15 Şubat 2011 Salı

Acıyacak Mı?

Arsenal camiası, dişçinin bekleme odasında sırasını bekleyen hasta psikolojisine bürünmüş Barça maçını bekliyor. Kafadaki tek soru tabi ki: "Acıyacak mı?"

Kuralara çekildiğinde "Arsenal elenmiştir; hayırlı olsun" diye yazan birisi olarak, bu eşleşmeden pek bir beklentim olmadığını tahmin ediyorsunuzdur. Geçtiğimiz hafta sonu Arsenal, Wolves karşısında kusursuza yakın bir oyun oynadı ve Nasri de maça yetişirse, ideal 11'iyle sahada olacak. Öte yandan, Barça ise uzun süre sonra ilk defa "Acaba bunlar insan mı?" dedirtecek bir Gijon deplasmanından sonra Emirates'e çıkıyor. İnsan şöyle bir düşününce "Acaba olur mu lan?" demeden de edemiyor.

Aslına bakarsanız, benim Barça maçından ümitsiz oluşumun nedeni, Barcelona'nın Arsenal'den çok çok iyi bir takım oluşu değil. Hatta bana göre, Barça ile Arsenal arasında öyle abartılacak kadar bir fark yok. Bu eşleşmeyi benim gözümde imkansız hale getiren, Barça'nın zehirinin panzehirinin Arsenal'in cephanesinde olmayışı.

Şu sıralarda başı dertten kurtulmayan, İngilizlerin Erman Toroğlu'su Andy Gray, Barça'dan bahsederken, "Stoke City'e karşı oynasalar zorlanırlar" dediydi de bütün İngiltere kendisiyle dalga geçtiydi. Aslında Gray, bu sözlerle yarınki maçı özetliyordu bize.

Hani harbiden de Stoke City, Barça ile oynuyor olsa ve ben de Stoke taraftarı olsam. "E biz önce bunları döverek durduruz, sonra ceza sahasına doldurduğumuz duran toplardan gol da buluruz" diyerek ümitlenirdim. Gel gelelim, Arsenal - Barcelona eşleşmesinin sorunu, Arsenal'in en iyi yaptığı şeyi Barcelona'nın daha iyi yapıyor oluşu. Yarınki maçta da eğer bir takım topa hakim olacaksa, bu Arsenal değil Barça olacak.

Arsenal'in "topsuz oyun" oynayamadığı hepimizin malumatı. Bu sebepten dolayıdır ki, geçen seneki maçlardan önce yazdığım yazıda, maçın sonucunu topa hakim olan tarafın belirleyeceğini yazmıştım. O günden bu güne, bana göre her iki takım da ileri gitmiş olsa da, oyun felsefeleri değişmediği için, geçen sene yazdığım yazı bugün de aynen geçerli.

Yarın Arsenal'in, Barça'nın ayağından topu tamamen alıp oyuna 90 dakika hükmettiği bir maç izlemeyeceğimiz kesin. O zaman Arsenal'in yapması gereken, topu doğru yerde alıp, çabuk ve etkili kullanmak olmalıdır.

Bundan 1,5 ay önceki Chelsea maçını hatırlayalım. Arsenal'in attığı 3 gol de, ileride yapılan presin rakibi hataya zorlamasıyla gelmişti. Arsenal orta saha ve hücumu, takımın son 5 senede yaptığı en etkili presi Chelsea karşısında yaptı ve rakip defansta alınan topları hızla gole çevirdi. Böylece, topa sahip olmaya gerek kalmadan skoru kendi lehine çevirmiş oldu.

Takımın, bunu yarın da yapmaması için hiçbir sebep yok. Özellikle Puyol'un eksikliğinde, Barça savunmadan top çıkarırken daha tedirgin olacak. Pek ihtimal vermiyorum ama Guardiola, Gijon karşısında yaptığı gibi Macherano'yu, Busquets'in önünde tercih ederse, Arsenal'in ekmeğine yağ sürebilir. Nitekim, sahada olduğu zaman Barça'nın geri vitesi işlevini gören Mascherano'ya yapılacak pres, Arsenal'e istediği topları hediye edebilir. Kapılan topların efektif değerlendirilmesinde ise Nasri'nin oynayıp oynayamayacağı belirleyici olacak. Nitekim Arshavin, en iyi gününde bile 35 pas hatası yapıp, 57 topu dışarı vuran bir arkadaşımız. Bir de kendisinin, oynadığı her maçta Clichy'yi maymun götü gibi açıkta bırakması gibi bir sorun var ki, yarın o açılan göre şaplak atacak adam da Messi olacak.

Bu eşleşme hakkında hep ümitsiz konuştuysam da, Arsenal çıkar yarın maçı kazanırsa, buna pek şaşırmam. Zaten beni asıl ümitsizliğe sürükleyen, yarınki maçtan değil, Nou Camp'taki maçtan nasıl sonuç alınacağı problemi. İlk yarısını 4-0 önde kapattığı maçı elinden kaçırma yeteneğine sahip Arsenal takımının, Nou Camp'a gidip nasıl sonuç alacağı konusunda pek bir fikrim yok açıkçası. Yani, Arsenal yarın 5-0 kazansa, ikinci maçta 6 yemeceğinden emin olabilir miyim bilmiyorum. Öyle ya da böyle, eğer Arsenal turu geçecekse, yarın sahadan bizim "net", gavurun "convincing" dediği bir galibiyet çıkarması lazım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder