7 Ağustos 2010 Cumartesi

Ne Değişti?

İlk senemize Arsenal analiziyle başladığımız gibi 2. yılın da ilk yazısı bu konuyla ilgili. Nitekim, bu seneki sezon öncesi analizinin zamanı gelmiş bulunmakta. Transferin bitmesine daha 3 hafta var ve hala takımın çehresini tamamen değiştirecek bir transfer yapılması olası. Böyle bir ihtimal gerçekleşirse bütün bu analizi baştan yazmak zorunda kalabiliriz. Ancak, Wenger'in transfer yapma konusundaki tutumunu düşünürsek, böyle bir beklenti içine girmenin biraz fazla iyimser olacağı da bir gerçek. Arsenal'in şu anki kadrosuna baktığımda benim aklıma tek bir soru geliyor, bu analizi de bu soruya dayandıracağım: "Ne Değişti?"

Japon Kale
Arsenal'de geçen seneye göre değişmeyen şeylerden en korkutucusu tabi ki kaleci mevkii. Yazıya bu konuyla başlamak istiyorum çünkü 31 Ağustos itibariyle Wenger hala kaleci almadıysa, bu analizin buradan sonrasını okumanıza gerek yok. Nitekim, kalecisi olmayan bir takımın sahada ne yapıp ne yapmadığını konuşmanın da pek bir anlamı yok. Deloitte'e göre dünyanın en zengin 2. futbol kulübü olan Arsenal'in, 10-15 milyon pound harcayıp kalesini garantiye almamaktaki ısrarını anlayan varsa bana da anlatsın. Wenger, transferde harcadığı paranın karşılığını almak istiyor; iyi güzel de, 37 yaşındaki Schwarzer'a £3m önerip bu seneyi geçiştirmek paranın karşılığını almak mı? Yoksa Neuer'e, Hart'a £15m versek önümüzdeki 10 sene boyunca daha çok mu 'karşılık' alırız. Belki biraz ileriye gideceğim ancak 'kaleci' meselesi, Wenger'in Arsenal'deki konumunu bile etkileyecek potansiyele sahip. Geçen seneki korku filminden sonra, Wenger yeni sezona bu konuda hiçbir şey yapmadan girer de, kaleci hataları yine Arsenal'in sezonunu baltalarsa taraftarın tepkisi hiç olmadığı kadar sert olabilir. Bana göre, Almunia ve Fabianski'nin Arsenal takımında hiçbir geleceği yok. Bu ikilden bir an önce kurtulup, Schwarzer tipinde bir tecrübeli kaleciyle 1-2 sene devam edilip, sonrasında kale Szczesny'e teslim edilebilir. Hatta Wenger, istiyorsa bu sezonu bile Szczesny-Mannone ikilisiyle bile oynayabilir. Yeter ki Almunia-Fabianski rezilliği bir kez daha yaşanmasın.

Rotasyona Doyamayanların Hücum Hattı
Olumsuz kaleci açılışından sonra, geçen seneye nazaran olumlu yönde değişen yegane yer olan hücum hattına zıplamak istiyorum. Geçen yıl RVP'nin sakatlanmasından sonra, devre arasında forvete takviye yapmayan Wenger'i çok eleştirdik. Takımın Bentdner'e muhtaç kalışı, bir sezonun daha kupasız kapanmasının sebeplerinden biri oldu. Wenger, biraz geç de olsa, hücum hattını takviye etti ve 2 sene boyunca kovaladığı Chamakh'ı bedavaya Arsenal'e kazandırmayı başardı. Chamakh'ın bedavaya gelmesi başarılı bir transfer gibi gözükse de, geçen sezon devre arasında, Bordeaux fiyatı £5m'a kadar çekmişken Chamakh takıma katılsaydı, Arsenal'in sezonuna nasıl bir etki yapardı bilmiyoruz. Chamakh sayesinde, sadece ligi 2. bitirmeyi başarsalardı bile 1 basamağın getirdiği yayın geliri farkı bu oyuncunun bonservisinin yarısını öderdi.

Varsayımları bırakıp şu an elimizdeki malzemeye baktığımızda, Arsenal'in elinde zengin bir hücum hattının olduğunu görüyoruz. Yukarıdaki dizilişte 1-2-3 diye sıralanan oyuncular, her bölgenin muhtemel adayları ve onların, bana göre, seçilme sırasını gösteriyor. Yani bu tabloya göre, Arsenal'in ideal onbirinde Chamakh sağda, RVP ortada ve Arshavin solda görev yapacak. Buraya yapılan takviyede hem ileri uçta hem de sağda oynayabilen Chamakh'ın seçilmesinin sebebi de, RVP kendi klasiğini tekrarlayıp sezon içinde sakatlandığında, forveti rahatça doldurabilecek bir oyuncuya duyulan ihtiyaç. RVP, bitiricilik konusunda Chamakh'a nazaran daha etkili olduğundan büyük ihtimal ileri ucun ilk adayı o olacaktır. Zaten, sağ açık Chamakh'a pek yabancı bir yer değil, zaten kendisi Bordeaux'taki kariyerinin büyük bölümünü benzer bir görevle geçirmiş bir arkadaşımız. Onun katılımıyla oluşan ileri üçlüye baktığımızda, Wenger'in, maç içerisinde hucüm rotasyonlarına bolca baş vuracağını da söyleyebiliriz. RVP ve Arshavin, sıklıkla sağ kanada gelmek suretiyle Chamakh'ı, hava hakimiyetini kullabileceği ceza sahasına yollamaya çalışacaktır.

Arsenal ileri üçlüsü, bence bu sezonun umut vaadeden bölgelerinden birisi. Chamakh hazırlık döneminde iyi bir görüntü çizdi. RVP kariyerinin en olgun döneminde. Arshavin'in geçen sezondan daha kötü olmasına imkan yok. Ancak, bu bölgeyle ilgili soru işareti, RVP'nin sezonun kaç ayını sağlıklı geçireceğiyle ilgili. Klasik RVP sakalığı gelip çattığında, Chamakh'ın varlığına rağmen sıkıntı yaşayabilir. Şöyle ki, eğer Chamakh RVP'nin yerine ileri uca geçerse, sağ kanatta ikinci tercih büyük ihtimal Walcott olacaktır. Senelerdir, ha oldu ha olacak diye baktığımız Theo biladerimiz, sonunda beklentileri karşıladığı bir sezon geçirir mi, yoksa 'saman alevi' performanslarından bir iki tanesini göstermekle mi yetinir bilemiyoruz. Bildiğimiz tek şey bu sezonun onun için kritik olduğu. Kendisi bekleneni veremezse, Chamakh'ı sağ açıkta tutup Bentdner'i ileri sürmek zorunda kalıyoruz ki, hoşgelsin saçlar, başlar, kaşlar yolmalar. Tabi ki, Vela ve Jay Emmanuel Thomas'ın patlama yapıp bu bölgedeki 3. seçenek haline gelmeleri gibi düşük bir ihtimal de yok değil. Özetle söylemek gerekirse, takım sağlıklı kaldığı sürece Wenger'in elinde istemediği kadar hücum alternatifi olacağı açık. Zaten, Arsenal'in senelerdir kupa alamayışının sebebi de bu bölgede yatmıyor.

Okeye 3. Aranıyor
Geçen sene çok bahsettik; bu sezona da aynı konudan bahsederek giriyoruz. Arsenal'in kupasız sezonlarının en önemli sebebi, orta sahasının topsuz oyunu oynayamayışı ve topa biraz fazla sahip olan rakiplere karşı resmen çökmesi (bkz: Barça eşleşmesi, ligdeki Man Utd ve Chelsea hezimetleri). Öncelikle söylemem gerekir ki, bu topsuz oyun meselesi sadece orta sahanın görevi olan bir konu değil. Takımın tamamında, top rakipteyken ne yapılması gerektiğiyle ilgili bir sorun var ve umuyorum yeni sezonda bu konuda bir takım gelişmeler sağlanacak. Yani, Barca'nın topu kaptırdığında aç köpekler gibi rakibe saldırmasının bir izdüşümünü Arsenal takımında da göreceğiz. En azından tok köpekler gibi saldırsınlar. Hatta şişman buldoglar gibi saldırsalar bile olur.

Arsenal orta sahasının, takımın sorunlu bölgesi olduğunu söylemem ile Fabregas ve Song gibi, takımın en formda iki isminin bu bölgede oynuyor olması çelişiyor gibi duruyor. Tabi ki sorun bu iki oyuncuda değil, onlara eşlik eden 3. adamın bir türlü bulunamamasında yatıyor. Hele ki, Cesc veya Song sakatlandığında, orta saha tamamen yol geçen hanına dönüyor. Cesc'siz takım fazla top kaybediyor, Song'suz ise kaybedilen topların doğurdu rakip hücumları zamanında kesmekte zorlanıyor.

3. adamın kim olması gerektiğiyle ilgili tartışmadan daha önce de bahsettik. Şu an için, bu soruya tek cevabım "Diaby ve Denilson hariç herhangi birisi" şeklinde. Cidden, Diaby, dünya üzerindeki en güvenilmez oyunculardan birisi ve Denilson'un Arsenal kadrosundaki varlığı beni, Barış Özbek'in Galatasaray'daki varlığından daha çok şaşırtan bir konu. Abu Diaby, Arsenal takımının barındırdığı sorunların vücüt bulmuş hali gibi. Kendisi, hücumda iyi top yapan, ancak iş savunmaya geldiğinde tembellikte sınır tanımayan, üstüne üstlük inanılmaz bireysel hatalarla bu güvenilmezliğini süsleyen bir arkadaşımız. Kaleci sorununu görmezden gelmeyi başaran Wenger, Diaby'nin bu halini de itinayla görmezden geliyor.

Bu 3. meselesinde aslında bayağı bir karamsardım ancak hazırlık dönemindeki Nasri'yi görünce az da olsa umutlanır oldum. 2 senedir, yavaş yavaş da olsa, kendini geliştiren Nasri, nihayet bir göbek oyuncusuna dönüştü galiba. Wenger'in bu sezon, orta saha 3.'sü görevini önce ona vermesini bekliyorum. Tabi bu görevlendirme, Arsenal orta sahasını defansif açından oldukça riskli bir konuma sokacak. Bu yüzden Nasri'nin, Cesc ve Arshavin'in yedeği olduğu ve orta sahaya sağlam bir transfer yapıldığı bir senaryo bana en ideali gibi gözükmekte ancak transfer ve Arsenal kelimelerini aynı cümlede kullandığım anda bile gülmeye başladığınızı görür gibi oluyorum. Bu bölgenin bu sezonki sahibi belki Ramsey olacaktı ancak kasap Shawcross sağolsun, onun ilk onbire yerleşmesi en az 1 sezon gecikmiş oldu.

Yazının başında bahsettiğim, "Ne değişti?" sorusunu orta saha için sorduğumuzda, MAALESEF, cevabım koca bir 'hiçbir şey' oluyor. Arsenal orta sahasının geçen seneden farklı bir görüntü vermesi için, elindeki oyuncuların gelişimi ve Wilshere ve Frimpong gibi gençlerin patlama yapmasına bel bağlamış durumda; ha tabi bir de, Cesc ve Song'un bacaklarına doğru üflenen dualara.

İki Sol Tek
Diyelim ki bir ayakkabı dükkanına girdiniz ve bir ayakkabının sol tekini deneyip çok memnun kaldınız. Peki sırf bu yüzden ikinci bir sol tek satın alıp, dükkanı sağ ayağınız çıplak terk eder misiniz? Wenger'in, bu transfer döneminde yaptığı da buna benzer bir şey işte. Vermaelen'den çok memnun kalıp, aynısından bir tane daha almak.

