19 Eylül 2010 Pazar

Şişmanlar Tablosu

Rakamlar ne kadar güvenilir bilmiyorum. Daily Mail yayınlamış. Premier Lig'deki takımların ideal 11'lerinin ortalamasını aldık diyorlar. Üşenmişler bence. İdeal 11 yerine 25 kişilik kadroyu alsalar daha sağlıklı bir tablo ortaya çıkabilirdi. Ama tabi o zaman Chelsea tepede olmayabilirdi. Tabloyu yapanlar, onları tepeye koymaya çalışmışlar demiyorum ama Chelsea'nin birinci, Arsenal'in de sonuncu olduğu bir sıralama tabi ki daha dramatik görünüyor. Zaten, sıralamayı boya göre değil de ağırlığa göre yapmış olmalarının sebebi de bu.

Bir takımın 'ağır' olması neyin göstergesidir bilmiyorum. Bu ağırlık, ilk onbirinizin bol kaslı olduğunu da gösterebilir; takımda yağ oranı yüksek bir Ronaldo'nun varlığına da işaret edebilir. Madem fiziksel özelliklere göre bir liste yapacaksınız, boy ortalamasına göre bir diziliş daha mantıklı olabilirdi. Ancak dedim ya, o zaman Chelsea tepede olmazdı. Ya da aynı Mail, şişmanlar tablosu yapacağına, 'en çok pas yapanlar', 'en fazla şut atanlar', 'en çok pozisyona girenler', 'en hızlı takımlar' gibi futbol ile daha alakalı tablolarla karşımıza çıkabilirdi. Ama o zaman da Arsenal dipte olmazdı.

Bu maksatlı tabloların birden ortaya çıkışının sebebi, Arsene Wenger'in geçen hafta hakemleri "oyuncuları korumaya" davet etmesi. İngiliz medyasının yarım akıllı kanadından olan Daily Mail de, aklı sıra Wenger'e ayar veriyor. "Evet, yıldız oyuncularımız korunsun" demek yerine "Wenger takıma şişmanları toplasa o kadar sakatlık olmaz" demeye getiriyorlar.

Biz, Arsenal'in, zaman zaman fiziksel olarak zorlandığını biliyoruz. Ancak, Premier Lig'de bir kasap havası modası ve böyle oynayan takımları yüreklendirme kampanyasının varlığından da geçen gün bahsettim. Gerzek İngiliz medyası da, içlerindeki Fransız takımı Arsenal'e karşı olacağız diye Stoke gibi, Blackburn gibi takımların arkasına sıralanmış durumda. Bu yarım akıllıların anlamadıkları şey, savundukları oyun Premier Lig'i ele geçirirse, ligin değerininin son sürat düşeceği. İngiliz futbol uleması zannediyor ki, futbol izleyicisi, kimsenin birbirini itip kakmadığı Arsenal-Barcelona eşleşmesi yerine, havluyla top kurulama festivaline dönüşen bir Blackburn-Stoke maçı izlemek istiyor.

Yanlış anlaşılmasın, futbolun fiziksel yönünün ortadan kaldırılması gerektiğini savunmuyorum. Tam tersi, her iki felsefenin çatışmasından zevk alan biriyim. Ancak, Chelsea'nin, Inter'in oynadığı futbol ile Tony Penis ve Big Sam'in sahaya sürdüğü kabadayılık arasındaki farkı da iyi ayırt etmek lazım. Fiziksel oyun, kaleciyi itip kakmak, her fırsatta rakibin bileğine basmak, bütün gol umudunu ceza sahasına şişirilen toplara bağlamak ve bütün maç top kurulamaktan ibaret değildir. Wenger'in son dönemde tepki gösterdiği şey de bu 'kirli taktikler' zaten. Yoksa, Arsenal'in bazı rakiplere karşı zayıf ve dirençsiz kaldığının herkes farkında. Arsenal zayıf kalıyor diye bütün takımları kibar oynamaya davet etmeye çalışan filan da yok. Ancak, 'kirli' oyun ile 'fiziksel' oyun arasındaki sınırın iyiden iyiye kaybolduğu İngiliz futbolundaki bu yeni 'kasap havası' trendine bir önlem alınmazsa daha çok Ramsey'ler, Zamora'lar, Eduardo'lar göreceğiz orası kesin. Bu önlemlerin en başında da yarım akıllı basının, Shawcross gibi hayvanlara "İyi çocuktur aslında" demeyi bırakarak "Çüş!" demeye başlaması geliyor bence.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder