10 Eylül 2010 Cuma

French Kiss

Sanırım herkes için biraz süpriz oldu. Aston Villa, Martin O'neill'dan boşalan koltuğa Gerrard Houllier'yi getirdi; Villa taraftarının ilk tepkisi de olumsuz oldu. 7 yıldır Premier Lig'den uzak kalmış bir hoca, taraftarı hafiften endişelendirdi. Villa yönetimi, son 2 gündür internet üzerinden yayılan taraftar tepkisini bastırmaya çalışıyor.

Tamam, Villa taraftarının tepkisinin haklı bir yönü olabilir ancak diğer alternatifler ile karşılaştırıldığında Houllier'nin ismi bile yetiyor. Everton, Moyes için, Ajax da Jol için, kapıyı Villa'nın suratına kapatınca, elde kalan 3-4 isimden CV'si en donanımlı olan hiç kuşkusuz Fransız teknik adam. Bradley, Erickson ve Curbishley'in toplam başarılarını üstüste koysan Houllier'nin yarısı bile etmiyor.

Gerrard Houllier, vatandaşı Wenger gibi bir 'organizasyon' adamı. Saha içinde oynattığı futbol ve taktiksel becerisi tartışmaya açık olan Fransız'ın, başına geçtiği takımlara etkisi genelde kendisi görevi bıraktıktan sonra anlaşılıyor. Kısa süre çalıştırdığı Fransa Milli Takımı'dan, 94 Dünya Kupası'na katılamayışlarının ardından ayrılan ancak arka plandaki adam olarak 98-02 başarılarında büyük katkısı bulunan Houllier, o takımda bulunan birçok oyuncuyu bulup çıkaran adamdı.

Premier Lig takipçilerinin ve benim kendisini daha iyi hatırladığı dönem tabi ki 6 yıllık Liverpool hanedanı. Houllier'nin Liverpool'un başında başarılı olup olmadığı, Pool taraftlarınca hala tartışılan bir konu. 98'de başına geçtiği Liverpool'un 6 senelik kupa hasretini 2001'de kazandığı 5 kupayla bitiren Houllier'in hala tartışılmasının sebebi bu kupaların içerisine Premier Lig'i ekleyememiş olması.

Liverpool'luların kendisini savunan kısmı, tabi ki kazanılan gümüşlere ve Gerrard, Carragher gibi sembol oyuncuların Houllier döneminde takıma kazandırılmış olmalarına bakıyor. Öte yandan anti-Houllier kanadı ise, Fransız'ın, takımın başındaki ikinci 3 yılında yaptığı başarısız transferleri hatırlamayı tercih ediyor.

Kim ne derse desin, 6 sene boyunca, Liverpool'un altyapısından tesislerine, yönetim şeklinden kadrosuna kadar tamamen değiştiren Houllier'in, Benitez'in yakaladığı başarıda katkısı olduğu yadsınamaz. Aynı onun temellerini attığı Fransız takımını, Jacquet'nin dünya şampiyonu yaptığı gibi, Benitez de Houllier tarafından çatıda bırakılan tellere kat çıkmak suretiyle Şampiyonlar Ligi kazandı.

Bu iki örneğe bakarak, Fransız'ı "iyi organizasyoncu" ya da "kötü taktisyen" olarak tanımlamanız mümkün. Bu bardağın ne tarafını görmek istediğinizle ilgili bir konu. Gerrard Houllier'in, kariyeri boyunca göze hoş gelen bir futbol oynatmadığı ve transfer meselelerinde istikrarsız bir görüntü çizdiği bir gerçek. Ancak, daha önce de dediğim gibi, ortadaki diğer adaylara bakarsanız, Villa açısından mantıklı bir seçim gibi duruyor. Ayrıca bu karar, benim gibi Villa'yı tarafsız gözle seyreden birisi açısından oldukça heyecan verici. Nitekim, Erickson, Bradley gibi kolpa adamların takımlarını izlemektense Wenger, Ferguson ve Houllier gibi filozofların çekişmesini görmeyi yeğlerim ben.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder