6 Ekim 2010 Çarşamba

Satıyorum, Sattım!

Liverpool'un problemlerine bağlı olarak, dün içime doğmuş olacak ki, bu sabah kulübün satıldığı haberleriyle uyandık. Sürpriz değil, nitekim dün bahsettiğim 15 Ekim yaklaşıyor. Eh Ekim ayı devrim ayı malumunuz.

Liverpool cephesinde işler biraz arap saçı gibi gözükse de, anlaşılan o ki, kulüp, dün iki cazip teklif almış. Bunlardan biri Boston Red Sox'ın da sahibi olan John W. Henry'den gelirken, diğeri de Asyalı bir konsorsiyumdan gelmiş. Liverpool'un, 5 kişilik yönetim kurulunun 3 İngiliz üyesi, Broughton, Purslow ve Ayre, dün akşam Amerikalılarla prensipte anlaşıp olayı resmileştirmek üzereyken, beklenmedik bir şey olmuş ve Hicks ortama Texas'tan bağlanıp, Purslow ve Ayre'ın yönetim kurulu üyeliklerini askıya aldığını açıklamış.

Anlaşılan o ki, Gillette - Hicks ikilisi masadaki £300m civarındaki tekliflerden hiçbirini beğenmemiş. 5 kişilik yönetimin 3 İngiliz üyesinin, oy çokluğuyla teklifi kabul etmesini önlemek için de Purslow ve Ayre'ı kovarak yerlerine Hicks'in oğlu Tom ve Hicks Holding'in başkan yardımcısı Lori Kay McCutheon'ı getirmeye çalışmışlar. Ancak, ilk gelen bilgiler, İngiliz şirketler hukukuna göre Yankilerin böyle bir hamle yapmaya hakkınının olmadığı yönünde. Bu konuyla ilgili hukuksal mücadele ise şimdiden başlamış durumda.

Gillete ve Hicks bugün yaptıkları ortak açıklamada kulübe £270m yatırım yaptıklarını ve bu yatırımın karşılığını veren bir alıcı bulma çabalarının hala sürdüğünü belirttiler, ancak Bank of Scotland'a olan £273m'lik borcun tazelenme tarihine 9 gün kala, kulübü bankanın kontrolüne geçmekten nasıl kurtarmayı planladıklarını açıklamadılar. Yankilerin tek derdi para anlayacağınız; kulübün batıp batmadığı pek de umurlarında değil.

Gillette ve Hicks ne kadar kasarsa kassın, Liverpool resmi websitesinin, bugün kulübe gelen teklifleri duyurması aslında satışın gerçekleşmesinin an meselesi olduğunun kanıtı gibi. Çok büyük ihtimal, John W. Henry'nin sahibi olduğu New England Sports Ventures adlı şirket, Liverpool'u satın alan taraf olacak. Kulübün başka bir Amerikalının kontrolüne geçiyor olması belki endişe verici olabilir, ancak Henry, spor kulübü yönetmekten anlayan bir arkadaşımız. Boston Red Sox gibi, geleneği olan ancak bir türlü sportif başarıyı yakalayaman bir kulübü devralıp, 81 yıl sonra şampiyonluğa taşımışlığı olan Henry'nin, NASCAR'da da başarılı bir karnesi var. Zaten Amerikalı demek, illa ki hortumcu anlamına gelmiyor. Premier Lig'in en başarılı yönetimlerinden birine sahip olan Arsenal'in de büyük ortağı bir Amerikalı.

Ben daha bu satırları yazdığım sırada, Liverpool resmi sitesi, yönetim kurulu başkanı Broughton'ın bir açıklamasını yayınladı. Liverpool'un başına 'kulübü satmak' amacıyla Nisan'da getirilen Broughton'a göre; Nisan'da Bank of Scotland ile yapılan anlaşmada, yönetim kurulunu sadece kendisinin değiştirebileceğine, Gillette ve Hicks'in satışı zorlaştıracak hiçbir hamlede bulunamayacağına dair maddeler var. Yani, yankilerin dün yaptığı hamle, imza attıkları anlaşmanın 2 maddesine aykırı ve büyük ihtimal mahkeme tarafından geçersiz sayılacak. Broughton, mahkeme kararından oldukça emin olsa gerek ki, kulübün satışının önümüzdeki hafta sonlanacağını ve yeni sahiplerin tüm borçları temizleyerek, yeni bir başlangıç yapacağını da açıklamaktan çekinmiyor. Hatta, yeni bir stat projesinin bile ajanda da olduğunu söylüyor.

Ne diyeyim, Liverpool taraftarına hayırlı olsun. Umuyorum, kulüp, içerisinde bulunduğu kaos ortamından bir an önce kurtulur da Premier Lig yarışına tekrar dahil olur. City ve Chelsea gibi sonradan görmelerle pek tadı çıkmıyor ortamın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder