2 Ekim 2010 Cumartesi

Hem Kendine Yazık, Hem Bize

- Hocam Servet'i neden oynatmadınız?
Delikanlı Rijkaard:
- Takımla ilgili kararları burada tartışmam.

- Hocam Servet'i neden oynatmadınız?
Dobra Rijkaard:
- Servet sistemime uyan bir oyuncu değil.

- Hocam Servet'i neden oynatmadınız?
Klişe Rijkaard:
- Kendisinin ufak bir sakatlığı vardı riske etmek istemedik.

- Hocam Servet'i neden oynatmadınız?
Politik Rijkaard:
- 20 kişilik kadromuz var rotayson olması normal.

- Hocam Servet'i neden oynatmadınız?
Bitik Rijkaard:
- Milli takıma sakladım.

Son söyleyeceğimi en başta söyleyeyim. Frank Rijkaard'ın Galatasaray macerası bitmiştir. Bunu ister kabul edin, ister "zaman lazım" filan diye kendinizi oyalayayın, bundan 1-2 sene sonra geriye dönüp baktığınızda, bu gerçeği açık açık göreceksiniz.

Rijkaard'ın, Servet konusundaki sorulara vermesini beklediğim karşılık "Size ne?" kıvamında bir şeydi aslında. Politik bir cevaba da razıydım ya da "Adam sahaya çok tükürüyor, kaygan zemin oyun düzenimizi bozuyor" gibi bir şey bile olurdu. Yeter ki "Milli takıma sakladım" olmasaydı.

Şimdi bu cevabı ciddiye aldık diyelim. Yani Rijkaard, gerçekten bu nedenden oynatmadı Servet'i. O zaman aklıma tek gelen soru şu oluyor: "Milli takımdan sana ne be adam, sen Galatasaray'ın çıkarlarını korumak için para alıyorsun."

Biliyorum; Rijkaard, bu lafı ederek birilerine mesaj yolluyordu. Servet'e, Hiddink'e, Servet'i "Milli takımın stoperi" diye savunanlara belki... Pek de umurumda değil aslında. Benim umrumda olan sadece Galatasaray takımının acınacak hali. 1,5 seneye yaklaşırken, hala, hala, hala hiçbir kişiliği olmayan, Anadolu takımlarının son derece vasat yabancı oyuncuları karşısında tel tel dökülen, deplasmana gittiğinde rakibin adı ne olursa olsun oyun olarak domine edilen bir Galatasaray.

Daha önce de yazdım, yine yazıyorum. Bu rezilliğin tek sorumlusu Rijkaard değil belki, ancak eldeki tek çözüm yeni bir hoca getirmekten geçiyor.

Takımda bir başka operasyon yapacak ne kaynak kaldı, ne enerji. Hadi operasyon yapsan, bir "Türk" takımı olarak, Galatasaray'ın kadrosunun %70 kadarı "Türk" oyunculardan oluşmak zorunda. Bizim oyuncuları geliştirsin diye gelen Rijkaard'ın, 1,5 senedir tek bir "Türk" oyuncudan verim alamamış olmasını göz önüne alırsak, durum pek de iç acıcı değil.

Takım içerisinde gerçekten huzursuzluk çıkaran, gruplaşan, yabancıları dışlayan bir grup olabilir. Nitekim bu geçmişte de yaşandı. Torinolu'nun mezhep temelli hizipleşmesi, daha dün gibi aklımızda. Ancak, belli ki, Rijkaard bu kronik yarayı tedavi edecek hoca değil. Dün, Servet sorusuna verdiği cevap bile bunun tek başına kanıtı. Rijkaard çıkıp, "İstemiyorum" diyemiyor, "Sistemime uymuyor" diyemiyor. Oysa bizim kendisinden beklentimiz, eğer takım içerisinde huzursuzluk çıkaranların birer birer kellelerini alması. Herkes, Arda'nın çeteleşmenin başını çektiğini söylüyor; Mustafa Sarp'ın elebaşı olduğundan bahsediyor. Neden Arda hala bu takımın kaptanı? Neden Mustafa Sarp hala ilk 11'in değişmez adamı? Galatasaray tarihinin, en büyük taraftar desteğini arkasına almış bir hoca, bu sorunlara neşten vuramıyor ve bunlara her geçen gün yenilerini ekliyorsa, kusura bakmayın ama o hocaya Hıncal "korkak" der, Rıdvan "ayağını s*keyim".

Rijkaard'ın arkasındaki destek demişken, Galatasaray taraftarı, son 1,5 yıldır, "sabır" olayını yanlış yerinden anlamış bir tutum içerisinde. Hollandalı, Türkiye'ye ilk geldiğinde hepimizin ağzından düşmeyen "sabır" sözcüğü, biraz obsesyona dönüşmüş durumda. Takımın içinde bulunduğu rezil durumdan Rijkaard hariç herkes sorumlu tutuldu son 1,5 senede. Yönetime bağrıldı, Adnan Sezgin istifaya çağrıldı, tercüman kovuldu, sağlık ekibi değişti, Arda'yla küfürleşildi, bir sürü yabancı oyuncu gitti, geldi; Galatasaray, her hamlede biraz daha geriye gitti. Bana göre, Galatasaray taraftarının elinde artık deniz kalmadı. Suçlayacak hiçbir kurum, hiçbir kişi kalmadı artık. Lütfen uykunuzdan uyanın. "Alex Ferguson, ilk 5 senesinde şampiyon olamamıştı" gibi, saçma sapan argümanlarla Rijkaard'ı savunacağınıza, gerçeklerle yüzleşin. (Bu arada Alex Ferguson başa geldiğinde United ligde 21.ciydi, o geldikten sonra sezonu 11. bitirdi. Ertesi sezon da 2. oldular)

Rijkaard, Galatasaray'daki ve Türk futbolundaki kronik sorunların sorumlusu olamaz. Ancak, kendisi, bu kronik sorunları bırakın çözmeyi, onları anlayabilecek kapasiteye bile sahip değil. Hayır, kendisine salak demiyorum. Rijkaard, bir futbol adamı, bir futbol filozofu belki, ancak şu an içinde bulunduğu koşulları anlayabildiğini zannetmiyorum. Kendisinin, Barcelona'da sonunu hazırlayan olayların da, takım içi gruplaşmalar olduğunu göz önüne alırsanız, Hollandalı'nın "insan yönetimi" konusunda bir zaafı olduğunu söyleyebilirsiniz. Onun yerine Barça'nın başına gelen Guardiola'nın, takımın gol kralını, sorun yaratma potansiyeli yüzünden gönderdiğini düşünün bir de.

Yazık Rijkaard'ın gençliğine, Galatasaray'ın parasına, taraftarın sinirlerine... Olmayacak bir duayı hatim edip duruyoruz. Eğer Rijkaard'ı kolay kestirip attığımı düşünüyorsanız lütfen aşağıdaki linklere tekrar bakın. 2 senedir kafa yoruyorum, 'Rijkaard ile olmayacak' sonucuna öyle kahvehaneden aldığım gazla da ulaşmadım.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder