27 Eylül 2010 Pazartesi

Kim Sevinmiş?

Premier Lig'le fazla haşır neşir olunca bizim ligden biraz uzak kaldım. "Çok bir şey kaçırmıyorsun" diyebilirsiniz ama asıl eğlence bizim ligde be abi.

Fenerbahçe - Beşiktaş maçından sonra Emre, sonra da Volkan, Beşiktaşlı futbolcular hakkında, "Beraberliğe sevindiler" açıklamalarını yaptılar. Bilmiyorum, beraberliğe sevinmek sizi küçültür mü ama açıklamayı yapanların zeka seviyesiyle düşünmeyi başarırsanız (ki zannetmiyorum), belki Beşiktaş'lı futbolcuların kötü bir şey yaptığı sonucuna erişebilirsiniz. Normal şartlarda ne Emre'nin, ne de Volkan'ın yaptığı açıklamayı ciddiye alıp bu sayfaya taşımam. Zaten konuyu açmamın sebebi de dün gördüğüm başka bir haber.

Bu habere göre, Emre ve Volkan'a çok kızan Beşiktaşlı yönetici Serdar Adalı, şöyle konuşmuş:
“Bu futbolcu kardeşime şahsen cevap vermek istemem. Kendisine en iyi cevabı meslektaşları sahada verir. Beşiktaşlı futbolcular galibiyet, mağlubiyet veya beraberlikte üzülüp, sevinmezler. Onlar saha içinde gösterdikleri performanstan dolayı kendilerini kutlarlar. Deplasmana gelen taraftarları da selamlamaları bir bütün olduklarını gösterir, bizim aile olduğumuzu ispatlar. Bu futbolcu kardeşimizin geçmişteki kasetlerini seyrederseniz 1 puana nasıl sevindiğini, beraberlik golü geldiği zaman nasıl taklalar attığını görürsünüz"
Şimdi Beşiktaşlılar kızmasın ama bu satırlar Türkiye'de spor yöneticiliğinin kimlerin eline düştüğünün vahim bir kanıtı gibi.

Aslında, söz konusu açıklama çok umut verici başlıyor. Eğer Adalı, ilk cümle ağzından çıktıktan sonra dursa, gerçek bir yönetici gibi konuşmuş olacak. Hadi, iyi günüme denk geldi, kendisine 2. cümleyi de hediye ediyorum. İlk cümleyi söyle ve dur! Kendisini, tanımam etmem, televizyonda bile görmüşlüğüm yoktur. Ancak, ilk 2 cümleden sonra içindeki şizofrenin ortaya çıktığını düşünüyorum. Öyle ki, daha "Cevap vermek istemem" demesinin hemen ardından cevap vermeye başlıyor.

Hem de ne cevap. Sanırım, "Ulan Volkan'a okkalı bir laf sokmalıyım" diye kendini fazla kasmış olacak ki, 3. cümlede tam anlamıyla saçmalamış. Ne demek abi Beşiktaş'lı oyuncular üzülmez, sevinmez? Bu sözün doğru olduğu 2 paralel evren var. Birisinde Beşiktaş takımı paradan başka hiçbir şeyi düşünmeyen lejyonerlerden, diğerinde ise robotlardan oluşuyor. Ancak, içinde yaşadığımız evrende, Beşiktaş ilk 11'inde duyguları olan normal insanlar var. Yani, kazanınca sevinip, yenilince üzülebiliyorlar çünkü 'normal' olmaları bunu gerektiriyor. Belli ki, Serdar Adalı'ya mikrofon uzatıp, "Beşiktaşlılar sevindi diyorlar" demişler, o da, paniğe kapılıp "Yok öyle bir şey, Beşiktaşlılar sevinmez!" deyivermiş.

Hadi o laf ağızdan kaçtı diyecem, açıklamanın devamında Adalı'nın sıvamasını nasıl açıklayacağız. Kendisine göre, Beşiktaş'lılar üzülüp sevinmiyorlar ancak her maçtan sonra gösterdikleri performanstan dolayı birbirlerini kutluyorlar. Yani, 4. lig takımından 9 tane yiyip, "Bravo, abi iyi mücadele ettik" diyorlar birbirlerine. Üzülme, sevinme yok.

Açıklamanın içerisinde tam anlamıyla saçmalık olmayan tek cümle 5'si sanırım. O yüzden direk sonuncuya geçeceğim.

Şimdi, hatırlarsanız Adalı, sözlerinin başında "Cevap vermem" deyip iyi girmişti. Bakın çıkışı nasıl yapıyor.

"Bu arkadaşın kasetlerine bakın, o da yaptı!"

Oy... Yapma... E senin Volkan'dan ne farkın kaldı hocam? İndin onun seviyesine ki, bilim adamları o seviyeye tüpsüz nasıl indiğini açıklamakta zorlanacak bence. 1 puana sevinmenin kötü bir şey olduğunu kabul ettin, bunu yapan Beşiktaşlı futbolcuları yerin dibine soktun ve 'kasetlerine bakın' diyerek, bir güzel salladın. Sen de biliyorsun ki, kimse oturup Fenerbahçe'nin beraberliği yakaladığı tüm maçları izleyip, Volkan nasıl sevindi bakmayacak. O yüzden, Volkan'ı aynı hareketi yapmakla damgalaman yanına kalacak.

Bravo!!

Gavurun güzel bir tabiri var: "Draw feels like a win" diye. Son dakikalarda beraberliği yakalayan takımın sevincini açıklamakta kullanılıyor. Maçı kaybedeceklerini düşündükleri anda gol bulan futbolcuların sevinmesi kadar normal ne olabilir? Aynı şey tam tersi istikamette gerçekleşseydi ve 86'da golü bulan Fenerbahçe olsaydı, o Kadıköy yıkılacaktı. Olayın açıklaması bu kadar basit. Volkan'a ayar vereceğim diye paralel evrenlerden, sevinmeyen futbolcular getirmek ise Türk futbol yöneticisine özgü bir şey. Trajik bence...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder