson'un röportajından çarpıcı bir diyalog şöyleydi:

- Younger players in your team; what will they take from today? (Takımınızdaki genç oyuncular bugünden ne öğrenecekler?)
- Me losing my temper. (Tepemin atışını)

Maç sonrası, Manchester basınında, özellikle Obertan ve Bebe'yi yerden yere vuran yazılar yazıldı. Öyle ki, Ferguson da, bu eleştirilere katıldığının sinyalin, "Bazı oyuncular kendilerine iyilik yapmadılar" diyerek verdi.

Kupadaki bu tip maçların, taraftarların kulübün geleceğine göz attıkları bir arenaya dönüştüğünü, özellikle Arsenal'i takip edenler iyi biliyor. Bu yüzden, toplam Maliyetleri 10 milyon poundun üzerinde olan iki genç oyuncunun, son derece zayıf rakip karşısında varlık gösterememeleri United taraftarlarında, ufak çapta bir şok sebep oldu. Özellikle Bebe'ye harcanan £7m, bugün bir çok yazarın eleştirilerinin hedefiydi.

Benim için ilginç olan, Fergie ve Wenger gibi iki büyük hocanın, genç oyuncuları yetiştirirken uyguladıkları yöntemlerin ne kadar da farkı olduğunu görmek oldu. Yıllardır, Wenger'in ağzından, özellikle genç oyuncuları hakkında en ufak bir olumsuz cümle duymuşluğum yoktur. Hatta, kendisini biraz fazla "yumuşak" olmakla, Arsenal'li bir grup oyuncunun tembelliklerini görmezden gelmekle de eleştirdim. Suyun diğer yakasındaki Ferguson'un ise, soyunma odasında estirdiği terörler pek meşhur. Dün de, Fergie'nin soyunma odasına gidip Bebe'nin saçını okşadığını zannetmiyorum açıkçası. Genç oyuncu, stadı kafası yarılmadan terkettiyse, kendisini şanslı saymalı. Ferguson'un geçmişinde, o kadar şanslı olmayan oyuncular da var.

Hangi hocanın yöntemlerinin doğru olduğu olduğunu bulma gibi bir kaygım yok. İki felsefe arasında, bariz farklar bulunduğu çok açık. Her iki hocanın da son derece başarılı oluşuna bakarak çıkarabileceğimiz yegane sonuç, futbolda sadece tek bir doğrunun olmadığı olabilir.

1 yorum: