26 Haziran 2010 Cumartesi

İlk Turun Ardından: H Grubu

İspanya, grubu lider bitirdi ancak hepimiz farkındayız ki, son 3 senedeki takım ile Güney Afrika'daki İspanya'yı kıyasladığımızda bir şeylerin eksik olduğunu farkediyoruz. Benim teorim, hem İngiltere hem de İspanya liglerinde oynayan oyuncuların haddinden fazla yorgun olduğuydu. Yorgunluğun üzerine bir de sakatlıktan dönen Torres, Cesc ve İniesta'nın henüz form tutamamış olduğu gerçeğini eklemek gerekir tabi ki. Hatta Casillas'ın bile formda olduğunu söylemek zor. Bu faktörlerin, takımın performansı üzerindeki etkisi tartışılmaz, ancak beni asıl şaşırtan Del Bosque'nin hala taktiksel arayışlar içerisinde olması. İlk maçta son derece defansif bir İsviçre karşısına temkinli bir anlayışla çıkan İspanya, dün akşam da aynı kafa yapısındaydı. 3 senedir rakip sahada uyguldıkları boğucu presi kendi ceza sahalarının önüne kadar çeken İspanyol takımı, Şili 10 kişi kalana kadar defanstan Pique'nin uzun toplarıyla çıkmaya çalıştı. Şili, 10 kişi kaldıktan sonra da oyunun hakimiyetini tamamen ele geçirdikleri söylenemez, ki bu İspanya açısından endişe verici bir durum. İspanya için kritik bölgenin Senna'nın boşalttığı ön libero olduğunu daha önce belirtmiştim. İlk 3 maç bize gösterdi ki, Del Bosque bu boşluğu dolduramayacak. Senna takımdayken, Avrupa'daki en maceracı beklere sahip olan İspanya, ilk 3 maçta Sergio Ramos ve Capdevilla'nın ofansif desteğini hiçbir şekilde kullanamadı. Tabi ki, bu sorunlara rağmen Portekiz karşısında İspanya hala favori. Yolun çeyrek finalden sonrasına ise takımın son 3 yıldaki futboluna yaklaşıp yaklaşamaması karar verecek.

Benim Arsenal'i desteklememin ve Barcelona'yı en iyi futbolu oynayan takım olarak tanımlamamın sebebi basit ve adına "organize hücum" deniyor. Bu turnuvanın iflah olmaz hucüm takımı ise Şili. Dün akşam gördük ki, dünyanın en iyi ofansif futbolunu oynayan İspanya'ya bile ders verebilecek nitelikte bir futbol anlayışları var. Bielsa ve öğrencileri, dün, 10 kişi kaldıktan sonra bile pozitif futbollarını koruyarak, bu anlayıştan hiçbir koşul altında ödün vermeyeceklerini gösterdiler. Şili'nin futbolundaki tek olumsuz detay ise, bizim Ersun Yanal'ın da çok sevdiği "erken faul" taktiğini kullanmaları. Çok adamla hücum ederken topu kaptırmaları halinde, direk rakibe faul yapıyorlar ki kontra atak yemesinler. Tabi ki bu taktik, dünkü Meksikalı hakem gibi her pozisyonda kartına başvuran bir adama denk geldiği zaman biraz tehlikeli bir hal alıyor. İspanya karşısında Şili'nin 3 as oyuncusu birden kart cezalısı duruma düştü. Benim turnuvadaki favori takımlarımdan biri olan Şili'nin şanssızlığı, ikinci turda Brezilya ile oynayacak olmaları. Hepimiz biliyoruz ki Dunga'nın takımı, üstlerine gelen rakipleri cezalandıran bir futbol oynuyor ve bu da Şili'yi, Brezilya için taktiksel anlamda en "uygun" takım yapıyor.

Tedaviden önce,
H GrubuGBMP
İspanya
3
0
0
9
Şili
2
0
1
6
Honduras
0
1
2
1
İsviçre
0
1
2
1

Tedaviden sonra,
H GrubuGBMP
İspanya
2
0
1
6
Şili
2
0
1
6
İsviçre
1
1
1
4
Honduras
0
1
2
1

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder