16 Mayıs 2010 Pazar

Yeni Ortak



- 1996 yılında, Fenerbahçe'ye şampiyonluğu kaybederken hiçbiriniz o takımda değildiniz. Ama bugün, gururunuzu ve ruhunuzu ortaya koyarak bu şampiyonluğu Fenerbahçe'ye vermemeyi başarabilecek olanlar sizsiniz. Çıkın ve kaybetmeyin!

Şenol Güneş - 16 Mayıs 2010, Fenerbahçe - Trabzonspor maçı öncesi...

Tabi Şenol Güneş böyle demiş midir bilemem ama Trabzon'un bugün sahadaki mücadelesini görünce, zihnimde yukarıdakilere yakın kelimeler yankılandı. Fenerbahçe'yi önce Türkiye Kupası'ndan sonra da Türkiye Süper Lig şampiyonluğundan ederek, bu şampiyonluğu Bursaspor'a hediye eden Şenol Güneş'i, Trabzonspor'u ve kaleci Onur'u tebrik etmekten fazla bir şey yapamam... (Not: Yanlış anlamaya müsait bir toplum olduğumuz için, buraya da şöyle bir not düşme gereği duydum: Trabzon'u ve Şenol Güneş'i tebrik etme nedenim "Ne güzel yaptınız da Fenerbahçe'yi şampiyonluktan ettiniz" değil, "Birçok dedikoduya ve medya gazına rağmen çıkıp mücadele ettiniz, tebrikler demektir... Açıklamasız nice yıllara diyerek parantezi kapatıyorum)

Fenerbahçe'yi ve Trabzon'u bir yana bırakıp esas olarak Bursa'yı tebrik ederim. 27 yaşımda, belki de uzun bir süre daha olamayacak bir şeyi görmeme yardımcı oldular. Şunu itiraf edeyim, açıkçası, yayın gelirleri ve Avrupa'da başarılı olamayacakları gibi teknik nedenlerden dolayı Bursa'nın şampiyon olmasını istemiyordum. Manevi duygularla baktığımda ise Bursa'nın şampiyon olması yönündeki duygularım mantığımın önüne geçiyordu. Sonuçta, göreceli olarak şampiyonluğu daha çok hak eden takım şampiyon oldu. Sıkıntı ise bundan sonrasında, yani benim en çok kafama taktığım konular olan; bu başarı seviyesi (en azından her sene ilk 3-4'e girecek bir takım) korunabilecek mi, Bursa yönetimi bu başarının meyvelerini iyi kullanarak takımı istikrarlı bir yola sokabilecek mi, Avrupa'da, en azından Türkiye'ye ülke puanı kazandıracak maçlar oynayabilecekler mi? Eğer bu sorulara Bursa yönetimi doğru cevapları verebilirse, bu şampiyonluk hem Türk futbolu için hem de üç büyükler dışındaki takımlar için bir anlam ifade edecek duruma gelir ve aynı seviyedeki birçok takımı ve futbolcularını motive eder. Yoksa, zamanda bir kırılma olacağına ufak bir dalgalanma olur ve yıllar sonra "Oğlum, 30 sene önce Bursaspor şampiyon olmuştu, çok acayipti" gibi cümleler kurmaktan öteye geçemeyiz. Neyse, şimdilik Bursalıların kafalarını bunlarla şişirmeden, tekrar şampiyonluklarını kutluyorum ve iyi eğlenceler diliyorum...


Fenerbahçe'ye geri dönersem, hani anneler bazen "şu x'e kafa yorduğun kadar derslerine kafa yorsan profesör olursun" derler ya; ben de Fenerbahçe'ye, Galatasaray'a konsantre olduğunuz kadar finallere konsantre olsanız şimdiye kupaları dizmiştiniz demek istiyorum. Kısacası olayı fazla analiz etmeye gerek yok, sıkıntı açık bir şekilde mental motivasyonda. Burada ironik olan ise, elinde Fenerbahçe'nin ve Beşiktaş'ın yarısı kadar bir kadro olan, zamanında o kadrolardan birinin başından kovulan Ertuğrul Sağlam'ın takımının motivasyon düzeyidir("Büyük" takım futbolcularının egosundan kurtulmasını da buraya ekleyebilirim). Ertuğrul Sağlam'ı da bu ironik yolla tebrik ederim; Türkiye'deki kaos futbolu kafasının avantajlarını süper kullanarak şampiyonluğu Anadolu'ya taşıdı.

Bugünle ilgili bir eleştiri olarak da, maç sonrası yayın yapan kanalların, Bursa'nın şampiyonluk kutlamalarından önce Fenerbahçe'nin üzüntüsünü ekranlarına getirmesini vurgulayacağım. Bu da gösterdi ki, daha medyamız da bu şampiyonluğa ve etkilerine hazır değil...

Günün diğer bir kaybedeni de , Fenerbahçe dışında Şükrü Saraçoğlu stadındaki anonsçu arkadaş oldu, bu ortamda işsiz kalmak onun için zor olacak. Yine dünden 2. bir kazanan da çıkarma çabası içine girersem, Galatasaray'ın, seneye Avrupa Ligi'ni bir tur daha az oynayarak açacak olmasını ve Onur'u transfer listesine almasını söyleyebilirim. Ayrıca Bursaspor'un ilk golünde, Hırvatistan maçının anılarını bize yaşatan Rüştü'ye de teşekkürlerimi iletirim.

Sonuç olarak, bütün ligleri sağ salim bitirdik, artık Dünya Kupası'na hazırlanmaya başlayabiliriz.

Not: Son dakika haberlerine göre stadını yakan, basın tribününe girerek Daum'u bize verin diyen, yönetim locasını basan ve sinirden birbirini bıçaklayan Fenerbahçe taraftarlarına da bir anlam veremiyorum diyeceğim de, verebiliyorum; o yüzden bir yorum yapmayacağım.

3 yorum:

  1. trabzon 1 puan almayı başarmadı dostum, fenerbahçe 3 puan alamadı. 30 küsur şut 10 küsur korner kullanan takım karşısında trabzonun gösterdiği mücadele demekten ziyade fenerbahçenin basiretsizliği, beceriksizliğe demek daha doğru bir yorum olur bence.

    YanıtlaSil
  2. Öyle bir yorum, yanlış olduğu kadar kaleci Onur'a da hakaret olur kanımca.

    YanıtlaSil
  3. o zaman onur'un gösterdiği mücadele demek en doğrusu. çünkü hakikaten olmayacak toplar çıkardı şimdi doğruya doğru.

    YanıtlaSil