19 Temmuz 2010 Pazartesi

Seyirciye Saygı

Eleştirmek kadar eleştirilmek, eleştiriyi kabullenmek de zordur. Kabullenmek aslında, size birisi kabaca kötüsün dediğinde, “evet, çok doğru söyledin, çok kötüyüm; süper eleştirdin beni demek değil, usturuplu bir cevapla eleştiriye yanıt verebilmek, kendini mantık çerçevesinde savunabilecek argümanları ortaya koyabilmektir. Bu süreç, bizde genel olarak karşılıklı restleşme ve atışmayla oluyor. Karşılıklı “yorumların” atıştığı er meydanı kimliğine ise gazetelerimiz bürünüyor.

Son dönemde magazin basınında, ekonomi sayfalarında derken spor sayfalarında da konular, asıl saygı duyulması gereken okuyucuyu aşıp yine karşılıklı atışmaya dönerek bencil bir şekilde devam ediyor. Halbuki asıl görevleri köşelerinde okuyucuya yorumlarıyla yön göstermek, bilgi vermek olan bu ağabeylerimiz, amcalarımız, dinozorlarımız mail’le ya da telefonla atışsalar ne kadar rahatlayacağız! Neyse, konu asıl hedefinden sapmadan bizim alanımıza giren Ömer Üründül – Hıncal Uluç atışmasına gelelim.

Ömer Üründül, eski bir yorumcudur, dün ortaya çıkmamıştır, yıllardır bir adım ileri gidememiş ve bir dinozor olarak Dünya Kupası boyunca bize “saygı” göstermemiştir.

Evet, saygı göstermemiştir diyorum, çünkü onun anlamsızca eleştirildiğini; kendilerinin de yer yer eleştirmesine rağmen saygı duyulması gereken biri olduğunu söyleyen başka yorumcularımız bana bunu söyletiyor. Söyletiyor, çünkü kendileri “biz de yer yer eleştiriyoruz, ama saygılıyız diyerek” samimiyetsiz bir söylem içine giriyorlar.

Ömer Üründül, süper ve çok babacan bir insan olabilir; hakkındaki “para almıyor, kendi parasıyla buralara geldi, Trt ekibinin parasını her yerde o çeker” söylemleri yalan da olabilir (ki zaten bunu kanıtlayabilecek kurum ya da kişi de biz değiliz), ama Dünya Kupası’nda yorumcu olan bir kişi, Asya’nın en iyi hakemi hakkında sıfır bilgiliyse ve ortalama seyirciye bu yönde bilgi veremiyorsa, bütün sene haberdar olmadığı bir oyuncuyu yanlış yerde oynuyor diye eleştiriyorsa ve bütün bir maç boyunca söylediği şeyler sadece sahadaki gelişmelerin tekrarı oluyorsa(örnekler çok uzayacağı için burada kesiyorum); bu kişi bize, yani izleyiciye saygı duymuyordur. Ve kusura bakılmasın ki, bana saygı duymayan bir kişiye ben de, herhangi bir seyirci de bir yerden sonra saygı duyamaz.

Tamam, buraya kadar her şey güzel. Ömer ağabeyimizi eleştirdik, o da herkese toplu bir yanıt vereceğini söyledi. Açıkçası içimden şöyle dedim: Sanırım bu sefer, ilk kez bir kişi çıkıp eleştirileri kabul edecek ve mantık çerçevesinde açıklamalar yapacak… Ömer Üründül ne yaptı peki, o saygı duymadığı seyirciyi, okuyucuyu yine hiçe sayarak kendi seviyesindeki ve üstündeki insanlara anlamsız cevaplar verip, büyük medya trolümüz Hıncal Uluç’a giydirdi. Kanımca Hıncal Uluç’la, kılla tüyle uğraşacağına seyirciyi yanına alabilecek cevaplar verseydi, çok büyük bir adım atarak kaybettiği ve hali hazırda sahip olmadığı şeyleri kazanabilirdi. Yapmadı ya da yapamadı…

Hıncal Uluç, medya trolümüzdür. Evet, belirli bir tarihi birikimi vardır ve onu kötü ve devamlı yerici üslubuyla her alanda kullanmaya çalışır (üslubu nedeniyle kim manipülasyon istiyorsa biraz da ona hizmet eder aslında). Kısacası can sıkar; sevmem, sevdirtmem… Ömer Üründül’ün de şu dakikadan sonra belirli bir kitlenin saygısını kazanması da ayrı bir imkansız. Ve bu iki şahısı “haklı” biçimde eleştirenlere “Yaptıkları iş çok zor, lütfen saygılı olalım, rererörö yapmayalım”, diyen; futbolculuk kariyerinde kazanamadığı 10 milyon doları yorumculuktan kazanan ve futbolcuları “değerlerinin üstüne paralar kazanıyorlar” şeklinde yorumlar yaparak ironinin dibine vuran yorumcularımız da zamanla Ömer Üründül’ün ve Hıncal Uluç’un girdiği sürece girecektir…

Türkiye'nin en pahalı yorumcusu...

Tamam standart seyirci medyatik insanları, gündem yaratacak adamları istiyor olabilir (ki bu kesim kaliteli programlar ve yazarlar sayesinde giderek bilinçleniyor ve azalıyor), ama seyircinin saygısını yitirdikçe bir yerden sonra onlar da işe yaramayacak. O zaman da, umarım, sevgili dinozorlarımızdan, fırsatçı yorumculardan ve onlara fırsat verenlerden kurtulacağız. Sanırım burada da öncü, spor yayıncılığının “Total Futbol” yansıması olan Eurosport olabilir. Hiç olmadı, Allah rızası için bu kişilerin yanlarına iyi birer asistan verin de, biz de, en azından illüzyonumuza başımız ağrımadan alet olalım…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder