4 Ocak 2011 Salı

Son Çivi


Rijkaard'ın kovulmasına tekabül eden Ankaragücü maçından beri Galatasaray maçlarını izlememekteyim. Bugüne kadarki en büyük huzur kaynağım da bu davranışımdı. Evet, bugüne kadar, Kazım-Kazım'ın transferine kadar...

Bu blog'u 1.5 sene önce açtığımızda Rijkaard takımın başına gelmiş, artık büyük değişimin başladığını ama bu değişim için bütün değişkenlerin çok iyi işlemesi gerektiğinden bahsetmiştik. Tüm bunları yazarken, Rijkaard ve Neeskens gittiğinde bile altyapısından A takımına kadar bir futbol kültürüne ve sistemine sahip bir takımı yıllarca izleyebilmeyi hayal etmiştim. Ama gördük ki, en nefret ettiğim söylem ile, bu memlekette hiçbir s*kim olmaz. Olanın da içine ederiz...

Aklım erdiğimden beri izlediğim Galatasaray'ları düşünüyorum, Saftig döneminden beri bu seneki kadar berbat işleyen, beni kendisinden bu kadar soğutacak ne bir takım izledim ne de bir yönetim gördüm. Her sene bir şeylere küfür ettik ama iyi ya da kötü hep ileri gittik. Ta ki bu seneye kadar.

Aslında önceden söylediklerimden farklı bir şey söyleyemeyeceğim. Hatta bu yazıda da sadece Kazım-Kazım transferini eleştirecektim. Ama bu transferin eleştirilecek bir yanı bile yok. Şu dakikadan sonra, yönetimin tamamen kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettiğinden başka mantıklı bir şey düşünemiyorum ve tüm cebi dolanlara ve Galatasaray'ı bu hale getirenlere hayırlı olsun diyorum. Tabuta son çiviyi çaktılar...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder