23 Aralık 2010 Perşembe

Dallamalar Geçidi

Bu sene perdeyi Rooney açtı. Biz onun dallama olduğunu biliyorduk da, Premier Lig'in en başarılı takımı ve hocasının gelecek hedeflerini yeterli görmediğini söyleyerek, o kendini de aştı. Tabi bu arada sakatlığı konusunda yaptığı açıklamayla Ferguson'u yalancı konumuna da düşürdü. O da yetmedi gitti karısını aldattı. Saha dışındaki sicili kabaran Rooney'in, saha içindeki karnesi iyice zayıfladı ki bu sezon attığı gol sayısı 1; o da penaltıdan.

Rooney meselesi tam durulmuştu ki, Manchester'in öteki yakasından başka bir dallama, "Rooney çekmeye" karar verdi. City'nin rüyasında göremeyeceği kadar para ve takım kaptanlığını verdiği Tevez, önce Mancini ile takıştı sonra da ailesini özlediği gerekçesiyle takımdan ayrılmak istediğini açıklayarak transferini istedi. Tabi ki, City yönetiminin buna cevabı da "Tevez canım, masanın altına bak* " oldu. İstediğini alamayan Tevez, transfer isteğini geri çekti, kuzu kuzu odasına döndü.

3 yaşında evlatlık verilerek hayata "siyahi" bir İtalyan olarak başlayıp, gençliğini, alenen ırkçı olan Serie A'da top koşturarak geçiren bir adamdan ne kadar karakter beklenir bilmiyorum. Serie A'yı uzaktan bile takip etmeye tenezzül etmeyen birisi olarak, kendisinin İtalya'da maruz kaldığı muamele hakkında derin bilgiye de sahip değilim, ancak bana öyle geliyor ki, Balotelli'nin davranışları, ona yönelen nefreti körüklüyor gibi.

Mesela, Balotelli'nin, geçen gün Tuttosport tarafından verilen "En iyi genç oyuncu" ödülünü aldıktan sonraki açıklamalarına bir bakın:

"Benden daha iyi bir tek Messi var; gerisi benim arkamda"

İşin acı olan tarafı, Balotelli'nin bu söylediğine gerçekten inanıyor oluşu. Çocuklukta alınan ağır hasar, insanı böyle delüzyonal yapıyor işte. Hayır, benim anlamadığım, Balotelli madem hayal dünyasında kendisini "en iyi" ilan ediverse ya. Niye karıştırıyor Messi'yi filan. Aynı röpörtajın devamında kendisine, oylamada ikinci gelen Wilshere'ı soruyorlar. Cevap şu:

"Neydi adı? Will..? Kendisini tanımıyorum ancak bir daha Arsenal ile oynadığımızda daha dikkatli bakarım. Belki ona bu ödülü gösterir ve kazandığımı da hatırlatırım"

Balotelli'nin küçük beyni zannediyor ki, Wilshere'ı tanımamak onu yüceltiyor. Oysa ki yaptığı açıklama onun cehaletini ortaya koymaktan başka bir amaca hizmet etmiyor.
Bahsettiğim dallamaların, Premier Lig'in en yüksek ücret alan oyuncularından üçü olması tabi ki tesadüf değil. Premier Lig'in en yüksek profilli dallaması Ronaldo'yu Real Madrid aldığında, kendisini her hafta izlemek zorunda kalmayacağım için pek bir sevinmiştim. Real yönetiminden ricam, bu 3 adama da bir el atmaları.

*(o)))

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder