28 Şubat 2011 Pazartesi

Arsenal Usulü Mağlubiyet

Yedeklerden verim alınamayışı, kaçan pozisyonlar, savunma hatası, kaleci hatası, duran top golü, büyük maçlarda yaşanan panik havası... Seç beğen al. Birmingham'a Lig Kupası'nı hediye eden takım, Arsenal'in yıllardır tedavi edemediği bütün kronik hastalıklardan bir potpori sundu bize...

Arsenal'in hatalarından bahsederken, "istemek" kavramının futboldaki önemini dün akşam bizlere bir kez daha hatırlatan Alex McLeish ve öğrencilerini tebrik etmek gerekir. Dün akşam çok heyecanlı bir maç izledik ve bu seyir zevkine Birmingham'ın gösterdiği mücadele ayrı bir renk kattı.

İşin Arsenal tarafına bakmak gerekirse, dünkü maç, keşke şu kupadan erken elenilseydi de sezonun en kritik döneminde böyle bir tramva yaşanmasaydı dedirten bir olay oldu. Takım, tam güven kazanacak derken, eldeki bir avuç güveni de Wembley'in çimlerine gömmüş oldu. Bundan birkaç sene önce Man Utd'a karşı kaybedilen kupa finalinden sonra takımın nasıl da dağıldığını hatırlayanlar için, dün akşamki maç adeta bir korku filmi gibi bitti.

Bu sezon Arsenal'in kötü oynadığı her maçtan sonra, üstüne basa basa tekrar ettiğimiz bir şey var: "Arsenal'in yedekleri tam bir rezalet". Takım ne zaman yedekten gelen oyuncuların performansına ihtiyaç duysa, zorlanıyor. Arshavin, Denilson, Diaby, Rosicky, Squillaci, Eboue... Bu adamlardan 2'den fazlasının sahada olduğu maçlardaki Arsenal istatistiğini zamanım olduğu bir ara çıkartırım size.

Aslında maçın başında Rosicky ismini kadroda gördüğümde içimden bir 'aman!' çekmedim değil. Dünkü yazıda da belirttiğim gibi Diaby'nin sahaya çıkmasını, o hazır değilse Nasri'nin ortaya çekildiği ve Bendtner'in hücum hattında olduğu bir senaryo düşünüyordum. Ancak, Denilson ile beraber Wenger'in manevi evlatları olduğuna inandığım Rosicky, bir kez daha el freni olarak sahadaydı. Wenger, gerçekten Çek oyuncunun bu haliyle Cesc'in görevlerini üstlenebileceğini nasıl düşünüyor, gerçekten aklım hayalim almıyor.

Benim Bendtner ile başlamak isteme sebebim, Arsenal'in yedek oyuncu kontenjanını hücum hattında kullanmasını istememdi. Nitekim, hücumu işlemeyen bir Arsenal, Birmingham'ı yine yenerdi. Ancak, takımın orta sahadaki ritminin bozulduğu her maçta döküldüğünü bile bile oraya Rosicky'i monte ederek sahaya çıkan Wenger, yine kendi kendini bacağından vurmuş oldu. Nasri'nin göbeğe geldiği son yarım saatte neler ürettiğine bakarak, Arsenal'in ilk yarım saati nasıl harcadığının hesabını yapmanız mümkün.

Hep söylüyorum, ulusal kupalar pek umrumda değil diye. Dünkü maç belki kağıt üzerinde çok büyük bir kayıp değil ancak kaybediliş şekliyle tam anlamıyla bir felaket. Bana göre, 2. golde hatanın büyük çoğunluğu Sczcesny'de. Koscielny, topa yarada sığınıp vuracakken, onu arkadan rahatsız eden genç kaleci. Yaptığı bu hata, umarım, yaşına göre oldukça yüksek olan kendine güvenini baltalamaz. Yine, maç sonunda ağlayarak sahayı terkeden Wilshere'ın da mükemmele yakın giden sezonunun düşüşe geçmesi Arsenal açısından çok yıkıcı olur.

Dünkü felakete Arsenal'in göstereceği reaksiyon, senelerdir "çoluk çocuk" olarak nitelendirilen takımın, erkekliğe adım atıp atmadığının iyi bir göstergesi olacak. Umuyorum, tarih bu sefer tekerrür etmez de, takım geri kalan 3 kulvarı sonuna kadar kovalamaya devam eder.

1 yorum:

  1. Yalnız ikinci golde Şesninin asıl hatası bence konuşmamasıydı. Hani madem topu alacaksın bırak diye bağır dimi? Yani yada konuştu ama duymadı o kadarını bilemiyorum.

    Kupa umurumda değil ama psikolojik etkisi nasıl olucak o öenemli seninde dediğin gibi.

    YanıtlaSil