6 Nisan 2010 Salı

Yazık

TFF'nin aylık olarak yayınladığı Tam Saha dergisinin Nisan sayısını okurken, sene başından beri boş yere kafa ve "klavye" patlattığımızın farkına vardım. Bunun nedeni ise Arda Turan'ın Tam Saha dergisine verdiği röportajdaki bir cevabında yatmakta. Bakın ne demiş Arda:

"...Kim, çocuğu al, 4-4-2’de nerede, nasıl durulur, top ceza sahasına yaklaştığında defans oyuncusu alandan adama geçer, çünkü golü adam atar diye öğretmiş? Bana hiç kimse 4-4-2’yi anlatmadı.
“Oradan oraya, buradan buraya kayacaksın” dediler sadece. Ama 4-4-2 sadece böyle bir şey değilki. Alanı nerede kapatırsın, alandan adama nerede geçersin, mesafeleri nerede daraltırsın, nerede oyunu açarsın? Üç kişiyi geçip de orta yapabilirsiniz, hiç kimseyi geçmeden de orta yapabilirsiniz. Ama ben bunları yeni öğreniyorum. Bunları öğretmedilerse benim suçum ne?
Ben bunları A Milli Takım’da öğrendim. Fransız çocuklar, Benzema’lar, Hatem Ben Arfa’lar
bunları 15 yaşlarında biliyordu, ben şimdi öğreniyorum. E bana öğretmiyorlarsa suç kimde? Sonra beni onlarla kıyaslıyorlar...."

Bu cümleler neden boş yere klavye patlattığımızı çok güzel özetliyor. Hatta, herkes 4-3-3, 4-1-2-2-1 vs. diye boş yere kafa patlatıyor. Çünkü oyuncuların birçoğunun bunların ne olduğundan, nasıl işlediğinden ve nasıl uygulanacağından haberi yok. "Kardeşim ne şaşırıyorsun buna, adamların oynayamadığından belli bu zaten" diyenler olabilir. Ama şimdiye kadar hiçbir futbolcunun da çıkıp ben oynamayı bilmiyorum, taktik bilmiyorum dediğini duymamıştım. Gerçi Ayhan ve Tugay'ın değişimi gibi somut örnekler yıllardır karşımızdaydı. Ama birçok kişi onları da yok sayarak yorumlarına devam etti.

Bu blogu açtığımızdan beri hep altyapının önemini vurgulayan yazılar yazdım. Birçok yazıda da Rijkaard'ı savundum ve öncelikli sıkıntının futbolcularda olduğunu belirttim. Artık bunlar alenen ortada. Geçen haftaki Fenerbahçe maçından sonra olduğu gibi, Sivas maçından sonra da söylenecek farklı bir şey yok. Aynı kafalar sahadaydı ve bir değişiklik olmadı. Bu noktada, hep savunduğum bir argümanı daha öne çıkaracağım. T. Direktör oyuncunun idman performansını da bilen tek adamdır. Şu niye oynamıyor, bu neden oynamıyor demeden önce bunu da bir düşünmek lazım. Öncesinde Servet ilk 11'deyken, dün de Hakan Balta sahadayken bunu düşünmenin neden gerekli olduğunu bir kez daha gördüğümüzü düşünüyorum. Ünlü bir T. Direktör şöyle demiştir bu konuda, "Neden Oynatayım"... İsmi bende kalsın bu T. Direktörün.

Hazır başlamışken bir yaraya daha basalım. Geçen hafta olmayacak yazısını yazarken ve oradaki etkenleri düşünürken çevirmenin "yetersizlik" seviyesi, bu etkenlerin sonlarında yer alıyordu benim için. Bugün şu blog 'da okuduğum bir yazıdaki örneği görünce, bu düşüncemin çok yanlış olduğunun farkına vardım; "...yine Mert Çetin'le ilgili duyduğum ilginç bir hadiseyi anlatayım. Galatasaray antremanını takip eden bir spor yazarından dinledim bu olayı. Bir antreman esnasında Rijkaard oyuncularını birbirlerine daha yakın oynamaları konusunda uyarıyormuş. Ve sırayla pek çok oyuncunun ismini antremanda söylerek "closer,come closer" diye onları uyarıyormuş. Tercümanı olan Mert Çetin'in ise bu uyarıyı şöyle çevirmiş, "kapanın"..."

Bu örneği Arda'nın cevabıyla birleştirdiğimizde Rijkaard'ın kafasındaki taktiğin neden sahaya yansımadığını, hatta neden anlamsız şeylerin yapıldığını algılamak çok da zor olmamalı...

Peki neden yazının başlığı "yazık"? Böyle bir ortamda çalıştırdığımız Rijkaard'a yazık. Bir altyapı modeli yaratmaya çalışan "kafaları" eleştirip altyapıya bok atanları, "Niye kamp yok? şeklinde sığ sorular soran basını, tek yabancının takımı taşıyacağını düşünen taraftarları geçtim. Isınma tercihini kendisine bıraktığın yedek oyuncunun k.çını kaldırmamasını geçtim. Her şeyi geçtim, adam gibi bir tercüman bile koyamıyorsak Rijkaard'ın yanına gerçekten yazık. Biz duygusalmışız, tarzımız buymuş, sadece motivasyona dayalıymışız vs. geçelim bunları, lütfen geçelim...

2 yorum:

  1. ellerine sağlık, uzun zamandır sizi takip ediyorum ve çok düzgün işler çıkartıyorsunuz...

    ¨Ünlü bir T. Direktör şöyle demiştir bu konuda, "Neden Oynatayım"... İsmi bende kalsın bu T. Direktörün.¨ Kalli olmasın bu??

    YanıtlaSil
  2. bir şey soracam sen ahkam kestigine göre 4-3-3'ün veya 4-4-2'nin nasıl oynanacağını biliyorsun? Bildigin için de sahada nasıl kötü uygalandıgını görüyorsun yoksa hayır bilmiyorum ama arda'nin yorumuna bakarak bu yorumda bulunuyorum diyorsun ? ikinci şıktan yola çıkalım diyelim Arda doğruyu söylemiyor, kendi açığını kapamak için böyle bir şey söylüyor o zmn yorumun değişir mi ? rijkaard hakkındaki düşüncelerin değişir mi ? Belki bunlar gerçekten de öğretiliyor ama arda zamanında önemsememiş böyle bi ihtimal olabilir mi ? altyapıda hiç oynadın mı ? diyelim ki türkiye de altyapı yok gerçekten de olmadıgın varsayalım arda son gs'ın kaç maçında top oynadı ve arda'nın oynmadığı maçlarda gs kaç puan kaybetti kaç kere puan kazandı bir bunu karşılaştır. hadi arda'yı geçtim Gs'da "8" oyuncu yabancı bunlarda mı bilmiyor ? diğer bi konu ise gs ve bjk da çalışıp kısıtlı imkanlarla kadrolarla belli başarılara ulaşmış lucescu'yu örnek versek. Aynı mentalideki oyuncuların daha vasatları, verilen taktiği çok güzel uygulayabiliyorken başkaları niye uygulatamasın ? tercüman konusuna gelirsek bazen basın toplantılarını izliyorum. bazen hatalar yapıyor ama bunlar gs'ın başarısını etkileyecek düzeyde hatalar değil. Bu kdr basite indirgemeyin.

    YanıtlaSil