23 Mayıs 2010 Pazar

Sıradan Takımları Yenerek Şampiyon

Inter'i, Mourinho'yu ve oynattığı futbolu beğenmiyor olabilirsiniz ancak İngiltere, İspanya ve Almanya'yı şampiyon bitiren takımları sırasıyla eleme başarısını gösterip Şampiyonlar Ligi'ni kazanmayı sonuna kadar hak ettikleri gerçeğini değiştiremezsiniz. Hele ki, 15 yıl formasını giyip 11 yıl kaptanlığını yaptığı Inter ile çıktığı 686. maçın sonucunda Avrupa'nın en büyük kupasını kaldıran Zanetti'nin bu başarıyı haketmediğini söylerseniz harbiden ayıp edersiniz.

Dün akşam çok heyecanlı bir final maçı izlediğimizi söyleyemem. Bunun başlıca nedeni de Bayern'in oldukça sıradan bir takım gibi gözükmesiydi bana göre. Ilıc-Muller ikilisi 900 dakika sahada kalsa gol atamayacak bir forvet hattı gibi gözükürken, DeMichelis-Van Buyten savunma hattı rakibe birer gol hediye ederek gecenin Bayern adına kahramanları oldular. Ribery'nin yokluğunda, Robben'in kanadına doğru yaslanmış asimetrik Bayern orta sahası ise %60 küsür topla oynama oranıyla hiçbir şey üretememeyi başardı.

Bayern'in bu hali aslında tanıdık bir görüntüydü. Şampiyonlar Ligi finaline gelmiş bir takıma "sıradan" dememin sebebi de burada yatıyor zaten. Aynı sıradanlığı, Inter karşısındaki Chelsea ve Barcelona'da da gördük. Dün, Bayern'li oyuncuların düştüğü çaresizliğe daha önce Lampard, Drogba, Messi, Xavi gibi belki onlardan daha üst düzey olan oyuncular da düştü. Bu tanıdık görüntünün, 3 büyük ligin şampiyonlarının hiçbiri tarafından değiştirilememesi ise Mourinho ve takımının bir şeyleri doğru yaptığının en önemli kanıtı bence.

Inter'in bu sene oynadığı futbolu "defans yapıp topu ileri dikmekten ibaret" olarak tanımlayanların sayısı hiç de az değil. Hele ki Barcelona eşleşmesi sonrası, yurdum kahvehanelerini dolduran milyonlarca "katalan", onları "çirkin" olarak tanımlamaktan geri kalmadı. Gel gelelim o çirkin takım, kağıt üzerinde "basit" olan ancak sahada uygulaması çok "zor" olan formülüne sadık kaldı ve büyük iş başardı. Mourinho'nun fiziksel mükemmellik, çalışkanlık ve savunma disiplini temellerine dayalı anlayışı, özellikle Nou Camp'taki maçta en büyük sınavını vermiş ve Şampiyonlar Ligi'ni kazanmak için yeterli olduğunu daha orada kanıtlamıştı. Dün akşam da, aynı düzen işlemeye devam etti ve bence rahat bir galibiyet ile misyonunu tamamladı.

Benim, Inter'in tüm bu çabasını takdir etmemi Arsenal sevgimle çelişir bulanları anlıyorum. Arsenal'in oyun felsefesi ile Inter'inki tamamen zıt. Ancak, benim Arsenal'den daha çok sevdiğim bir şey var ki ona da futbol deniyor ve bu kavram sadece top hakimiyetine dayalı, "güzel" diye tabir edilen oyundan ibaret değil. İster "güzel" olsun ister "çirkin" sahaya çıktığında bir felsefesi, buna bağlı bir stratejisi olan ve bunları iyi uygulayarak sonuç alan bir takım benim için takdire değer bir iş yapıyor demektir. 2004'ün Yunanistan'ı da bu bağlamda benim için "çirkin" bir takım değildir; Mourinho'nun Inter'i de gözüme gayet güzel gözükmektedir.

Moratti'nin bugünü görebilmek için kaç para harcadığının seceresini tutan var mıdır yoksa kulübün muhasebecileri bile bu işi çoktan bırakmış mıdır bilmiyorum. İtalya Ligi'nin, İtalya Kupası'nın ve Şampiyonlar Ligi'nin kazanıldığı ve Inter tarihinin en başarılı sezonunu geride bıraktığımız şu günleri gölgeleyen tek şey Mourinho'nun Madrid'e taşınıyor olması sanırım. Portekizli "Inter'deki görevimi tamamladım", dedi ve gitmesinin, kalmasından daha büyük bir ihtimal olduğunu açıkladı. Kendisinin ayrılışının, aynı Chelsea'de olduğu gibi, Inter üzerinde de etkisi oldukça olumsuz olacaktır. Hele ki Moratti'nin, onun yerini Benitez ile doldurma gibi bir planı var ki sonuçları ne olur, benim algı sınırlarımın ötesinde.

3 yorum:

  1. zanetti ve cambiasso'yu kadroya almayan, muhtemelen diego milito'yu da kesecek büyük maradona'ya selamlar.

    YanıtlaSil
  2. Hitler'inde bir felsefesi vardı. Felsefesi olması haklı ve/ veya güzel yapmaz sonucu. Mourinho futbolun katilidir. Bunu Barcelona ya da başka bir takımı elemesi ile alakası yok, kazanmak için oyunun kurallarına uyarak yapılan çirkinlik oyununun amacı olan eğlenceyi engelliyor.

    Amacı estetik ve eğlence olanlara değil sadece yobaz taraftarlara zevk veren bir şey ortaya koyuyor Mourinho ve her türlü terbiyesizliğide bununla süslüyor.

    Beni ilgilendiren kısım ise bundan sonra futbol oyununda ucuz taklitçilerinin yaratacağı kısırlık ki, Danimarka şampiyonluğundan sonra Brezilya dahil tüm tkımları etkileyen futbol kısırlığı damga vurmuştu 90 lara. İğrenç futbol ile şampiyon olan 94 Brezilya takımı bile örnektir buna.

    Ha birde Mourinho'nun Chelsea'de bıraktığı olumsuz etki gol rekoru kırarak şampiyon olmaları sanırım. Aynı kadro ile iğrenç bir futbol ile şampiyonluk yaşayan birine karşılık aynı kadro ile gol rekoru kırarak şampiyon olan takıma birine geçmek cidden olumsuzluk olsa gerek

    YanıtlaSil
  3. dünyanin hangi liginde 4 sene üst üste sampiyonluk kazanmis takimin kaptani 5.yi kazandiginda gözyasi döker?!ZANETTI; maradona senin da.agini yesin...

    YanıtlaSil