5 Ekim 2010 Salı

Dip

Son 1,5 senedir paraşütsüz bir düşüşün içinde olan Liverpool, Pazar günü nihayet dibe vurdu mu; yoksa, asıl dibi önlerindeki fikstür olan Merseyside derbisini kaybettikleri takdirde mi görecekler tartışılır. Blackpool maçında, Kop'tan, klasikleşen Hicks ve Gillette karşıtı sloganlara ek olarak, Kenny Dalglish'i takımın başına çağıran tezahüratlar duyuldu. Hatta bir ara Benitez lehine bağıran bir grup bile vardı. İngiliz basını, Everton maçında hayal kırıklığı yaşanması halinde Hodgson'ın görevine son verileceğini yazmaya başladı bile. Peki Liverpool'un bu halinden Hodgson'ı sorumlu tutmak mümkün mü?

Liverpool taraftarlarının çoğuna va bana göre kulübün sorunları en tepeden başlıyor. Liverpool'un sahipleri Gillette ve Hicks, geçen Nisan ayında, kulübün büyük alacaklısı Bank of Scotland tarafından, hisselerini satmaları konusunda uyarılmıştı. Banka, Amerikalılara kısaca "Ya 15 Ekim'e kadar kulübü satın, ya da £280m getirin. Yoksa hisselerinize el koyacağız" demişti. Bu uyarının hemen ardından, yankiler Liverpool'un başına "alıcı bulma" misyonuyla Martin Broughton ve Christian Purslow'u getirdiler. Bu ikilinin görevi, kulübün satışını en karlı bir şekilde bitirmekti, ancak koyu bir Chelsea taraftarı olduğu herkesçe bilinen Broughton ve Benitez'i kovup, görevi Dalglish'e vermeyen Purslow o günden bu güne taraftarın bir numaralı hedefi haline gelmekten başka bir icraata imza atamadı. Broughton'ı, aldığı astronomik maaştan olmamak için bilerek satışı geciktirmekle suçlayanlar bile var. Purslow ve Broughton, kulübün bu halinden sorumlu olsunlar ya da olmasınlar, Liverpool için çok kritik bir tarih olan 15 Ekim'e günler kala hala bir alıcı bulamadıkları ortada. Takımın, içinde bulunduğu durum da ellerini güçlendirmiyor tabi ki. Bu haliyle Liverpool tam bir paradoksun içine sürüklenmiş durumda. Alıcı çıkmadıkça takım kötü gidiyor; takım kötü gittikçe potansiyel alıcılar kaçıyor.

Kulübün finansal olarak bu hale gelişinin sorumlusu, en başta Gillette ve Hicks olsa da, bu durumdan dolayı Benitez'in kulaklarını çınlatmamak da haksızlık olur. Kendisinin görevde olduğu 6 senede Man Utd tarzı bir "borçla büyüme" projesine girişen Liverpool, takımın beklenen başarıları kazanamamasından dolayı mali bir darboğaza girdi. Bugün, Hodgson'un elinde 3-5 milyon dolarlık bütçe kaldıysa, bunun başlıca sebebi Benitez'in 6 yılda çarçur ettiği milyonlar. Öyle ki, İspanyolun attığı son kazık olan Alonso-Aquilani takasının, Liverpool'un bütçesindeki acısı hala sıcak. Benitez'i suçluyorum, ancak ortada Man Utd tarafından tecrübe edilen bir gerçek var, "Amerikan tarzı borçla büyüme projeleri krizle bitmeye mahkum." Aynı Liverpool gibi, Amerikalı sahipler tarafından £700m borcun altına sokulan United, Premier Lig tarihinin en başarılı hocasına sahip olmasına ve almadık kupa bırakmamasına rağmen, krizin kapıya gelip dayanmasını engelleyemedi. Tabi ki, United ve Liverpool arasındaki en belirgin fark, Manu yönetiminin "Borçlandık ama başarılı da olduk" diyebilmesi. Bugün, £300m civarında olan borcun Liverpool'a tek kazandırdığı şey bir Şampiyonlar Ligi kupası.

