21 Ağustos 2010 Cumartesi

Tüy Dikti

William Gallas'ın, şu ölümlü dünyada hiç seveni olmadı, olmayacak da. Kariyeri boyunca gittiği her kulübe (ve milli takıma) huzursuzluğu da beraberinde götüren bu adam, rahatsızlığının doruk noktasındayken, Arsenal'e bir şampiyonluğa mal olmuşluğu da var.

Gallas'ın Arsenal macerasının pek de ideal bir ortamda başladığını söyleyemeyiz. Chelsea'ye giden Ashley Cole'un yerine takıma dahil olan Gallas, daha ilk günden, geldiği kulüp ve bıraktığı ilk izlenim ile, hiçbir zaman Arsenal taraftarının favori oyuncusu olmayacağının sinyallerini vermişti. Arsene Wenger'in Arsenal kariyerinin en büyük hatalarından birisi, ayrılan Henry'nin mirası kaptanlık pazubandını ona vermekti. Takım içerisinde Gilberto Silva gibi bir adam varken, oyuncular ve taraftar tarafından sevilmeyen Gallas'ın aldığı kaptanlık adeta saatli bir bombaydı. Nitekim bu bomba 2008 Şubat'ında, Arsenal ligde en yakın rakibinin 5 puan önünde lider iken bir Birmingham deplasmanında patladı. Martin Taylor'ın Eduardo'nun bacağını ikiye katladığı ve Arsenal'in yediği son dakika penaltısıyla 2 puan kaybettiği maçtan sonra, Gallas çıkıp basına, takım arkadaşlarının ne kadar da zayıf olduğundan dem vurdu ve resmen Arsenal'i şampiyonluktan eden berbat bir dönemin resmi açılışını yaptı. Wenger, o günden sonra hatasından geri dönüp Gallas'ın kaptanlığını aldı ancak takımın sezonunu kurtarmak için iş işten çoktan geçmişti.

Kolo Toure'nin, Arsenal'den ayrılmadan hemen önce verdiği bir röportajında, yaklaşık 2 senedir Gallas ile tek kelime konuşmadığını okumuş ve pek bir şaşırmıştım. Takımın en kritik ikilisi, nasıl olur da birbirinden hiç hazzetmeyen iki adamdan oluşurdu? Zaten bu ortaklık uzun sürmedi ve Wenger, para edeni elden çıkarmak suretiyle Gallas'a güvenme hatasını bir kez daha yapmış oldu. Buna hata diyorum, ancak Gallas, geçen sene süpriz bir şekilde kariyerinin en iyi sezonlarından birini oynadı. Tabi ki, bu gayretin sebebini hepimiz biliyorduk, Gallas'ın içindeki Arsenal sevgisi kabarmamıştı; sadece kontrat sezonu gelmişti.

Gallas'ın, sezon sonunda katıldığı Fransa Milli Takımı kampındaki huzursuzluğun aktörlerinden biri olması kimseyi şaşırtmadı. Orada da kafayı, kendisinin hak ettiğine inandığı kaptanlığın Evra'ya verilmesine takan adamımız, bir yandan da 3-5 kulüple transfer pazarlığı yapıyordu.

Bu transfer pazarlıkları, Gallas ile masaya oturan bütün kulüplerin, kahkahalar atarak masadan kalması ile sonuçlandı. Milan, Panathinaikos ve PSG gibi kulüplerin hiçbirisi Gallas'ın uçuk taleplerini kabul etmeye yanaşmadı. Gallas'ın 3 aylık transfer hikayesinin sonucu ise, 'sevilmeyen adam' imajının üzerine tüy dikecek bir şekilde oldu. Fransız oyuncu, Tottenham ile haftalığı £80.000'e 1 yıllık sözleşme imzaladı.

Harry Redknapp, gayet uyumlu giden takımına, böylesine bir saatli bombayı neden ekler, 33 yaşındaki Gallas'tan ne kadar verim alır hiçbir fikrim yok. Kesin olan, Tottenham'lıların Sol Campbell'a olan bitmez nefretlerinin bir benzerinin, Arsenal taraftarı tarafından Gallas'a besleneceği. Tabi Gallas gidip Tottenham'ı da karıştırsa orasını bilemem. Belki, Arsenalliler hiç sevemedikleri bu adamı o zaman severler. Ne diyeyim, hayırlısı olsun Redknapp'a.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder