18 Temmuz 2010 Pazar

Ateşten Pazuband

Hem Galatasaray'ı, hem de Arsenal'i yakından takip etmemin bir sonucu olarak, iki takımı da ilgilendiren ortak bir sorun olduğu zaman, bu konu daha bir dikkatimi çekiyor. Geçen sene, Arsenal ve Galatasaray'ın göze en çok çarpan ortak sorunları yaşadıkları sakatlıklardı. Bu sezona girilirken de en az sakatlıklar kadar çözümü zor bir konuyla karşı karşıyayız: Takım kaptanları.

'Takım kaptanı' lafından tam olarak ne anlıyorsunuz bilmiyorum. Yani, sizin için kaptan sadece yazı tura atılırken "kale" diyen bir adam da olabilir veya takımın saha içinde ve dışındaki lideri ve hatta fazlasını da ifade edebilir. Bana göre kaptan, takımının ta kendisidir. Yani, bir kulübün, genç futbolcularına gösterdiği yol haritası; camianın dışarıya gösterdiği vitrinidir. Kaptan, formasına gönül bağıyla bağlıdır ve o formayı giyen her oyuncuya destek olandır. Kaptan, taraftar, medya ve diğer futbolcular ne düşünürse düşünsün, teknik kadrosuna ve yönetimine saygıda kusur etmeyen, takım arkadaşlarını da aynı yönde motive eden ve bu yönüyle camiadaki birlik beraberliğin sağlanmasında kilit rolü oynayan adamdır. Kaptan takımın yıldız oyuncusu, en çok para alanı, en uzun boylusu veya sakalı en gür çıkanı değildir. Kaptan, doğal bir liderdir ve çevresindekiler üzerinde uyandırdığı en yoğun duygu "saygı" olandır. Kaptan, sahada hata yapan genç oyuncunun göz göze gelmekten korktuğu adamdır ancak maçtan sonra o oyuncunun omzuna elini ilk atandır. Kaptanın, takım üzerindeki etkisi yönetimden ve teknik heyetten fazladır ki, yönetimler gelir geçer ancak bir kere kaptan olan ömürboyu o pazubandın sorumluluğunu beraberinde taşır.

Bu kadar uzun tanımdan sonra, benim, kaptan konusunda biraz fazla uçtuğumu düşünüyor olabilirsiniz. Ancak, bu özelliklerin "ideal" bir kaptandan beklenenler olduğunu kabul edebiliriz sanırım. Daha önce dediğim gibi, herkesin, kaptanın hangi özellikleri taşıması gerektiği konusundaki fikirleri farklı olabiliyor. Ancak başarılı kulüplere baktığımızda kaptanlık konusunun daha gelenekçi ve muhafazakar bir şekilde ele alındığını görüyoruz. Man Utd'ın kaptanı Neville, Barca'nın ki ise Puyol. Her iki kulüpte de bu görevi devralabilecek onlarca isim varken, camialar "tecrübe" üzerinde uzlaşmış durumda. Kaptan ve tecrübe bağlantısı, belki de futboldaki en bilinen geleneklerden birisi ve bu bağlantının altında sağlam nedenler yatıyor. Kaptanlık, yetenekten daha çok kişilikle ilgili ve tecrübenin kişilik gelişimindeki etkisini burada açıklamama gerek yok sanırım. Eğer illa ki bu konuda bir örnek istiyorsanız, 17-18 yaşlarınızda yaptığınız denyolukları hatırlamanızı önerebilirim. Tecrübeli ve tecrübesiz kaptanın bir takımın başına ne işler açabileceğine örnek vermek gerekirse de, Fransa Milli Takımı'nın 2006 ve 2010 dünya kupalarına bakmanızı öneririm.

Kaptanlık meselesini, Arsenal özelinde incelediğimiz zaman, bana göre ufak çapta bir krizle karşılaşıyoruz. Fabregas, bitmek bilmeyen Barca dedikoduları sırasında almadığı tavırla taraftarların kendisine olan saygısının çoğunu eritmiş durumda. Maalesef, Arsenal'in kaptanı, 1,5 senedir ne çıkıp "Ben Arsenal'de kalacağım" diyebildi, ne de "Ben Barça'ya gidiyorum". Gayet kişiliksiz bir tutum sergileyip, Barcelona camiasının sergilediği skandal davranışa seyirci kaldı. Bu haliyle ideal kaptan olmaktan çok süratli bir şekilde uzaklaştı çünkü cümle alem gördü ki, Fabregas'ın, formasını taşıdığı takıma gönül bağı yok. Aklı fikri Barça'ya geri dönmekte ancak Arsenal'in kendisine verdiklerinin hatrına çıkıp bunu açıklayamıyor. Bu saatten sonra kendisinin kaptan kalmasının, kulübün genç oyuncularına vereceği mesaj ne olabilir ki? "Arsenal'de kendinizi geliştirin, ilk fırsatta kapağı Barça'ya atın" mı?

Aslına bakarsanız, Fabregas'ı takım kaptanlığındaki asıl yanlış, bu kararın temelinde yatan neden. Cesc'in kaptanlığı, Gallas macerasıyla kaptan seçme konusunda pek de güven vermeyen Wenger'in yaptığı bir başka hata. Son derece geçimsiz olduğu herkesçe bilinen Gallas'ı kaptan yapan, kendisinin skandal açıklamalarından sonra pazubandı Cesc'e veren Wenger'in amacı belki Fabregas'ı takıma bağlamaktı ancak görüyoruz ki bu pek başarılı olmadı. Tabi ki bu seçimin altında biraz da takımdaki tecrübe yokluğu yatıyordu. Maalesef Arsenal'in kadrosunda "doğal bir lider" bulunmuyordu ve takımın 30 yaş üzerin oyuncuları Silvestre, Toure ve Almunia'dan ibaretti. Cesc, bu 3 isimle kıyaslandığında daha bir liderdi ve belki o günkü şartlar altında doğru karardı. Ancak geldiğimiz noktada bence kendisinin kaptan kalması bence iyi sonuçlar doğurmayacak. Yarın en ufak bir gerilimde, Cesc'in laf anlatmaya çalıştığı bir genç oyuncu, "Sen kimsin ki Barçalı" dese, bu lafa Cesc ne cevap verebilir ki?

Kaptanlık meselesinin çözümünü zor yapan nedenlerden en önemlisi, bu sıfatı bir oyuncuya verdiğiniz zaman geri alışınızın çok zor olması. Sadece bu nedenden dolayı Cesc, Arsenal'den ayrılana kadar kaptan olarak kalacak. Çünkü, şu an pazubandı kendisinden almak demek, bir nevi kendisini Barça'ya uğurlamak anlamına geliyor. O yüzden yakın gelecekte böyle bir değişimi beklemiyorum. Ancak olur da, Arsenal'in yeni bir kaptana ihtiyacı olursa adayım Thomas Vermaelen. Bana göre kendisi, sahada doğal bir lider ve gerçek bir savaşçı. Arsenal'e geldiğinden beri okuduğum her demecinde, kendisini geliştirmekten bahsediyor ki, bu, onun ne kadar iyi bir profesyonel olduğuna dair ipucu da veriyor. Her şeyi geçtim, bir Arsenal maçı izlediğinizde, sahada onun etkisini açıkça hissediyorsunuz. Tüm bunlara ek olarak, ben, kendisinin uzun ve başarılı bir Arsenal kariyerinin daha başında olduğuna inanıyorum. Belki, 'tecrübe' kategorisinde o kadar güçlü değil ancak Arsenal takımında bu konuda güçlü adamlar Van Persie ve Arshavin ki birisi her sezonun yarısı sakatlık yüzünden kaçırdığından, diğeri de 'deli' olduğundan pazuband için uygun değiller.

Galatasaray cephesine baktığımızda benzer bir sorun ve bu benzer sorunu ortaya çıkartan farklı nedenleri görüyoruz. Arda'nın takım kaptanı oluşunun altında yatan neden bir "şımartma operasyonu". Galatasaray'ın 2 sezon boyunca en iyi oyuncusu ve yıldızı olan Arda'nın, bu dönemin sonunda nasıl bir şımartma operasyonuna maruz kaldığından daha önce bahsettim. Operasyon kapsamında kendisinin maaşına zam yapıldı, 10 numaralı forma ve hazır olmadığı oyun kurucu görevi verildi, bunlar yetmedi, Arda bir de takımın kaptanı oldu. Peki sonuç: "Felaket". Tüm bunlar gerçekleştikten sonra Arda'nın bir oyuncu olarak gelişimi durdu, taraftarla arası açıldı, Arda masum bir genç iken bir anda maganda görünümlü bir adama dönüştü. Bunlar yetmedi, Arda, haklı veya haksız olarak, takım içi gruplaşmanın elebaşı damgasını yedi ve yönetimle arasında bariz çatlaklar oluştu. Bugün geldiğimiz noktada, Arda'nın kaptan olma checklistinde tik atabildiği tek nokta kaldı o da: "Gönül bağı".

Arda'nın, Galatasaray'ı sevdiğinden en ufak bir şüphem yok. Bir sürü transferin arasında, benim için, hala takımın en potansiyelli adamı da kendisi. Ancak, bunlar Arda'yı iyi bir kaptan yapmak için yeterli değil. Galatasaray, son 2 senede bir anda bir çok yıldızın bir arada bulunduğu bir kulübe dönüştü ve bu egolara liderlik etmek her babayiğidin harcı değil. Kendisinden uzun ve daha başarılı kariyerleri bulunan bir sürü tecrübeli oyuncu neden Arda'nın liderliğini kabullensin ki? Üstelik, Arda daha Türk takım arkadaşlarıyla sağlıklı bir ilişki yüretemiyorken veya takımın yabancılarıyla arasında dil sorunu varken.

Aynı Fabregas gibi, Arda'dan da pazubandı geri almak çok zor. Böyle bir ihtimal, zaten gergin olan Galatasaray-Arda ilişkisini tamamen bitirir. Ancak, aynı Arsenal gibi Galatasaray da yakın gelecekte kaptan seçmek zorunda kalırsa bu sıfatın en doğal adayı Lorik Cana olacak. Kendisinin kariyerinin son 4 yılını Marsilya'da, Sunderland'te ve milli takımında sürekli kaptanlık yaparak geçirmesi tesadüf değil. Steve Bruce, daha kulübün kapısından girdiği anda kendisine pazubandı yakışıklı olduğu için de vermedi. Cana, çok bariz bir "doğal lider" ve oyun anlayışı da liderliğini pekiştirecek şekilde ilham verici. Sezon ilerledikçe göreceğiz ki, Galatasaray'ın sahadaki lideri Cana olacak. Kendisinin sahada olduğu bir maçta, Arda isterse 2 koluna ve 2 bacağına pazuband takarak sahaya çıksın, hata yapan oyuncuların göz kontağından kaçacağı adam yine bizim Arnavut olacak.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder