19 Ocak 2011 Çarşamba

Good Business

Bizim patron doğma büyüme Sunderland'li. Adam Sunderland'te doğup hayatının ilk 40 senesini de orada geçirmiş yani öyle böyle değil. Dün sabah, ofise girip kendisini, masasında 5 karış suratla otururken görünce, "Ulan ne oldu acaba şirket mi battı?" diye düşünmeye başladım. Nitekim, normal şartlarda depresif yapan bir arkadaşımız değildi kendisi.

Yanına doğru yönelince bana baktı ve "Okudun mu haberleri?" dedi. Sabahları haber okumayı bırak, kahvaltı bile etmeyen birisi olarak bir anda kendimi salak gibi hissettim. "Oha" dedim kendi kendime, "Acaba meteor filan mı düştü bir yerlere; kesin büyük felaket var."

Patron, boş boş baktığımı görünce bana döndü ve "Darren Bent'i Aston Villa'ya satmışız" dedi.

Türk olduğumdan kelli ilk tepkim tabi ki "Hadi ya! Kaça?" oldu.

"£18m peşin" dedi patron. Önce "Oha!" dedim, patron anlamadı tabi ki. Sonra da "Good business" dedim, "üzme tatlı canını".

Villa'nın Darren Bent transferi, sessiz geçen ara transferin ilk şokuydu Premier Lig'de. Gerek ani gelişimiyle olsun, gerek de meblanın yüksekliğiyle İngiliz basınına bomba gibi düştü haber. Medyada en çok tartışılan konu Bent'in harbiden de bu kadar paraya deyip, deymeyeceğiydi. Şu ana kadar okuduklarıma bakılırsa genel kanı Villa'nın kazık yediği yönünde ki, patron bana bu haberi verdiğinde ben de fiyatı biraz astronomik bulmuştum.

Bent'in futbolculuğunu tek bir kelimeyle tanımlayabiliriz: "Düz!". Kendisi iyi bir forvet oyuncusudur ancak fazlasıyla düzdür. Rakip defansa yaslanıp isabetli şut atabilir veya dipten çıkarılan topları iyi tamamlar, ancak toplara sert ve düz vurması dışında pek de bir atraksiyonu yoktur. Defansa pek yardım etmez, pas yapmaz, takım oyunu oynamaz, ceza sahasında topla buluşursa kafasını kaldırıp bakmaz. Bunların hepsini geçtim, Bent'in daha iyi bir futbolcu olmasını engelleyen en önemli etken, canı istemeyince oynamayışıdır. Bent, oynadığı takımların forvetteki tek opsiyonu olmayı sever ve zaten, bana göre, Sunderland'ten ayrılışının sebebi de Gyan ve Wellbeck'in bu sezon biraz onu gölgede bırakışıdır. Gittiği takım Villa'ya bakarsanız da, Sunderland'in tersine takımın başka formda golcüsü olmadığını görürsünüz.

Dünyanın en zengin 4. kulübü olup da, £500.000 harcamamak için sezona kalecisiz giren bir takımın taraftarıysanız, size bu tip transferler tabi ki ilginç geliyor. Aston Villa'nın ödediği £18m peşin ve £6m kontrat bonuslarından oluşan bonservis bana astronomik gözükse de, ortada bir 'alan memnun, satan memnun' durumu var. (Gerçi Steve Bruce ihanete uğradığını söylüyor). Villa, yıllardır topu ileri iyi taşıyan bir kulüptü (Young, Agbonlahor, Downing), şimdi Bent ile o taşınan topları bitirecek bir adama kavuşmuş oldular. Sunderland cephesinde ise, Gyan ve Wellbeck bence forvet için yeterli. Cebe indirdiği parayla Bruce gidip 2 tane kaliteli orta saha adamı alırsa, takımını 4-2-4 oynamaktan kurtarır. İki takımın oyununun da kritik değişikliklere uğrayacağı kesin. Kimin daha karlı çıkacağını zaman gösterecek.

1 yorum:

  1. bu transferi,22 maçta 22 puan toplayıp 24 gol atabilen bir başaltı premier lig takımının,düşme potasında olmasından mütevellit parasını saçması olarak değerlendirebiliriz.zaten oyuncu satcaksan bir ingiliz kulübüne satcaksın,adamların bu tip transferlere ödedikleri rakamları görünce gözlerim açılıyor.Bent ve 60 milyon tl civarı bir rakam,hayırlısı olsun diyoruz.

    YanıtlaSil