25 Haziran 2010 Cuma

İlk Turun Ardından: G Grubu

Medyanın, sahada oynanan ne olursa olsun skora göre gaza gelmesine hastayım. Turnuva öncesi berbat bir hazırlık dönemi geçiren, ilk maçında da kötü bir oyundan sonra berabere kalan Portekiz, Kuzey Kore'ye 7 atınca bir anda turnuvanın favorilerinden birisi oluverdi. Öte yandan Brezilya, aynı Kuzey Kore'ye 8 çekmedi diye eleştiriliyordu. Oysa Dunga, Kore maçına tüm elemeler boyunca üzerinde çalıştığı ve Dünya Kupası'nda rakip kim olursa olsun uygulayacağı taktikle çıktı; daha çok üstlerine gelen takımları cezalandırmak üzerine kurulu bu anlayışla, ultra defansif Kuzey Kore karşısında az da olsa zorlanmıştı. Bu noktada herkes "Kore'ye karşı da böyle mi oynanır?", derken ben, Dunga'yı taktiksel istikrarından dolayı tebrik edenler arasında yer alıyordum.

Brezilya, Portekiz karşısına da beklendiği gibi bu anlayışı koruyarak çıktı. Tabi ki kontrolsüz bir hücum futbolunun cezalandırılacağını bilen Portekiz de daha önceki maçlara nazaran daha defansif ve kontrollüydü. İki temkinli anlayışa her iki takımın da kazanmak zorunda olmayışları eklenince maç daha çok bir orta saha mücadelesi olarak gerçekleşti. Tabi ki, övgüyle bahsettiğim Brezilya'nın, Portekiz gibi savunmasıyla ünlü olmayan bir takıma karşı bile pozisyon bulmakta zorlanması düşündürücü. Dunga'nın takımı kontra atağa çıkarken inanılmaz süratli, ancak yerleşmiş savunmaya karşı bir o kadar yavaş hareket ediyor. Her set hücumunda yapılan 15-20 pasa rağmen göbekte pek de bir şey üretilememesinin sebebi tabi ki orta saha üçşüsünün tamamen defansif adamlardan oluşması. Bu sebeptendir ki, Dunga'nın set hücum planı tamamen Maicon ve Bastos üzerinden 2 açık oyuncuyu beslemeye dayanıyor. Bu akşam, etkili açık oyuncuları olan Portekiz karşısında, hem Bastos hem de Maicon fazla çıkamayınca Brezilya'nın da hücum etkinliği oldukça azalmış oldu. Tabi ki bunu söylerken hücumun en önemli 3 adamı Robinho, Kaka ve Elano'nun da eksikliğini göz önüne almak gerek. Bugünkü beraberlikten sonra Dunga yine yerden yere vurulacaktır, ancak ben hala turnuvanın en iyi takımının Brezilya olduğunu düşünüyorum. Tabi ki bu akşam 2 vites birden büyültmüş bir İspanya izlersek bu fikrim değişebilir.

Portekiz ise, benim için hakkında yorum yapması zor bir takım. Fazla radikal bir fikir gibi gelecek ama Cristiano Ronaldo'nun varlığı Portekiz hücumunu baltaladığını düşünüyorum. Takım yarı sahayı geçtiği anda Ronaldo, bir şekilde topu ayağına alıyor ve ordan sonra ya 35 metreden kaleyi deniyor ya da 3 oyuncunun arasına dalıyor. Üstüne üstlük kazanılan tüm duran toplar, mesefe tanımaksızın, Ronaldo tarafından kaleye gönderiliyor. Hani utanmasa Ronaldo gelip aut atışlarını da keleye vurmayı deneyecek, o derece. Son 16 ayda milli takım adına 1 gol 1 asisti bulunan bir adama biraz fazla bel bağlıyorlar sanki. Kore maçında Simao, Tiago ve Meireles gibi oyuncuların hücum yeteneklerinden yararlanmayı aklına getiren Portekiz, adeta şov yapmıştı. Ancak ne Fildişi Sahili ne de Brezilya karşısında Ronaldo'nun ayağından topu almayı başaramadılar. Umuyorum bu yanlıştan bir an önce dönerler. Nitekim kendilerini zorlu bir ikinci tur eşleşmesi bekliyor.

Tedaviden önce,
G GrubuGBMP
Brezilya
3
0
0
9
Fildişi Sahili
2
0
1
6
Portekiz
1
0
2
3
Kuzey Kore
0
0
3
0

Tedaviden sonra,
G GrubuGBMP
Brezilya
2
1
0
7
Portekiz
1
2
0
5
Fildişi Sahili
1
1
1
4
Kuzey Kore
0
0
3
0

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder