28 Ağustos 2010 Cumartesi

Havlu Komedisi

Hepimiz biliyoruz ki, galaksiyi otostop yaparak gezeceksek, yapmamız gereken ilk şey yanımıza bir havlu almaktır. Çünkü uzaydır; lazım olur.

Arsenal ile kendi sahanızda oynarken, sahaya 11 oyuncu ve 4 havluyla çıkmanın ne anlamı var onu anlamadım yanlız. Her taç atışında, 'al havlu, ver havlu' ritüeliyle oyunun anasını ağlatmaya, dünyanın en gözde liginde nasıl göz yumulur onu da bilmiyorum.

Big Sam'i bilmeyeniniz yoktur. Kendisi Premier Lig'in Yılmaz Vural'ıdır. Senelerdir bu işin içinde olmasına rağmen kimsenin saygısını kazanamamıştır. Bunun sebebi, bir Fergie yalakası olması ve saha kenarında Ferguson'dan da beter geviş getirmesi de olabilir; başına geçtiği hiç bir takıma 'futbol' oynatamayışı da. Belki de, "Ben Wenger'i çözdüm abi" tavırlarıdır onu komik yapan.

Bugünkü Arsenal maçına çıkan Blackburn takımının, orta sahada kabadayılığa başvurup, ayağına gelen bütün topları Arsenal ceza sahasına dolduracağını biliyorduk. Nitekim, Big Sam'in tosunları da maça aynen böyle başladı. Blackburn takım halinde, rakip sahaya geçme gereği bile görmeden topları ileri dikti; Pedersen, havlu terapileriyle beslediği taçlarını, Robinson da kendisine gelen bütün topları Arsenal ceza sahasına doldurdu. Tüm bu topların hedefi ise Blackburn'un yarma stoperi Samba idi. Maçın ilk bölümünde, Arsenal savunmasını oldukça rahatsız eden bu anlayış, Arsenal'in yavaştan topla oynamaya başlamasıyla etkisini yitirdi. İronik olan, Arsenal'in golü bulup, oyunun kontrolünü tamamen eline aldığı bir dakikada golü yemesiydi. Blackburn, top şişirmekten başka bir şey denediği ilk atakta golü buluverdi. İlk geldiği günlerde Koscielny'e, badiye gitmesini tavsiye etmiştim ki, Blackburn'un attığı gole bakılarak bunun nedeni anlaşılabilir.

Arsenal cephesinde, ilk yarıda, özellikle RVP ve Cesc'te bir çekingenlik, Blackburn'un yarma orta sahası karşısında bir sinmişlik gözlemlendi. Sanki her iki oyuncu da, "Aman ilk maçta sakatlanmayalım" diye düşünüyordu ki, RVP bu strese daha fazla dayanamayıp sakatlanıverdi. Akşama, kendisinin sezonu kapattığı haberini alırsak da şaşırmayalım. RVP, oyunda kaldığı kısa süre içerisinde, neden çok özel bir oyuncu olduğunu kanıtlarcasına bir asiste imza attı ve sezonu çok iyi açan Walcott'un güzel golünü hazırlayan adam oldu.

Oyunda kaldığı sürede gördük ki, Cesc henüz hazır değil. Özellikle ilk yarıda yaptığı top kayıpları, Arsenal'in pas oyununun oturmamasının en önemli nedeniydi. Fabregas'ın ikinci yarıda biraz kendien gelmesi bile, Arsenal'in istediği gibi topla oynamasına ve sahada adam kovalamaktan başka hiç bir amacı olmayan Blackburn'un zihinsel ve fiziksel olarak yorulmasına yetti. İkinci yarıda ilk 20 dakika oynandığında, topla oynama oranı %74'e 26 Arsenal lehineydi. Ancak, Blackburn'u asıl yıkan havanın ikinci yarı açması oldu ki, en önemli silahları olan 'havlu'yu hiç kullanamamaları oyun planlarını alt üst etti.

Her ne kadar Fabregas hazır değil dediysek de, onun çıkışından sonra görüldü ki, kendisinin ölüsünün bile Arsenal'in oyununa büyük katkısı var. Nitekim, Rosicky'nin oyuna girdiği andan itibaren, takımın, topun kontrolünü yavaş yavaş kaybettiğini gördük. Bu kontrol kaybı, son 10 dakikada Blackburn'ün oyuna ortak olmasının da başlıca sebebi oldu. Fabregas'ın çıkışının bir başka olumsuz etkisi de, Arsenal hücumunun tamamen Walcott'un kişisel becerilerine kalması oldu. Chamakh'ın henüz Arsenal'in ritmine ayak uyduramayışı ve Arshavin'in dağınık oyunu sağolsun, üzerine gelen Blackburn karşısında Arsenal, o etkili kontralarından hiç birini bulamadı.

Sonuç olarak, Arsenal'in, son 5 senede, her sezonunun kaderini çizen Blackburn tipi deplasmanlardan birisinden 3 puanla dönmüş olması ve genelde yumuşak karnı olan, ceza sahasına yollanan duran toplara maç boyu iyi direnmesi sevindirici. Geçen sene, özellikle bu tip pozisyonlarda darmadağın olan Almunia bile ayrı bir konsantreydi bugün. Takımın klasik futbolunu sahaya yansıtamamasını normal karşılıyorum çünkü Big Sam'in kabadayılarının olduğu yerde futbol oynamak pek de mümkün değil. Maç sonu Wenger, o ıslak havlulardan birini kapıp, Allerdayce'ın arkasında şaklatsın diye bekledim ama olmadı.

2 yorum:

  1. daha maç yeni bitti be abi. ne zaman yazdın bu kadar yorumu. helal valla:)

    YanıtlaSil
  2. maçı ikinci yarı açtım. arsenalin yediği golü görünce direk Koscielny hakkında yazdıklarım aklıma geldi. yarın birgün drogba,rooney formunu yakalamış bir torres karşısında bu fizikle çok zorlanır. Walcott önceden bal yapmayan arı gibiydi, bu sene kendini geliştirmiş. maç içinde spiker sağ kanattan girip uzak köşeye yaptığı vuruşlara yazın çok çalışmış dedi. ne kadar bilemeyeceğim. Diaby bile gözüme fiziki mücadeleden kaçmıyor gibi gözüktü

    YanıtlaSil