19 Mayıs 2010 Çarşamba

Haydi Abbas

Geçmişte başıma geldiğimden biliyorum; düzgün giden bir ilişkiniz varken başkasına aşık olmak kadar boktan bir durum yoktur şu dünya üzerinde. Aşkınızın peşinden gitseniz belki reddedilip mutsuz olacak, elinizdeki ilişkiyi kaybettiğinize de pişman olacaksınız. Kalsanız; aklınız hep orada kalacak, belki ömür boyu "gitseydim ne olurdu" diye düşüneceksiniz.

Arsenal'in kaptanı Fabregas da 2 senedir ilişkisine sadık ancak başkasına aşık bir adam işte. Hele ki aşık olduğu kişinin eski sevgilisi olması, durumu hepten karmaşık yapıyor onun için. Arsenal ile olan ilişkisinin düzgünlüğünün, kulübün ona kattıklarının, taraftarının ona olan sevgisinin farkında. Ancak buna rağmen çıkıp medyaya "Kalacağım" diyemiyor. Gitmek istiyor, ancak şu anki sevgiliyi de üzmek istemiyor.

Geçen yaz Cesc kararsızdı. Bu kararsızlık, onun, Arsenal'e bir yıl daha şans vermesiyle sonuçlandı. Ancak Fabregas, bu seneki transfer döneminde kararını vermiş olarak giriyor. Bugün tüm İngiliz basınında yer aldığı üzere, dün Wenger ile yaptığı görüşmede gitmek istediğini hocasına açıkladı. Daha önce de transferi konusunu Dünya Kupası'ndan önce açıklığa kavuşturacağını açıkladığını göz önüne alırsak, kendisinin Barcelona'ya transferi an meselesi diyebiliriz.

Şu ana kadar gitmek isteyen kimseye "Kal!" demeyen Wenger'in, Cesc için bu duruşunu değiştireceğini zannetmiyorum. Yani, Barcelona elini cebine atarsa, Fabregas'ı kısa sürede renklerine bağlayabilir. Durumu zorlaştıran tek nokta ise Villa'yı satan Valencia'nın aksine, Arsenal'in paraya ihtiyacı olan bir kulüp olmaması. Yani bu transferde pazarlık payı pek yok. Barca, Arsenal'in istediği (ki £40m olduğu söyleniyor) parayı verirse bu iş biter, vermezse ne ala.

Barcelona'nın, Arsenal'e takas önerdiği haberleri geçtiğimiz aylarda yazıldı, çizildi. Bu önerilerin en akla yatanı Wenger'in de istediği Yaya Toure. Krkiç'in de adı geçti bir ara ancak Barça'nın Villa'yı almasından sonra daha ilginç bir isim ortaya atıldı: İbrahimovic. Ben ne Wenger'in Ibra'yı, ne de Ibra'nın Arsenal'i istediğini zannetmiyorum. O yüzden bu dedikodulara gülüyorum. Tek gerçekçi takas önerisi Toure ki, üzerine 30 milyon gibi parayla önerilirse Wenger'in bu öneriyi kabul etme olasılığı var. Peki beklenen olur da bu transfer gerçekleşirse bu ne gibi sonuçlar doğurur?

Öncelikle söylemek istiyorum ki ben dünya üzerinde yeri dolmayacak bir oyuncu olduğuna inanmıyorum. Adı Fabregas olsun, Messi olsun veya Ronaldo olsun, herkesin yeri dolar, dolmuştur, dolacaktır da. Ama tabi ki bunu söylerken, bu doldurma işinin kolayca yapılabileceğini iddia etmiyorum. Fabregas, her geçen gün daha iyiye giden büyük bir oyuncu ve belki bugün Messi ve Ronaldo için kullandığımız sıfatları 2 sene sonra kendisi için kullanıyor olacağız. Onun yokluğu, Arsenal orta sahasına bir meteor krateri açacaktır ve Wenger'in bu kocaman deliği kapatmak için yapabileceği 2 şey var.

Bunlardan ilki, şu an takım içerisinden birisinin Fabregas'ın görevlerini üstlenmesi ki elde buna aday olabilecek 4 oyuncuyu var: Arshavin, Nasri, Ramsey ve Wilshere. Bu isimlerden Arshavin'in bu işi kotarabilecek yeteneği belki var, ancak kendisi sürekli bir şeylerden şikayet eden ve çenesi bir türlü kapanmak bilmeyen bir arkadaşımız. Takımın lideri olacağı bu pozisyona mental olarak hiçbir şekilde hazır olduğunu zannetmiyorum. Nasri, yıllardır patlama beklenen bir oyuncu. Fabregas'ın gölgesinden çıkıp sorumluluk aldığında bu patlamayı yapma ihtimali de var. Ancak Arsenal'in ihtimallerle uğraşacak zamanı kalmadı. Ramsey ve Wilshere ise Cesc'in tahtının orta ve uzun vadedeki varisleri. Her ikisinin de potansiyelinin en az Cesc kadar olduğuna inancım tam. Ancak dediğim gibi, Arsenal'in potansiyellerle de uğraşacak vakti yok.

Kısacası, takım içinden bir Cesc çıkarma işi bana göre yaş. Umarım Wenger de benim gibi düşünür de Fabregas'ın boşluğunu doldurmak için dışarıya bakar. Bunu yapmak için elinde yeterli bütçe var, ki zaten cepteki £30m'ye bir de Cesc'ten gelecek £40m ekleniyor. Bu noktada tek sorun Avrupa'da Cesc ayarında çok fazla oyuncu olmaması ve aynı kalitedeki birkaç adamın da bizim bildiğimiz Wenger'e çok pahalı gelecek olması. O zaman yapılacak tek şey kalıyor. Eldeki bütçeyi kaleci, 2 stoper ve 2 orta saha oyuncusuna harcayarak Cesc'in eksiğini tüm takımın kalitesini arttırarak kapatmak. Yani Cesc 100 götürdüyse, gidip 120 getirecek bir oyuncu bulmak yerine, üç bölgeye 50'şer katkı yapacak transferlere yönelmek. Söz konusu transferler için o kadar çok isim geçiyor ki tek tek hepsini burada tartışmak zaman kaybı olacak. Transfer dönemi ilerleyip bir şeyler kesinleştikçe bu isimleri ayrıca ele alırız.

Gerçekleşmesi durumunda bu ayrılığın bir de Cesc tarafı olacak tabi ki. Başkası olsa belki pek umrumda olmazdı ancak Fabregas'ı sevdiğimden dolayı bu transferin onun için iyi sonuçlara gebe olmasını diliyorum. Umarım Arsenal'de sürekli yükselen grafiğini daha da yukarılara çeker. Bu noktada tek korkum bir "Kaka sendromu" yaşaması. Üzerine kurulu ve kafasının son derece rahat olduğu Arsenal'den, sadece bir "parça" olacağı, ilk onbirdeki yerinin bile garanti olmadığı ve kendisine ödenen £40m'nin baskısını hissedeceği bir takıma geçişinin onu olumsuz etkilemesi. Bu sendromun çeşitli örnekleri daha önce onlarca kez yaşandı ve benzer koşullar birçok oyuncunun kariyerlerine mal oldu. Hiç sevmediğim bir takıma gitmiş olsa da, Fabregas'ın kariyerinin darbe aldığını görmek beni oldukça üzer.

Bütün yazıyı sanki transfer gerçekleşmiş gibi yazdım çünkü hepimiz biliyoruz ki Cesc eninde sonunda Barca'ya gidecek. Eğer bu yazdıklarım bu transfer döneminde yaşanmazsa, seneye buraya bir link veririz olur biter. Hoş, ben Fabregas'ın bu yaz ayrılacağını düşünenler tarafındayım. İlginç olan ise bu olduğu takdirde Cesc'in Arsenal formasıyla çıktığı son maç da Emirates'teki Barcelona maçı olmuş olacak. Kader ağlarını örmüş, bizim Fabregas ne yapsın yahu..

1 yorum:

  1. yazının başındaki benzetme cuk oturmuş. çok güzel.

    YanıtlaSil