29 Nisan 2010 Perşembe

Rocky Balboa

Rocky 4 izlemeyenimiz yoktur. Star sağolsun filmi her hafta gösterince, ben bir süre sonra Rocky'i dizi zannetmeye başlamıştım. "Ulan her hafta aynı şeyler oluyo" diye hayal kırıklığına uğradığımı hatırlarım. 10 yıldır izlemediğim Rocky 4'ten aklımda kalan 2 şey var: Bunlardan ilki Balboa'nın evindeki mutfak robotu; diğeri ise Rocky'nin, Ivan Drago'ya karşı 15 round boyunca tüm yumrukları suratıyla karşılayıp maçı kazanması. Çocuk aklımla bile, bir boksörün gardını kaldırmadan 45 dakika boyunca suratına yumruk alması halinde yaklaşık 12 kere öleceğinin farkındaydım. Ama Balboa maalesef ölmedi. Maalesef diyorum, çünkü Balboa o filmde ölseydi Rocky 5 rezaletini izlemek zorunda kalmayacaktık.

Dün akşam, Barca - Inter maçı başladığında da aklıma Balboa geldi. Sahaya çıkan Inter takımı, aldığı topların tamamını karşı sahaya dikmeye başlayınca, "Oha" dedim; "Mourinho tüm yumrukları suratıyla karşılayacak." Hoş, geçen sene aynı şeyi Hiddink denemişti ancak Chelsea, az da olsa kontra atağa da çıkmıştı. Dün Mourinho, bence futbol tarihinin en ekstrem işlerinden birine imza atarak, takımına, hiçbir şekilde topla oynamamaları taktiğini verdi. Bunun altında yatan mantık ise "Nasıl olsa Barcelona topa hükmedecek. Bu gerçeği kabul edip "topsuz" ne yaparız ona bakalım"dı. Topla oynama oranı konusunda çeşitli sitelerde farklı istatistikler var. UEFA 75/25 derken, maçın global yayıncısı ESPN 86/14 diyor. Ne yalan söyleyeyim, maçı izledikten sonra ESPN'inkine inanasım var.

Maçtan önce yapılan basın toplantısında, Thiago Motta, adeta kendisine malum olmuşçasına, eski takım arkadaşları olan Barcelona'lı oyuncuların kendilerini yere atma alışkanlarından çekindiklerini açıklıyordu. Motta'nın korktuğu başına geldi; hakem, Busquets'in oyununa gelip faul olup olmadığı tartışalacak bir pozisyonda kendisini oyundan attı. Drogba maçı izlediyse kesin bir "F*king disgrace!" patlatmıştır. O patlatmadıysa bile, ben güzel türkçemde benzer durumlar için varolan binlerce örnek arasından özenle seçtiğim bir kupleyi hakem ve Busquets'in ruhuna okuyup üfledim. Ama kızgınlığımın sebebi, Inter taraftarı olmam ya da Barça'yı sevmemem değil; bu sezon hakemlerin içine ettiği kaçıncı güzel maç olacak bu diye düşünmemdi. Bu arada 2-3 dakika boyunca suratını tutatarak, kendisine iki çift laf söylecek olan Motta'nın bile yüzüne bakamayan Busquets'e, futboldan sıkıldığı anda soluğu Pedro Almovodar'ın yanında almasını öneriyorum.

Normal şartlar altında, Nou Camp'ta 10 kişi kalan bir takımın yaklaşık 12 kere ölmesi gerekir. Ancak, topla oynamak gibi bir derdi olmayan Inter için durum böyle değildi tabi ki. Nitekim, Inter bir kişi eksilmiş olsa da, Barcelona topu ayağına aldığında topun arkasına geçen Inter'li sayısı hala 10'du. Motta atılmadan önce ilerde defansın yapacağı olası bir hatayı değerlendirmesi için tutulan Milito, kırmızı karttan sonra orta sahaya geldi ve Inter topsuz oyununa kaldığı yerden devam etti.

Inter'in bu ekstrem topsuzluğunu Rocky Balboa'nın suratına aldığı yumruklara benzettim. Nitekim, formda bir Barca, Nou Camp'ta Ivan Drago korkutuculuğunda bir futbol oynuyor. Dün akşam da Barça'nın bu futbolu oynaması için herşey hazırdı. 95.000 taraftar, San Siro'dan 4 metre daha geniş bir saha ve İtalyanların uzun ve kuru bıraktığı çimlere nazaran pas yapan takıma avantaj yapacak şekilde kısa kesilip hafif ıslatılmış çimler, formda bir Messi, ucuz kartlar gösteren bir hakem... Peki tüm bu faktörler yanında olmasına rağmen, Barça 62 dakikasını bir kişi fazla oynadığı maçta neden sadece 2 pozisyon bulabildi? Mourinho ve takımının yaptığı muhteşem savunmanın hakkını yemek istemem ancak rakibin yaptığı 67 pasa karşılık 555 pas yapan Barcelona'nın pek bir şey üretememesinin başka bir sebebi daha olmalı.

Nou Camp'taki Arsenal ve Real Madrid maçlarını izleyenler, Guardiola'nın kanatları hiç kullanmadan sonuca gittiğini farketmişlerdir. Hatta, Real maçı sonrasındaki yazıda ben de şöyle yazmışım:
"Real'in yumuşak karnı olan orta sahası, Xavi'ye istediği boşlukları ve zamanı verince, Guardiola'nın planı tıkır tıkır işledi ve Barça oyunu kanatlara açma gereği bile duymadı. Messi'nin sağ kanat yerine ileri uçta oynatılmasının altında yatan neden de bu plandı zaten. Xavi-Messi bağlantısı yaratıldığı takdirde Barcelona'nın gol bulacağını, Guardiola ve Barca'yı Arsenal karşısında izlemiş herkes biliyordu."
Dün akşam da Guardiola, Xavi-Messi bağlantısı yerine, göbekte kurulacak bir Xavi-Messi-İbrahimoviç bağlantısına bel bağladı. Messi'yi sağ kanatta o öldürücü deparlarından birini atarken hiç göremedik. Barça, bütün maç rakibi ortadan yarmaya çalıştı ve bunu 84'te yapmayı başardığında iş işten geçmişti. Ne Arsenal ne de Real Madrid, Samuel-Lucio-Cambiasso üçlüsü kadar sert ve sağlam bir göbeğe sahip. Yani daha önce meyve veren bu plan, Inter'in inanılmaz bir disiplin ve konsantrasyonla oynayan defansına karşı hiçbir şey üretemedi. Hatta, Barça'nın kanatları kullanmadığının farkında olan Mourinho, Zanetti ve Maicon'u da ortaya yanaştırarak adeta 4 stoperle oynadı. Dakika 60 olup bu kısırlığa bir müdahale etme vakti geldiğinde ise, Guardiola, Ibra-Krkic değişikliğini yaparak bu taktikte ısrar edeceğini gösterdi. Nitekim, bu değişikliğin altında yatan neden, Krkic'in Messi ve Xavi ile göbekte daha iyi paslaşacağı umuduydu. Ancak, aynı 60. dakikada Guardiola, İbra yerine Pedro'yu çıkararak, Henry'i sol kanada alıp, Messi'yi de sağa yollayıp geçen seneki dizilişe dönseydi çok farklı bir 30 dakika izlenebilirdi. İzlenecek bu farklı 30 dakika Barca'ya sonuç getirir miydi? Belki.

Bu iki takım eşleştiğinde herkes Mourinho'nun fiziksel mükemmellik felsefesiyle Guardiola'nın tekniksel mükemmellik felsefesinin bir karşılaşması olacağının farkındaydı. Ortaya çıkan 180 dakika beni hiçbir şekilde hayal kırılığına uğratmadı ve bir tarafsız izleyici olarak bu iki felsefenin çarpışmasından büyük zevk aldığımı söyleyebilirim. Geçen sene Chelsea aynı şeyi denediğinde, onları "anti futbol" olarak tanımlayan bir sürü kahvehane katalanı vardı. Bu sene de, aynı zihniyetin adamları muhtemelen Inter'in oynadığı futbolu "çirkin" olarak tanımlayacaktır. Taktik disiplinin, mental konstantrasyonun ve fiziksel dayanıklılığın en güzel örneklerinden birini ortaya koyan bu takıma "çirkin" demek resmen ayıptır yalnız. Bu sezon İngiliz ve İspanyol liglerini şampiyon bitirecek iki takımı üstüste eleyen Mourinho ve takımı, her türlü övgüyü hak etmiştir.

5 yorum:

  1. Bloğunu bayadır takip ediyorum bende arsenali tutuyosun diye güzel futbolu sevdiğini sanmıştım.
    İnterin futbolunu çirkin olarak tanımlamıyosun bende arsenali nasıl seviyosun anlamıyorum. 90 dakika yatıp hakemin tourenin karnı üzerindeki eline çarpan topa el vermese elenecek iğrenç bi takımı övmek de ilginç. Sahada 12. interli ibrahimoviç olmasa zaten böyle olmayacaktı ama işte yapacak bişey yok. Kırmızı karta gelince kırmızı değilse bile en azından sarıydı zaten yine kırmızı karta gelir. Lucionun ibonun formasını yırtıp 2 kişiyi birden yere devirerek penaltı yerine kendine faul alması bile interin oyununu özetlemeye yeter. İnteri tutanları yada interin kazanmasına sevinenleri gerçekten anlamıyorum böyle bi futboldan nasıl zevk alıyolar ilginç. Sonuçta sen westham bolton yada sıradan bi takım değilsin en az barça kadar paran var oynadığın anti futbol işte mourinhonun dehası artık!!!
    Daha yazacak yıllardır interin ve italyanın futbolunu kötüleyecek çok şey var ya neyse!
    Ama işte mesela yunanistanın avrupa kupasında yaptığı inanılmaz inter gibi oynadılar ama elindeki kadroyla yapılacak en iyi şeyi yaptılar elinde kadro atak oynasa çok kötü sonuçlar alacakken kupayı aldılar yani demem o ki küçük takım değilsin ki defans yapıyosun intersin adam gibi top oyna yada en azından oynamaya çalış.
    Ha diyeceksin ki barçaya karşı anca öyle kazanılır görende inter diğer takımları eziyo sanacak adamlar bariye atalantaya hatta 2. lig takımlarına bile aynı futbolu oynuyolar mourunhoyu izleyen de özeniyo vallaha futbola en büyük zararlardan birini veriyo gibime geliyo.

    YanıtlaSil
  2. Yazı Bigboned'un yazısı ama sabahtan beri bu tarz yorumlarla çok fazla karşılaştığım için hem de, bu konuda, Bigboned'la yüzde 99 oranında aynı şeyleri düşündüğümüz için ben bir yorum yazma ihtiyacı duydum. Öncelikle Arsenal'i sevmekle, başka bir takımın ya da t. direktörün başarısını övmek arasında bir bağ göremiyorum. Olaylara objektif bakıldığında Inter için ve Mourinho için yapılan yorumların bir sempatiden çok nesnelliği hak ettiğini düşünüyorum.

    Inter'in oynadığı futbola gelirsek, dünkü maçı eleştirenlerin ilk maçı izlemediklerini farz edebilirim. Çünkü ilk maçta da aynı Inter kadrosu ve başlarında da yine Mourinho vardı. Ve o aynı takım, top Barça'nın savunma hattında iken, önde pres yapıp savunmayı geri itmeye çalışmış, Barça, Inter'in yarı alanındayken de bütün pas kanallarını tıkayıp topu çalarak ve hızlı çıkarak gol aramış ve bulmuştu. Buradan şunu çıkarabiliriz ki; Mourinho yarı finalin tamamına tek maç olarak bakmış(hatta Arsenal'in nasıl yenildiğini birkaç kez de kesin izlemiştir) ve ilk yarı 2 farklı olarak elde ettiği galibiyeti 2. yarıda korumayı seçmiş. Nihai sonuç: Inter finalde. Kıssadan hisse, demek istediğim şudur ki, Mourinho'nun elindeki takım her oyunu oynayabileceğini göstermiş ve 2. maçı da kontrol ederek hak ettiğini almıştır. Artı olarak yaptıkları savunma da, Yunanistan örneğinin çok çok üstünde ve çok az takımın yapabileceği seviyededir(bu tarz savunmaya 1998 Dünya Kupası'nda, İngiltere'nin Arjantin'e karşı yaptığı savunmayı örnek verebilirim, ki o bile aynı seviyede değil)Bu durumda "Adamlarda o kadar para var, oyuncu var böyle futbol mu oynanır; çıksınlar, adam gibi oynasınlar, yenilecekler ise de öyle yenilsinler, 10 kişi kalmışlar kime ne(!)" demek çok sığ bir yorum olarak duruyor. Artı unutulmaması gereken 2 gerçek daha var; birincisi, tüm dünyada kendi futbolumu oynarım gerisine karışmam felsefesini "uygulayabilen" iki takım var. Barça ve Arsenal. İkinci olarak da elindeki takımı her şarta uygun hala getiren, Mourinho felsefesi gibi, bir t. direktör felsefesi var. Yani her teknik adamın ayrı bir felsefesi, bakış açısı vardır. O açıdan anlamsız bir fanatizm düzeyindeki sempatizanlık ile bakmak yerine, farklı değişkenleri düşünerek bakmak çok daha mantıklı ve faydalı olacaktır.