Kulüp yönetiminin en tepesinde yaşanan bu krizin sahayı etkilememesi tabi ki söz konusu olamaz. Liverpool'un geleceğinin nasıl olacağı konusunda takım içerisinde ciddi endişeler var. Özellikle yıldız oyuncular, kulübün içinde bulunduğu belirsizlikten çok rahatsızlar. Yarın, kulüp Bank of Scotland'ın yönetimine geçerse, geçen sene Portsmouth'un aldığı 9 puanlık cezanın bir benzerini alması ihtimali var. Üstüne üstlük bu durum, zengin alıcıları tamamen kaçırıp kulübün değerinden daha düşük bir mebla karşılığı satılmasına da yol açabilir. Tüm bunların Türkçe karşılığı ise "Liverpool önümüzdeki 10 sene boyunca orta sıralara mahkum olabilir". Kariyerlerinin son düzlüğündeki Gerrard, Torres, Reina gibi oyuncular da, ellerinde kalan süreyi Premier Lig'in orta sıralarında harcamak istemiyorlar tabi ki. Mourinho, Gerrard'ın, City de Torres'in aklını şimdiden karıştırmışa benziyor.

Torres ve Gerrard'ın moralsiz görüntüleri aslında yeni bir şey değil. Geçtiğimiz sezondan beri, her iki oyuncunun da yüzünün güldüğünü görmedik. Roy Hodgson döneminin talihsiz başlangıcı, maalesef onlara gereken motivasyonu da getirmedi. Geçen senenin ortasında, "batan gemi" diye tanımlanan Liverpool, hala bu imajı üzerinden atabilmiş değil. Hodgson'un temkinli ve gösterişsiz futbol anlayışı da bu imajın düzelmesine yardımcı olmuyor. Tecrübeli teknik adam, daha Liverpool kapısından girmeden, birçokları tarafından "sıradan" olarak tanımlanmıştı. Takımla çıktığı ilk 14 maçta sadece 1 galibiyet almayı başarınca, Hodgson'a karşı olan tarafın eli de güçlenmiş oldu. İlk geldiği günlerde, Benitez'in 4-2-3-1'ini koruyacağı sinyalini veren Hodgson, son dönemde Fulham'daki 4-4-1-1'ine doğru yanaştı. Blackpool karşısında Kuyt'u, Torres'in arkasına yerleştirip; Cole ve Meireles'i kanatlara koyarak hücumu canlandırmayı denedi, ancak bu değişliğin karşılığını henüz alabilmiş değil. Bana göre, bunun sebebi Liverpool'un gerçek bir kanat oyuncusuna sahip olmayışı. Bu arada daha önce bahsettiğimiz "kuytudaki tehlike" de tekrar hortlamış durumda, nitekim Dirk Kuyt, son 28 maçta sadece 3 gol - 3 asiste imza atabilmiş durumda. Ona ek olarak, Liverpool'un bu sezon yediği gollerin yarısında da Glen Johnson imzası var.

Dizilişlerden, Hodgson'un futbol anlayışından bahsediyoruz ancak Liverpool, kendi sahasında, Championship kalibresindeki bir takıma kaybediyorsa, ortada taktiksel hatalardan daha fazlası var demektir. Kulüp, en tepeden başlayan bir krizin içerisinde ve bu kördüğümün çözülmesi açısından çok kritik bir 10 güne giriyor. 15 Ekim, kulübün finansal açıdan kaderini belirleyecekken, 17 Ekim akşamı Goodison'dan çıkan sonuç, saha içinde bir görev değişikliğine bile yol açabilir. Bana göre, Liverpool için tek çıkış yolu, Arsenal tarzı, çok disiplinli bir mali yönetim ile desteklenmiş bir gençlik projesi. Son 15 senede, İngiliz futboluna hediye ettiği tek "yıldız" Owen olan Liverpool altyapısının tekrar canlanması gerekiyor. Tabi ki bunu yapmak için de 'borçla büyüme' politikasından ve Amerikalılardan da kurtulmak lazım. Liverpool taraftarına 'sabır' diyesim geliyor ama 20 senelik bekleyişin sonunda hala 'sabır'dan bahseden bendenize uçan kafayla karşılık vereceklerinden endişeliyim. Yine de sabır ama..

1 yorum:

  1. "Son 15 senede, İngiliz futboluna hediye ettiği tek "yıldız" Owen olan Liverpool altyapısının tekrar canlanması gerekiyor."

    Steven Gerrard desem?

    YanıtlaSil