23 Ağustos 2010 Pazartesi

Olayın Üç Yüzü

Aklımın aldığı yıllardan beri (92-93 yıllarına tekabül ediyor sanırım) Türk futbolunda konuşulan şeyler; "başarı, istikrar, altyapı, yabancı hoca-türk hoca, kıl ekolü-tüy ekolü, Tanju - Hülya Avşar vs... Sonuca baktığımızda görüyoruz ki, tek kurtulduğumuz Tanju - Hülya Avşar muhabbeti olmuş. Gerisi ise hep aynı terane.

En istikrarlıyız dediğimiz, her şeyin ne güzel gidiyor dediğimiz Fatih Terim yıllarını bile, Galata Sarayı Efendi'lerini okuduktan sonra ne kadar naif gördüğümüzü anladım. Anlayacağınız Türk Futbolu'nun bir yere gittiği yok, korkmayın.

Böyle futbol oynayacağımıza ölelim daha iyi dediğimiz Lucescu yıllarını bile yıllar sonra, "Niye kovduk bu adamı" diye andık. Misal o yıllarda Bülent Akın'ın neden Lucescu'nun vazgeçilmezi olduğunu bir türlü anlayamamıştım ama şimdi çok daha iyi anlıyorum. Cevap basit: Bülent Akın Lucescu'nun sözünü dinleyecek, dediklerini yapacak bir adamdı; iyi ya da kötü! Günümüze geldiğimizde, olayın ilk "yüzü" buradan çıkıyor. Yani futbolcular Rijkaard'ı maalesef dinlemiyor ya da dinlemek istemiyor ya da... Ya dası çok anlayacağınız (bugün Ntv Gs muhabiri Özgür Buzbaş da bu yönde bilgiler vererek, tahmin edilenleri zihinlerimizde somutlaştırdı hatta).

"Çok sevilen" Lucescu'yu kendi şahsi çıkarları adına yollayan Özhan Canaydın ve Galatasaray'ın değişmek bilmeyen yönetim ve yönetici profili ise olayın ikinci yüzü. Ne yazık ki, çok iyi bir insandı iki yüzlülüğü yapamayacağım. Hoş, her geçen yönetim, Büyükşehir Belediyesi gibi her yola bir kazma vurup, her sokağa çukur açıp kapatmadan/kapatamadan gitti(En derinini de Faruk Süren açmıştır sanırım). Mevcut olan da bu boş çukurları suyla doldurmaya çalışıyor, haliyle de her adımını atan; T. Direktörü, yöneticisi, futbolcusu, batmaya devam ediyor. Eh, daha iki ay önce kurumsallaşan şirketin başına işin ehli yabancı yöneticiler getirmeyi planlayan Adnan Polat ve tebaası, Galatasaray'ı Dingo'nun Ahırı gibi yönetemeyeceğini anladığında, çıkar isimli göbek bağıyla bağlı olduğu Adnan Sezgin esnafını şirketin başına geçirdi... Esnaf diye boşuna demiyorum, işine gelmediği için yabancı futbolculara parasını tıkır tıkır ödeyen, Türk futbolcularına veresiye veren mahallenin şen bakkalı Adnan Sezgin çünkü o. Mahallenin muhtarıyla arası da her daim iyi olan bakkal...

"Yıldız futbolcuyla ben de şampiyon yaparım yeaa" diyenlere inat savunduğum F. Rijkaard ve Neeskens (Yardımcı antrenörü, sadece idmanlarda oyuncuları koşturan kişiler olarak algıladığımız için ikisini bir tutmaya alışamadık ya neyse) ise olayımızın üçüncü yüzü. Açıkçası ilk "iki yüzün" yanında yine çok kızamıyorum Rijkaard'a. Aslında kızamadığım Rijkaard ya da Neeskens değil, onların mantalitesi. Kızdığım yönleri ise, olayımızın üçüncü yüzü. Hep buraya ayak uydurmamalarını, bizi kendilerine benzetmeye çalışmalarını istedim ama olmadı. Ahengi bozan adamı elinin tersiyle B takıma yollayamadı, satamadı, yönetimin elinden ipleri alamadı. Açıkçası, gücünü biraz da kontrolsüz kullanamadı ve pasif kaldı. Bizi profesyonel sandı. Halbuki biz kötekten anlarız. Hoş bu kökten futbolcu kafalar onu da anlamaz ya... Evet, ben bile Rijkaard-Neeskens mantalitesinin en büyük savunucularından biri olmama rağmen artık masaya yumruklarını vurmalarını istiyorum. Yoksa bu olayın üçüncü yüzü olarak, iki yüzlülere boyun eğip gidecekler ve biz de, 15 sene sonra da aynı şeyleri konuşuyoruz olacağız.

Peki x yıl sonra altyapıdan bir şeyler bilerek çıkacak oyuncular, ağabeyleri Arda gibi, duran toplara vurmayı bir yazda değil tüm altyapı yıllarında öğrenerek, tam donanımlı olarak çıkacak gençler; her sene paramı alabilecek miyim acaba, keşke öğretmen olsaydım, devlet iyidir ya diyen/diyecek futbolcular; Galatasaray'a gelip panik atak olacak T. Direktörler; iyi niyetli, canını dişine takan futbolcular ne olacak? Ne olacak, onlar da oturup, popülistliğin öncüsü olan ve "eşsiz" yorumsal manipülasyonlarıyla kafa ütüleyen eski meslektaşlarını Tv başında izlemeye devam edecekler. Biz de züğürdün çenesi misali takılacağız.

Kısacası bu dönemde alınacak kararlar, artık geleceği belirleyecek, hele de Futbol yapısı bu kadar hızlı bir değişimin içindeyken...


2 yorum:

  1. işte aklımdan geçenler, elini öpüyorum, gözünü öpüyorum, heryerini öpüyorum onursuz kıl adam. rijkaard niye bu adamları kovmadı veya kovamadı, bunun üzerine tartışma yapılabilir; zira rijkaard kovamadığı adamlar yüzünden kendisi kovulmuştu. ben o adamları birileri yüzünden kovamadığını düşünüyorum...

    YanıtlaSil
  2. Sanırım Frank Rijkaard'ın fazla zamanı kalmadı ve buna en çok üzülenlerden biri de ben olacağım.

    YanıtlaSil