15 Kasım 2010 Pazartesi

Bu Olumsuz Bir Yazı Değil

Arsenal taraftarı olmak için güzel bir hafta sonunu geride bıraktık. Ligin tepesinin Tottenham hariç tamamı puan kaybetti ve Gunners bu sezon ilk defa zirve yarışında eline geçen bir fırsatı değerlendirmiş oldu. Arsenal, daha önce Chelsea, City'e takıldığında West Brom'a; Liverpool'a yenildiğinde ise Newcastle'a teslim olmuştu. Dün, zor olanı başardılar ve Goodison Park'tan 3 puanla çıktılar. Hem de nispeten rahat bir oyunla.

Her ne kadar, skor sevindirici olsa da, beni asıl heyecanlandıran, Arsenal'in şampiyonluk yolundaki rakiplerinin hali oldu. Hem Chelsea hem de United rahat rahat 5-6 fark yiyebilecekleri maçlardan, resmen ucuz kurtuldular. Ligin orta sıralarındaki takımların, Chelsea ve United'ı sahadan silebilmeleri, ligde hiçbir rakibe böylesine boyun eğmeyen Arsenal açısından ümit verici.

Arsenal'in dün oynadığı oyuna bakarsak, Wenger'in, son 3-4 haftadır başgösteren, hücumda üretememe ve temposuzluk sorunlarına el attığını görebiliyoruz. Everton gibi dişli bir orta saha karşısında, Arsenal'in oyunun kontrolünü 60 dakika kadar elinde tutması iyiye işaret. Kronik olarak, fiziksel orta sahalara karşı zorlanan Arsenal'in, Everton'un sert orta sahasına karşı bile iyi top yapması ve son dönemdekinin aksine ayağında tuttuğu topları pozisyona dönüştürmesi gayet olumlu. Burada, Fabregas'ın her geçen gün yükselen formu, Nasri'nin istekli oyunu ve bu iki oyuncunun Chamakh ve Sagna ile girdiği organizasyonların katkısı büyük.

Fabregas, Chamakh, Nasri demişken hemen parantezi açmak istiyorum. Biraz kabak tadı vermiş olabilirim ancak bir daha buraya yazacağım. Arshavin'in bırakın ilk onbiri, Arsenal'in kulübesinde bile oturmaması gerekiyor. Rus oyuncu, dün yine rezaletti, ancak bu sefer Arsenal hücumunun üretkenliğine balta vuramadı. Çok çarpıcı bir şekilde, Fabregas ve Wilshere, inatla sağ kanattaki Nasri-Sagna ikilisiyle oynadılar ve Arshavin de, stadyumdaki en güzel yerden ayırttığı koltuğundan bütün bu olan biteni izledi. Nitekim kendisinin, oyunda kaldığı 70 dakika boyunca yaptığı pas sayısı 9. Hele ki, oyundan alınacağını anladıktan sonra oyna(ma)dığı bir 5 dakika varki, ben Arsenal'in yöneticisi olsam, bu dakikaların hesabını kendisinden (ve Wenger'den) çatır çatır sorarım. Premier Lig şampiyonu olma amacındaki bir takım nasıl böyle bir oyuncuya 70 dakika sabredebilir; kenarda Walcott, Rosicky, Vela ve hatta Eboue varken, nasıl tekrar tekrar ilk 11'e alınır, hiç bir şekilde aklım almıyor. Wenger'in her sene yenilerini icat ettiği 'ısrar'larının, bu seneki versiyonu bu anlaşılan. Katlanmaktan ve sezon sonunda Arsenal hüsrana uğradığında, ah vah çekmekten başka çaremiz yok gibi..

Yanlış anlaşılmasın; olumsuz konuşmak gibi bir niyetim yok. Hatta gün itibariyle, Arsenal'e olan inancım bu sezon hiç olmadığı kadar fazla. Bence takım yavaş yavaş toparlanıyor, sakatlıklar yıllardır ilk defa normal seviyelerde gidiyor ve rakipler hiç iyi durumda değil. Yani, umutlu olmak için ortada bir sürü neden var. Ancak, son 6 sezon gözümün önünde ve bu sezonların tek kelimeyle özeti "Keşke". Her sene, Arsenal'in sezonunu baltalayan, kronik birkaç faktör var ve Wenger'in "ısrar"ları bu listenin ta en tepesinde. Kaleci ısrarı, Bendtner ısrarı, Diaby-Denilson orta sahası ısrarı... Bu sezon da aynı nakaratın okunmaması için, bir an önce önlem alınması gerekiyor.

Takım çok önemli bir galibiyet almış olmasına ve sahada bir çok olumlu gelişme olmasına rağmen ben bir iki olumsuz noktaya takılmış durumdayım ve istesem de, yazıya pozitif bir hava vermekte zorlanıyorum. Mesela, dün takım 60 dakika boyunca oyunun kontrolünü elinde tuttu ancak, maçın 60. dakikasına geldiğimizde, Arsenal'in birden pozisyon üretmekten vazgeçtiğini ve topu orta sahada dolaştırmakla yetindiğini gördük. Sanki, takım son 5 dakikaya gelinmişçesine oynuyordu ve Cahill'in maçın başında vurduğu kafadan beri 50 dakikadır hiçbir pozisyon bulamamış Everton'a resmen "Gel baba maça ortak ol" deniyordu. Önce Fabregas oyundan düştü; sonra ikinci yarıya süpriz bir şekilde "iyi" başlayan Denilson top kayıplarına başladı ve Everton bir anda pozisyon bulmaya başladı. Bu Wenger'in talimatı mıdır; yoksa oyuncular mı rehavete kapıldı bilemiyorum, ancak Everton, 2. golü atsa bu ruh halinin maliyeti çok çok ağır olacaktı.

Yukarıya "bu olumsuz bir yazı değil" diye başlık atma gereği duydum çünkü kazanılan çok önemli bir 3 puandan sonra Arsenal'in eleştiren 6 paragraf yazmak gibi bir niyetim yoktu. Ancak, neden endişeli olduğumun sanırım farkındasınızdır. Takım, Kasım ayında, sezonun en kritik virajlarından birini dönüyor ve eğer şampiyonluk "amaç" ise bu dönemdeki hasar minumumda tutulmak zorunda. Bu günlerde Arsenal'in ihtiyacı olan son şey, Arshavin'de yoğun bir şekilde görülen ve takımın tamamına da zaman zaman yayılan "zihinsel disiplinsizlik". Eğer şampiyon olunacaksa, Arsenal'in 25 oyuncusu da geri kalan 2250 dakika boyunca bu hedefe konsantre olmak zorunda. Ayağına gelen topların yarısını rakibe vererek veya kafasına esince maçı saha içerisinden izleyerek ulaşılmıyor çünkü o hedefe.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder