22 Eylül 2010 Çarşamba

Buna da Bir DVD Yaparsınız Artık

Dün, burada 'gazozuna' diye tanımladığım maçta alınan galibiyeti bugün burada övmek istemiyorum. Ancak Arsenal'in oynadığı futbola şapka çıkarmamak da mümkün değil.

Oynanan maç lig kupası da olsa, dün her iki teknik adamın da maçı kazanmak istediğini söyleyebiliriz. Hatta, sahaya çıkan takımlara bakarak, bu kazanma isteğinin her iki hoca için de aynı düzeyde olduğunu bile söylemek mümkün. Wenger, geçmişte yaptığı gibi tamamı gençler ve rezervlerden oluşan bir kadro çıkarmadı sahaya. Hatta şaşırtıcı şekilde kenara koyduğu as oyuncuları bile maçın sonunda kullandı. Redknapp da, Wenger ile hemen hemen aynı oranda yedek oyuncuyla çıktığı maçın gidişhatını değiştirmek için aynı yönteme başvurdu.

Redknapp'ın, Wenger'le aynı karışım oranını kullanırken hesap edemediği bir şey vardı: Arsenal, kaç yedek/genç ile sahaya çıkarsa çıksın, sistemini korumayı başaran bir takım. Sahadaki oyuncuların kalitesi ve tecrübesi azalsa da, sistemin işleyişi pek değişmiyor. Buna karşılık, Tottenham gibi bir takıma, bırak 5-6 taneyi, 2 tane yedek oyuncu soktuğunuzda, bütün düzenlerinin bozulduğunu görüyorsunuz.

Dün de tablo aynen bunu gösterdi zaten. Arsenal'in 18'lik Wilshere ve 19'luk Lansbury ile tuttuğu orta saha tıkır tıkır işlerken; Tottenham, bırak pozisyon bulmayı, ilk yarı boyunca topa dokunamadı bile. Zaten, Sp*rs'ün topla oynama gibi bir düşüncesi yoktu ilk yarıda. Takım halinde Wilshere'ı baltalamaya çıkmışlardı sahaya. Yalnız, tüm bu sertlik Wilshere'ı sindirmedi, aksine gaza getirdi ki, genç oyuncu bu sezonki üst düzey performanslarına bir başkasını ekledi. Hele ki Arsenal'in golünün onun asisti ve Lansbury'nin ayağından gelmesi bir başka güzeldi.

İkinci yarı, biraz da olsun toparlanmış bir şekilde sahaya çıkan Sp*rs, hakemin 1 metre ofsaytı kaçırmasıyla maça ortak olur gibi olsa da bu gazları ancak 10 dakika filan sürdü. Dakikalar 60'ı geçtikten sonra gördük ki, Tottenham'ın yedekleri fiziksel ve kafa olarak tükendiler. Son 30 dakika, maç tamamen Arsenal'in kontrolüne geçti ve Arsenal de kendi klasiği olduğu üzere maçı koparacak golü bulamadı.

Tottenham'ın 60'da biten kondüsyonuyla uzatmaya girmesi, onlar için sonun başlangıcı oldu. Birbirinin aynısı 3 koşuyu önce Nasri, sonra Chamakh ve en sonda da Arshavin yaptı ve bunlardan ilk ikisi penaltı, sonuncusuysa golle sonuçlandı. İlk yarıda Wilshere'e yapılan hareketlere seyirci kalan hakemin, Nasri'nin pozisyonuna penaltı vermesi biraz garip kaçmadı desem yalan olur.

Maç gazozuna da olsa derbi kazanmak güzel. Aynı zamanda gençlerin de performansını görmek daha bir güzel. Hepsi güzel ama arkadaş biz bu Fabianski belasına daha ne kadar katlanacağız? Abartmıyorum; bütün maç tek bir top geldi adama ki, o da Keane'in ağır çekim gelen şutuydu. O da yetti zaten Fabianski'ye. Aştı kendini artık gerçekten. Kendisinin Arsenal forması giyiyor olması Arsene Wenger'in büyük bir ayıbıdır, koskoca kulübün boynuna asılı bir utanç tablosudur. Böyle bir rezalet de Arsenal'in tarihinde görülmemiştir. Kendisinin kulüple ilişiğinin kesilmediği her gün, önce taraftara, sonra da kenarda oturan Mannone ve Szczesny gibi 2 yetenekli kaleciye büyük ayıp edilmektedir. Yemin ediyorum Fabianski'ye (ve Wenger'e) kızmaktan derbi galibiyetinin tadını alamadım. Burda kendisine de çok kızdık ama Almunia'ya bir şey olursa görün o zaman şenliği siz.

2 yorum:

  1. takımda yetersiz bir oyuncu olsa bile aşırı derecede sırıtmıyor ama konu fabianski olunca gerçekten durum vahim.bildiğim kadarıyla 2012de sözleşmesi bitiyor ve bu durumda yenilenmesi imkansız.ha eğer öyle birşey olursa emirates stadı tanınamaz hale gelebilir.bu noktada arsenal taraftarının sabrı sonuna gelmiştir.bu durumda fabianskiyi karabükspor bile 3. kaleci olarak almak için tek kuruş vermeyecekken 2 sezon daha sabretmemiz gerekiyor.mannone ve 53 numara bir sonraki carling cupta kalemizde olabilir.çok kızdığını biliyorum ama arsenal-arsene wenger felsefesi budur.kimsenin hayatını bitirmeden işsiz bırakmadan oynatmaya çalışıyor.(fabianski gibileri için bile)sözleşmen bitene kadar burda kal yanlışlıkla da olsa belki bişeyler yaparsında olursun gibisinden.mesela senderos vardı geçen sezon.arsene sonuna kadar bekledi acaba diye.olmadı,gelişmedi,pişmedi arsenal oyuncusu olamadı.sözleşmesi bitti ve gitti.merida vardı o da aynı şekilde,olmadı,sözleşmesi bitti ve gitti.kısacası son ana kadar bekliyor wenger baba.bazen bunun sonuç verdiğini de gördük.song,diaby,clichy gibi.sonuç olarak fabianski 2012ye kadar kendine bir iş ayarlasın,iş ilanlarına baksın yoksa aç kalır...

    YanıtlaSil
  2. sanderos'un olmayacagi belliydi de o stoper yoklugundan tutuldu takimda.. merida da kendisi on sozle$me imzaladi atletico ile..

    fabianski'nin farki kaleci olmasi.. kotu oynayan bir merida takima cok zarar vermez de, kaleciniz rezil oldugu zaman kalenize gelen tek top da gol oluyor i$te.. wenger dun hala Fabianski'nin dunya capinda kaleci olacagindan bahsediyordu.. wenger'in kaleciden anlamadigi cok bariz de beni asil urkuten koskoca kulupte bu adama akil verecek birisinin olmamasi..

    YanıtlaSil