19 Eylül 2010 Pazar

Bir Kutup Ayısı Eksikti

Arsenal'in attığı gole bakarak "Ulan amma da ballılar" diyebilirsiniz, ancak dünkü Sunderland maçı son yıllarda izlediğim en şanssız maçtı. Arsenal, maçın başında eline geçen bir anlık şansın faturasını bütün maç ödedi.

Sunderland, fikstürün en zorlu deplasmanı değil belki, ancak Stadium of Light'tan 3 puan çıkarmak buraya gelen takımın adı ne olursa olsun kolay değil. Hele ki, yıldız oyun kurucunuz 12. dakikada sakatlanır, hakem defansif orta sahanızı birbirinden ucuz iki kartla atar, elinize geçen penaltıyı dağlara taşlara diker ve maç bittikten sonra bir de gol yerseniz işiniz hiç kolay değil.

Puan kaybına bahane aramaya çalışmıyorum, nitekim maçı koparma fırsatı ayağına gelen Arsenal, bunu yapamayarak kendi sonunu kendi hazırladı. Ancak tüm bu şanssızlıkların maçın gidişatını etkilemediğini söylemek zor.

Şanssızlıkları bir yana koyarsanız, dün akşamki Arsenal performansına yapacağınız yorum bardağın ne tarafını görmek istediğinize göre değişebilir. Dolu tarafı görmek isteyenler, yaşanan tüm şanssızlıklara, 10 kişi kalınmasına rağmen, Arsenal'in 3 puana Phil Dowd'ın düdüğü kadar yaklaşmasını olumlu yorumlayabilirler. Bu tip maçlarda tel tel dökülen Arsenal savunmasının Vermaelen'in yokluğuna rağmen ayakta kalmasını, Wilshere'ın mükemmel oyununu ve takımın 2. yarı, 10 kişiyle maçı kontrol etmesini göz ardı etmek mümkün değil. Ancak, illa bardağın boş tarafını görmek isteyenler, 3 puanın koparılamayışını Arsenal mental olarak zayıflığına bağlayabilirler ki, kendilerine şimdilik katılmayacağım.

Maç hakkındaki ilginç bir detay da, maç sonrası "Penaltıyı neden Rosicky kullandı?" sorusuyla karşılaşan Wenger'in, bu sorunun cevabı hakkında hiçbir fikri olmamasıydı. Normalde RVP ve Cesc'in ardından takımın penaltıcısı Nasri. Dün akşam topun başına neden Çek oyuncunun geçtiğini sanırım bir tek kendisi biliyor.

Son olarak, Arsenal'in 76 kişilik kadrosundaki tek tiksindiğim adam olan Denilson'un, 90+3'te kalktığı kontrayı, anlamsız bir şutla bitirip topu direk Sunderland'e vermesinin gözümden kaçmadığını da buraya eklemek istiyorum. Zeka yaşı 12'den büyük olan herhangi bir orta saha oyuncusu, 10 kişi oynadığı bir maçın 93'üncü dakikasında o topu köşe gönderinin dibine çeker, öldürmeye çalışırdı. Ancak, bırakın 12 yaşındaki bir orta saha oyuncusunu, şu an üzerinde oturduğum sandalye bile Denilson'dan yüksek IQ'ya sahip. Bu yüzden ona mı kızayım, yoksa onun bu hatalarına senelerdir katlanan Wenger'e mi, bilemiyorum.

3 yorum:

  1. blogunuzu zevkle takip eden ve aynı senin gibi galatasaray ve arsenal taraftarıyım.uzun süredir takip etttim yazılarınızı.yorumlamak bugüneymiş.dünü maçını izlerken,song ilk sarı kartı gördüğünde içimden aslında bu bir kırmızı diye geçti.çünkü çok erken görmüştü ve maç giderek daha da savaş ortamını alacaktı.bir diğeri ise rosickynin penaltı başına geçtiğinde oldu.atamayacağını adım gibi biliyorumdum sanki, nitekim öyle de oldu.bu maçın böyle bitmesi bir felaket olarak görülebilir ama çıkarılması gereken çok ders var.ki anlatmaya gerekte yok.maç eğer 1-0 bitse maçın adamı seçeceğimiz clichy golü nerdeyse hediye etmiş oldu,örnek olarak.kadroda ise denilson tüm iyi niyetine rağmen hala olmadı-pişmedi.geçen sene burda yerden yere vurduğun diaby ise artık böyle maçların en önemli adamı konumunda.ne cesc,ne vermaelen ne de chamakh bu takımın en önemli parçası.alex song ve abou diabydir bence.herhalde sende artık kabul ettin bunu ki 76 kişi arasında sadece denilsonu gösteriyorsun nefret ettiğin kişi olarak...

    YanıtlaSil
  2. ben diaby'den hiç nefret etmedim, ancak kendisi hiç bir zaman benim sevdiğim oyunculardan birisi olamayacak. bunun nedeni basit: diaby, istikrarsız ve tembel.

    diaby, geçen sene cesc'in yokluğunda arsenal orta sahasını tek başına sırtladığı maçlar da oynadı (birmingham), yaptığı bireysel hatalarla çıldırttığı maçlar da (man utd).

    abu, yavaş yavaş oyununu geliştiriyor ancak beklenen istikrarı yakalayamazsa, bu sezon formayı wilshere'a kaptırabilir.

    YanıtlaSil
  3. nedeni basit: diaby, istikrarsız ve tembel.
    @bu dediğini onaylamak isterdim ancak;tarih 19 eylül 2009u gösterseydi.gün itibariyle istikrar konusunda denecek pek fazla bişey yoktur.bu sene liverpool,blackpool ve blackburn maçlarında oynamıştı.bu 3 maç içerisinde tembeldi diyeceğim maç yok.hele blackburn maçında o hayvanlara karşı savaşı takdire şayandır.chamakh ise takımda en çok beğendiği orta sahanın diaby olduğunu söylemişti.bence kaydettiği gelişme tembel ve istikrarsız kelimelerle gölgelenmemelidir.geçen sene tek başına kurtardığı maç sayısı en az 6-7 tanedir.örnek olarak;liverpool,birmingham,hull city,west ham vs.dediğim gibi bundan 1 sene evvel olsa her dediğine katılırdım.o zamanlar denilson oynuyordu yerinde ve bizim adam yedekti.wenger zaten taraftaradan sabır beklemişti ve şurdan da anlaşılır ki diaby l.blanclı fransanın da değişmez oyuncusudur.

    YanıtlaSil