11 Eylül 2010 Cumartesi

Ferguson da Hata Yapar

David Moyes'in Everton'unu seviyoruz. Ya da seviyorum diyeyim. Bunun nedeni bu akşam Man Utd'tan puan koparmış olmaları filan değil. Everton, Premier Lig'e lazım, çünkü onlar gibi belirgin bir futbol felsefesi olan takımlar bir ligin kalitesini yukarı çeken etmenlerden birisi. Everton'un futbol felsefesi, adeta Moyes'in kişiliği ve Everton geleneğinin birleşip sahaya yansıyan bir izdüşümü. Moyes'in takımı, "güzel" oynamaktan ısrarla kaçıp, bazen kendi kendine kavga ederken yakalansa da, ligde fiziksel olarak baş edemeyecekleri takım yok gibi.

Moyes, dünkü maça formsuz forvetlerinin yokluğunda, fonksiyonel bir 4-6-0 ile çıktı. Her ikisi de 'golcü' olmasa da Fellaini-Cahill ikilisini yanyana koyduğunuzda, Premier Lig'in hava toplarında en etkili forvet hattı ortaya çıkıyor; en azından kağıt üzerinde... Bu iki oyuncunun hava hakimiyeti gerçekten korkutucu ancak ilk 45 dakika boyunca gördük ki, bu tip tek boyutlu hücum planları, özellikle Man Utd gibi tecrübeli takımlara karşı, pozisyon üretmek için yetersiz kalıyor. Moyes'in oyun planı, ileri ikilisini, özellikle sol taraftan Pienaar/Baines ikilisiyle beslemek üzerine kuruluydu. Ancak, United'ın defansif olarak zayıf noktası olan Nani/Neville ikisiline karşı oynamalarına rağmen bu ikili ilk yarı boyunca beklenen katkıyı yapamadı. İronik olan Everton'un tek golünün, ters kanattan gelişen bir kontra ataktan gelmesiydi.

Ferguson, defansif orta saha mevkiinde, Fletcher yerine stoper/bek kökenli O'Shea'yi sahaya çıkararak rakibin set hücumunu tek hamlede nötrlemeyi başardı. O'Shea hem stoperlerin arasına girerek Everton'un ceza sahasına doldurduğu topları çıkarmalarına yardımcı oldu hem de rakibin fiziksel orta sahasının Scholes ve Fletcher'ı yıldırmasını önledi. Fellaini-Cahill ikilisinin iyi yaptığı şey ise, ilk yarı boyunca bütün United takımını tedirgin ederek, oyunun kontrolünün Everton'da kalmasını sağlamak oldu. Ancak, günümüz futbolu oyunun kontrolünü elinde tutana değil, efektif oynayana prim veriyor ki, United ilk yarı boyunca az ama öz çıkarak Cantona, Beckham ve Ronaldo günlerinden beri atmaya doyamadığı klasiği, sağ kanattan kavisli-alçak orta golünü buldu.

