27 Kasım 2010 Cumartesi

Nihayet Arshavin


Dünya üzerindeki bir çok taraftar, takımları ilk yarıyı 2-0 önde kapattığında mutlu olur. Hatta, söz konusu takım, ilk 45 dakikayı rakibe pozisyon bile vermeden domine ettiyse keyifler daha bir yerindedir nitekim futbolda bir takımın 2-0'dan geri gelmesi nadir yaşanan bir olaydır. Herkes için nadir olan bu doğa olayı, şu sıralar Arsenal taraftarı için haftalık bir kabus durumunda. Arsenal ne kadar iyi oynarsa oynasın, biraz savaşmaya başlayan her takım, Arsenal'in işleyen düzenini bir anda bozuveriyor.

Aslında bugünkü maç, geçen haftaki Tottenham karşılaşmasının karbon kopyası olmaya adaydı. İlk yarıyı domine eden, goller bulan Arsenal; ikinci yarıya 4-4-2 ile çıkıp savaşmaya başlayan rakip; Arsenal savunmasının uyuyarak verdiği ilk gol ve duran toptan gelen 2. gol. Neredeyse hepsi geçen haftaki maçla aynı. Skorun da Tottenham maçıyla aynı olmasını engelleyen ve Arsenal'in gününü kurtaran ise, bu sezonki en iyi performansını veren hücum bölgesiydi.

Maçtan önce, kafamdaki soru "Acaba Fabregas'ın yokluğunda Arsenal'in temposu artar mı?" idi. Nitekim, bana göre, sezonun geride kalan bölümünde, Cesc'in bir türlü forma girmeyişi Arsenal'in hücumunu frenleyen faktörlerden biriydi. Fabregas, belki Dünya Kupası yorgunu, belki sakatlıklardan dertli veya belki de aklı Barça da kaldı. Sebebi ne olursa olsun, son dönemdeki haliyle takıma faydalı olması zor. Çünkü, kendisi sahadayken, Arsenal'li oyuncular ister istemez her hücumu onun üzerinden oynamaya kalkıyorlar. Geçmişte iyi sonuç veren bu formül, Cesc'in formsuz olduğu bu sezon hep geri tepti. Bugünkü beklentim, kaptanın yokluğunda, hücumda birilerinin sorumluluğu alması ve takımın temposunu arttırmasıydı. Bu beklentimi karşılayan adamın, bu sezon nefes almadan eleştirdiğim Arshavin olması ise günün güzel sürprizlerinden biri oldu.

Bana göre, Villa karşısında izlediğimiz Arshavin, son 1,5 yılın en iyi performasını gösterdi. Uzun süredir, her maçta, sol tarafta sıkışıp kalan, ayağına gelen topların yarısını rakibe veren ve defansif görevlerini istikrarlı olarak aksatan Arshavin, bugünkü maçta daha verimli oynamakla kalmadı, takımın hücumdaki sorumluluğunu da tamamen üzerine aldı. Hatta, Arsenal'e geldiğinden beri ilk defa, sürekli olarak etrafındakileri uyaran ve liderlik vasıflarını sergileyen bir Arshavin izledik. Nasri'ye kornerden attığı pas ise, bu sezon Arsenal tarafından kullanılan ilk bilinçli duran toptu. Braga maçında, Fabregas'ın öldürdüğü 20 frikikten sonra ilaç gibi geldi nitekim. Arsenal'in son dönemde temposu iyice düşen hücumunun, bugün canlandığına şahit olduk. Nasri, Rosicky, Chamakh ve Arshavin'in etkili tek pas oyunuyla Arsenal, 10'a yakın pozisyona girdi ki, bu pozisyonların değerlendirilip maçın daha erken bitirilmesi gerekirdi. Ama tabi, Arsenal bunu yapsa, Arsenal olmaz; şampiyon olur.

Arsenal'in iyi oyununundan bahsederken, sahadaki eksik Aston Villa'yı da unutmamak gerek. İlk onbirinin 5-6 oyuncusundan yoksun sahaya çıkan Villa'nın ilk yarıdaki etkisizliğinin ardında, Houllier'nin Pires kumarınında etkisi vardı. Geçen hafta Stephen Ireland'ı, yeterince çalışkan olmamakla eleştiren Fransız'ın, koşacak hali olmayan 37'lik Pires'i, Ireland'ın önünde tercih etmesi bana göre saçmalıktı. Zaten yavaş olan Carew'in arkasına, ondan daha da yavaş Pires'i koyan Houllier, takımı tamamen kendi yarı sahasına kitlemiş oldu. İkinci yarıda sahaya sürdüğü Delfouneso'nun, enerjisinin bile Arsenal savunmasını zorladığını göz önüne alırsanız, Pires tercihinin ne kadar yanlış olduğunu daha iyi anlayabiliyorsunuz.

Özetle söylemek gerekirse, Arsenal açısından, kazanılan 3 puan son derece önemli. Galibiyetin yanında futbol olarak da gelişme kaydedilmiş olması sevindirici. Bana göre, Villa karşısındaki 11, Arsenal'in şu anki en formda onbiri ve Cesc sakatlıktan dönse bile, bu takıma yavaş yavaş kazandırılmalı. Takımın kronik topsuz oyun oynayamama ve galibiyeti korumakta zorlanma sorunlarının tedavisi ise Song'un yerine (veya yanına) çok sağlam bir DM alınmasından geçiyor bana göre. Wenger'in, Ocak'ta kaleciden sonra yapması gereken en acil transfer bu bölgeye olmak zorunda. Bu sezon ekstra işler yapan Wilshere olmasa, Arsenal, buradaki eksikliği daha pahalıya öderdi.

1 yorum:

  1. hocam bu yazıdaki gibi bir oyuncunun pas istatistiklerini gösteren bu grafikleri hangi siteden görebilirim? teşekkürler

    YanıtlaSil