    Ayrıca, tamamen kendi bakış açım olarak diyebilirim ki, bu tarz yorumları yapanların, karşılarında anlamsız bir Inter savunuculuğu olduğu için değil, aşırı ve mantıksız bir şekilde Barça sempatizanlığına sahip oldukları için yaptıklarını düşünüyorum...

    YanıtlaSil
  3. ikinci maçı izleyip inter'i anti-futbol, çirkin futbol oynamakla itham edenlerin birinci maçta nerede olduklarını ve o maç sonrasında "adamlar barcelona'ya oynatmadılar resmen, hem de doksan dakika kapanmadan." deyip demediklerini merak ediyorum. eğer ilk maç yol yorgunu geçti deniyorsa fazla konuşmaya gerek yok zaten.

    YanıtlaSil
  4. Ben zaten yorumumdan da fark edildiği gibi önce arsenal sonra barça taraftarıyım zaten bu takımları sevme nedenimde oynadıkları futbol.
    Yani hiç uzatmadan söyle diyim son 5 yıldır arsenal olarak kupa alamıyoruz ama bunu inter gibi oynayacağımız ve ingilterede 5 yıl üst üste 7 kupayı alacağımız 5 sezona tercih etmem o kadar diyorum. Varsın böyle oynayalım yine kupa almayalım.
    Bu arada interin ilk maçınıda izledim hatta baygınlık geçire geçire izlediğim 2 3 tane daha inter maçı var. Taktik aynı topu kap pas yapma ilerde milito etooya top at gol olur olur olmazsa olmaz en kötü berabere kalırız mantığı işte. İnterin evinde ilk yarının bir bölümünde ekranda ofsayt sayısı olarak inter 5 barça 0 yazıyodu işte interin uzun top stratejisini bilerten bi ifade yani. İşte ben böyle futbolu sevmiyom. Yani demem o ki 10 yıldır inter zaten böyle oynuyo o yüzden interi yıllardır sevmem şampiyonlar liginde de başarısızlıklarını sebebi bu futbol zaten ha mourinho geldi daha iyi defans yaptı biraz da inter ajanı ibo sayesinde turu atladılar isterse
    bu futbolla her sene bütün kupaları alsınlar yine bu oynadıkları futbola sempatim oluşmaz.

    YanıtlaSil
  5. bizim de boyle bir futbola sempatimiz yok zaten.. italyan ligini midem kaldirmiyor diye yazmi$tim bir yerlere.. ancak barca deplasmanindan sonuc almak ancak boyle mumkun.. bak galibiyet de demiyorum.. sonuc diyorum.. gecen sene hiddink de aynisini denedi ki kendisi hic oyle anti futbol bir adam degildir.. hem hiddink her iki maci da ayni sekilde oynadi.. hic olmazsa mourinho ilk 90 dakikada defansif degildi.. yani adamin yaptigi basitce olayi 180 dakika olarak alip, ilk 90 dakikada attigi 3 golun uzerine yatmakti..

    bence asil kizman gereken mourinho falan degil.. barca yonetimi eto'o + 40 milyon euro verip ibra'yi hangi akla hizmet aldi bilmiyorum ama bugun gelinen nokta tamamen bu hamlenin eseri.. ibra yerine yapilabilecek cok daha yararli 2 transferle barcelona komik bir guce ula$abilirdi.. yapilmadi.. ibra kendi klasigini gosterip buyuk macta yatti.. barca elendi.. gecmis olsun laporta..

    YanıtlaSil