27 Ekim 2010 Çarşamba

Milyara Doğru

Manchester City yönetiminin yayınladığı raporlara bakılırsa, Şeyh Mansur Bin Zayed, 30 Eylül itibariyle kulübün 37bin hissesini daha alarak, City'nin kasasına £80m daha bırakmış. Bu rakam, Arapların City'i satın aldıktan beri kulübe aktardığı para miktarını toplam £573m civarına çekiyor ki, bu para 907 milyon Amerikan dolarına tekabül ediyor. Yani, Araplar, önümüzdeki aylarda, Eylül sonundakine benzer bir hisse alımı daha gerçekleştirirlerse 1 milyar dolar barajını geçecekler.

Peki, harcanan bu astronomik meblağların karşılığında ortaya çıkan ne?

Şu anki rakamlara bakılırsa, 2014 yılında Avrupa kupalarından men edilecek bir takım.

Evet, UEFA'nın Financial Fair Play kurallarının en kritiklerinden birine göre, bir kulüp, 2011'i takip eden 3 sene içerisinde toplam £39m'nin üzerinde zarar edemez.

Peki, Manchester City'nin geçen seneki zararı ne?

£121.000.000

Bu sadece 1 yıldaki zarar hem. Bu zararı 3 yıla yaydığınızda, UEFA'nın tahammül edeceğinin 9 katı bir rakam ortaya çıkıyor.

İçinizde, "City bütün harcamaları 2011 öncesinde yaptı, bundan sonra biraz yavaşlarlar olur biter" diyenler olabilir. Ancak, maalesef, futbolcu bonservislerinin muhasebesi, City'nin aleyhine işliyor.

Bilenler bilir; muhasebede amortisman diye bir kavram vardır. Amortisman, kısaca, bir varlığın değerinin, kullanım süresi boyunca düşürülerek, yıllara yayılması anlamına gelir. Yani, bir şirket 2010 yılında, 5 milyon liraya bir bina aldıysa, bu rakam sadece 2010'un gideri değildir. Söz konusu bina 50 yıl kullanılacaksa, 5 milyon da bu 50 yıl boyunca amorti edilir. Yani kaba bir hesapla, 2010-2060 arası, her sene 100.000 lira gider yazılır.

Futbolcu bonservisleri de, varlık amortismanları kuralına tabidirler ve bir futbolcuya ödenen bonservis, kontrat süresi boyunca amortismana tabidir. Mesela, City'nin bu sene £26m'ye alıp 4 senelik imza attırdığı Silva, kulübün hesaplarında 2014 yılına kadar her sene £6,5m'lik amortisman gideri ekledi.

Geçen sezon bitip, City senelik hesaplarını açıkladığında, toplam bonservis amortismanı £71m, yani kulübün toplam gelirinin %57'si seviyesindeydi. O günden bu güne, City'nin kadrosuna Silva, Toure, Milner ve Balotelli eklendi ve bonservisiyle ayrılan tek isim de Robinho oldu. Bu alışverişler City'nin amortisman faturasını £90m'ye kadar yükseltti; yani toplam gelirin %72'sine.

Bonservis amortismanları, astronomik gibi gözükse de, City'nin asıl başını ağrıtan rakamlar, oyuncu ücretleri. Geçen sezon sonunda yıllık, £133m seviyesinde olan oyuncu maaşları, yaz transferlerinin sonunda, muhafazakar bir tahminle, £150m'nin üzerine kadar çıktı. Üstelik, geçen sene elle tutulur bir başarıya imza atamayan Manchester City'nin maaş faturası, oyuncularına prim ödemediği halde, toplam gelirinden %20 fazla. İngiliz medyasında yazılanlara göre, City, ünlü oyunculara imza attırabilmek için, neredeyse tüm yeni transferlerinin kontratlarına astronomik primler koymuş durumda. Söylenen o ki, City kazayla Premier Lig'i kazansa, buradan ve Şampiyonlar Ligi'nden gelecek tüm geliri prim ödemesine yatırmak zorunda kalacak.

Geçen sene, sadece oyuncu maaşları (£133m), City'nin yıllık geliri olan £125m'nin üzerindeydi ve kulüp, sezonu toplamda £121m'lik bir zararla kapattı. Sadece geçtiğimiz yaz transfer döneminde, City'nin amortisman ve maaş giderleri toplamda %20'lik bir artış gösterdi bile. Buna karşılık, kulübün gelirlerindeki artış senelik %5,7 seviyesinde kaldı. Yani UEFA kriterleri yaklaştıkça kemerleri sıkması gereken City'nin toplam zararı hala roket hızıyla artmakta. Öyle ki, eğer city FFP kriterlerine, şu anki borç ödemeleriyle uymak istiyorsa, toplam gelirini £300m seviyesine çekmek zorunda. Bu da, daha fazla borç yapmadan, %240'lık bir gelir artışı elde etmeleri anlamına geliyor ki, bunu yapmak için City'nin önünde 3 sene var.