İkinci yarıyla beraber tek boyutlu hücumunu çeşitlendirmek isteyen Moyes, Fellaini ve Arteta'nın yerlerini değiştirdi. Buradaki amaç Arteta'nın rakip ceza sahasına daha yakın bölgelerden oyunu kurarak, ilk yarı boyunca bir türlü gelmeyen bitirici pası bulmasını sağlamaktı. Ancak Fellaini tehdidinden kurtularak geride rahat bir nefes alan United, ikinci yarının başlamasıyla beraber bir anda rakibin üzerine gitmeye başladı. Maç sonrası Moyes'in gazabını ateşleyecek cinsten iki basit gole izin veren Everton savunmasında, sezonu çok kötü açan Distin dün de aynen devam etti. 3-1 geriye düştükten sonra Everton'ın karşısında tırmanmaları gereken bir Everest vardı. Nitekim, Man Utd savunma disiplini açısından her zaman üst düzey performans gösteren bir takım. Rakibe 2 fark attıktan sonra puan kaybetmeleri ender görülen bir doğa olayı. Dün de dakikalar 81'i gösterene kadar Everton, United'ın direncini kıracak gibi gözükmüyordu. Ancak bu dakikada Ferguson, oyunun son bölümünü garantiye almak adına, aksayan Evra'yı çıkarıp oyuna Park Ji-Sung'u aldı ve oyunun kritik adamı O'Shea'yi sol beke yolladı. O dakikaya kadar Manu savunmasının gediklerini başarıyla kapatan O'Shea'nin oyundan çıkmasıyla beraber, oyundan ilk düşen adam Nani oldu. Baines/Pienaar/Arteta üçlüsüyle birlike United'ın sol kanadına yüklenen Everton, nihayet Cahill'in kafasını bulduğunda, sanırım Ferguson da dahil olmak üzere sahadaki herkes "çok geç" diye düşündü. Ancak, Moyes'in sol kanattaki ısrarı 1 dakika sonra tekrar sonuç getirdi ki, 2 dakikada 2 Baines ortası United'ı çökertiverdi. Bu iki pozisyonda da Baines'ı kovalamayan adam Nani'ydi ve son golde top Arteta'nın önüne geldiğinde, onu kapatması gereken defansif orta saha artık bir sol bekti. United'ın kaybedilen puanlarını sadece bu değişikliğe bağlamak belki acımasız olacak ama Ferguson'un maçın başındaki O'Shea tercihi ne kadar doğruysa, oyunun sonunda yaptığı Evra değişikliği o kadar yanlıştı.

Tercihlerden bahsetmişken, Ferguson'un maç öncesi yaptığı bir başka tercihten de bahsetmek istiyorum. Hafta için İngiliz basınını çarşaf çarşaf süsleyen Rooney'in, imza attığı skandaldan sonra çıktığı ilk lig maçının Everton deplasmanı olacak olması oldukça ilginçti. Rooney, normal şartlar altında bile bütün maç yuhalandığı Goodison Park'a dün çıksaydı sonuç ne olurdu kestirmek zor. Everton seyircisinin kendisine olan tepkisi onu bayağı bir yıpratırdı ancak aynı tepkinin onu gaza getirme olasılığı da vardı. Ferguson, oyuncusunu korumayı tercih etti ve Rooney riskini almadı. Bana göre bu karar doğruydu ancak sezonun kritik deplasmanlarından birinde, yıldız oyuncusundan yoksun kalmayı hoş karşılamayan United taraftarları olduğunu da biliyorum. Sanırım bu noktada, illa ki bir suçlu aranacaksa, bu Ferguson değil, gereksiz bir skandala imza atan Rooney olması gerekiyor.

Özet olarak, dün sahaya çıkan 22 oyuncunun içerisinde sadece 1 forvet olmasına rağmen, her iki takımın yaptığı hatalar sayesinde orta sahaya sıkışıp kalmayan zevkli bir maç izledik. Ferguson'un Rooney kumarı az daha sonuç veriyordu ki, İskoç aldığı bir başka kararla galibiyeti elinden kaçırıverdi. Onun da insan olduğunu hatırlamış olduk böylece..

2 yorum:

  1. durum hala 3-1'ken yakalanan iki net pozisyonu cömertçe harcamasalardı bu oyuncu değişikliğinin bi önemi kalır mıydı, orası ayrı.
    böylece iki deplasman maçında united dört puanı adeta çöpe attı. yine de geçen sene sıfır puan alınan bu iki deplasmandan birer puan almak da iyi bişey olsa gerek ama bilemedim şimdi.

    YanıtlaSil
  2. Bir United taraftarı olarak çok üzmüyor bu kayıplar beni. Hani Süper Lig takımlarının taraftarları fikstürü eline alıp üstünü çizdiği deplasmanlar vardır ya, Trabzon gibi, Kadıköy gibi... Goodison da bana öyle gelmiştir hep. "Sağlık olsun" der geçerim. Yine öyle yaptım.

    YanıtlaSil