Basitçe açıklamak gerekirse, Arsenal savunmasının şu anki sorunu bir "azman"a sahip olmayışı. Teknik yönü kuvvetli iki savunma oyuncusuna sahip olmak tabi ki güzel ancak futbolun basit kurallarından birisi, savunmada fiziksel bir varlığın gereğini buyurmakta. Anlatmaya çalıştığıma gavurlar "presence" diyor da ben Türkçe'sini bulamıyorum. İri yarı, hava toplarına hakim, rakip hücum oyuncularını yıpratan ve onları varlığıyla bile rahatsız eden bir arkadaş. Yani Vidiç gibi, Puyol gibi bir şey. Wenger, büyük ihtimal bir stoper daha alacak ve umuyorum bu oyuncu yukarıdaki 'azman' profiline uygun bir arkadaş olacak. Böylece Koscielny'nin Vermaelen'in yedeği olduğu ve Djourou'nun yedek azman olduğu ideal bir senaryo ortaya çıkacak.

Arsenal analizlerinde genelde beklerden hiç bahsetmiyorum çünkü takımın belki en sorunsuz bölgesi kanat savunması. Tabi ki, hala gelişmeye açık bir takım konular var ancak yine de beklerden pek şikayet edemeyiz. Sağ tarafta Eboue'nin varlığı Sagna'nın sezon içerisinde ekonomik kullanımına olanak veriyori ki aynı şeyi, bu sezon solda Gibbs'ten de beklemek mümkün. Hatta, genç oyuncunun ilk onbir için Clichy'i zorladığı günler bile ufukta gözüküyor bence.

Tek tek baktığımızda, Arsenal'in savunma oyuncularının kaliteli olduğunu ve Wenger'in beklenen stoper transferini gerçekleştirdiği bir ortamda, takımın defansif sorunlarının personelden çok organizasyonla ilgili olacağını görüyoruz. Şöyle ki, an itibariyle Arsenal defans dörtlüsü ne önüne, ne de arkasına güvenebiliyor. Kalede ceza sahasındaki organizasyonu sağlama yetisinde bir kalecinin olmaması, özellikle duran toplarda büyük sorunlara yol açarken, orta sahanın topsuz oyundaki zaafı, Arsenal stoperleri ve Song'un, rakip takımın tüm hücum hattını 3 kişiyle göğüslemesine neden oluyor. Arsenal takım savunmasının şu anki haliyle, yapılan stoper transferi kim olursa olsun, geçen seneden çok farklı bir savunma hattı görmemiz zor gibi gözüküyor.

İki Yol Var Demiştin
Şu ana kadar genel olarak olumsuz bir analiz yapıyormuşum gibi gözüküyor. Ancak, unutmayalım ki, analizin temelinde "Ne Değişti?" sorusu yatıyor. Geçen sene binbir türlü sakatlıkla boğuşmasına rağmen, ligi uzun süre kovalayan ve Avrupa'da da fena bir performans göstermeyen bir takımdan bahsettiğimizi düşünürsek, bir şeyin değişmemiş olması çok da kötü bir senaryo değil. Takımın sağlıklı kalması ve yeni transferlerin katkısıyla Arsenal, başarılı bir sezon geçirip, kendini şampiyon bile bulabilir. Ancak, bu ihtimalin güçlenmesi için takımın önünde iki ihtimal var gibi duruyor. Ya Arsenal oynadığı futbola fiziksel bir yön katacak ve top ayağında olmadığında rakibi ısıran bir ekip haline gelecek ya da Barcelona gibi tekniksel mükemmelliğe ulaşıp rakibe topu göstermeyen bir oyun oynayacak. Takımın hangi yöne gideceğini ve bu sezonki taktiksel analizi yapmak için ligin başlamasını beklememiz gerekecek.

2 yorum:

  1. kaledeki 3. tercihin wenger olması ne kadar manidar olsa da komik olmuş :)artı olarak yazının tamamına katılmakla birlikte hala bir forvete ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. chamakh her ne kadar kaliteli bir oyuncu olsa da rakiplerimize nazaran forvet oyuncularımızın bir korkutuculuğu yok gibi. yani ben defans olsam drogba'yı gördüğümde 2 adım geri atarım ama chamakh'da aynı şeyi yapmam.

    YanıtlaSil
  2. bir forvet daha ben de isterim ancak bu biraz hayal kurmak olur.. arsenal nasıl olsa gol buluyor zaten.. yeter ki kaleci ve stoper alınsın da..

    YanıtlaSil