Diyebilirsiniz ki, "Ne olacak, Şeyhler basar parayı, arttırır kulübün gelirini". Ancak, bu noktada ilginç olan, FFP kriterlerinin "gelir"in tanımını da detaylı bir şekilde yapıyor oluşu. Maç günü gelirleri, televizyon, lig ve Avrupa kupalarından gelen paraya ek olarak, manipülasyona açık gibi görünün sponsor gelirlerine de bir kısıtlama getirilmiş durumda. FFP'ye göre, kulübün sponsorları, City'e, "piyasa değerinde" rakamlar önerebiliriler. Yani, City yarın çıkıp biz Etihad ile seneliği £50m'e anlaştık deyip şeyhlerin parasını Etihad üzerinden kulübe aktaramaz. Bu meblağ, piyasa değerinin çok üzerinde olacağı için, en basit tabirle, UEFA bunu "yemez".

Şu an City'nin içinde bulunduğu durum öyle gösteriyor ki, kulüp, FFP yürürlüğe girdiğinde parasıyla rezil olma tehlikesiyle karşı karşıya olacak. Eğer UEFA, gelir kalemlerinin tanımındaki sıkı politikasını korursa, City, Şeyhlerin milyarlarına rağmen defterlerini dengelemeyi başaramayabilir. Nitekim, şeyhlerin, hisse alımıyla enjekte ettikleri para, sürekli olarak bilançonun pasif yarısına, yani özkaynaklara gitmekte. 2014 geldiğinde, belki kulübün hiç bir bankaya tek bir kuruş borcu olmayacak ancak, gelir-gider dengesini sağlayacak "gelir" kalemlerini yaratamaması yüzünden, belki Avrupa kupalarından men edilecek.

Arsenal zaten harcamıyordu da, Chelsea, Man Utd, Liverpool gibi kulüpler de son 2 sezondur muslukları boşuna kısmadılar. Herkes harıl harıl evdeki hesabı, UEFA'ya uydurmaya çalışıyor. City ise, tüm bu kulüplerin tersi istikamette son sürat yol almakta ve şu an, bir çok kişi, kulübün köprüden önceki son çıkışı kaçırdığı görüşünde. Yani, Manchester City, bugün tüm transfer harcamalarını kesse bile, şu an içinde bulunduğu durum, 3 sene içerisinde düzelecek boyutu çoktan aşmış durumda. Bana göre, bu noktadan sonra top UEFA'da. Platini ve dadaşları, ya sözlerinin arkasında durur ve FFP'yi çatır çatır uygularlar; ya da Araplara, City'e 'gelir' enjekte etmeleri için bir açık kapı bırakırlar. Önümüzdeki 3 yıl, paranın Avrupa futbolundaki her kapıyı açıp açamayacağının ortaya çıkacağı ilginç bir dönem olacak. İzninizle, burada Polyannacılık oynayıp, paranın her kapıyı açamayacağı ve iyi yönetilen kulüplerin ödüllendirileceği bir gelecek hayal etmek istiyorum.

2 yorum:

  1. herşeyi anladım da Etihad'ın desteğini anlamadım.bir sponsor neden istediği kadar destek veremesin?aklımı kurcalayıp duruyordu city neden hemşolarının reklamını yapıyor diye.demek sebep buymuş.merak ettiğim başka bir durum ise barça'nın nasıl yol çizeceği?geçen sezon 79 milyon avro zarar ettiler toplam borç 450 milyon avro ve hala fabregasın peşindeler.50 milyon avroyu nerden bulacaklar?oyuncuların maaşlarını zor ödüyorlar.ikinci bir durum ise barçanın 50 milyon la liga geliri olmadan bu borçlardan nasıl kurtulacağı.eğer şampiyon olamazsa 50 milyon avro kaybedecek geçen sene oranla.İnşaallah MOU la ligayı kazanırda bu dangalaklar avuçlarını yalar.batsalarda süper olur:P...şunları düşündükçe arsenal in ne kadar doğru bir yaptığını anlıyorum.

    YanıtlaSil
  2. barca'nın durumu biraz farklı cünkü onların borcu var ama aynı zamanda man utd gibi gelirleri de fazla.. eger bir kaç sezon tökezlerlerse zorlanabilirler.. onlarla da ilgili bir yazı yazarız bir ara..

    YanıtlaSil