14 Nisan 2010 Çarşamba

Kaç Yıl Geçti Habersiz


Kuzey Londra'nın akşamdan kalma iki kulübü, tarihlerinde 163. kez karşı karşıya geliyor. İki takım da, son maçlarını şok yenilgilerle kapattığından ötürü, bu akşam taraftarlarına kendilerini affettirme amacında. Tottenham, Pazar akşamı Wembley bataklığında Championship'in güçlü ekiplerinden Portsmouth'a elenerek FA Cup şansını kaybederken, Arsenal'in geçen hafta Messi'den yediği tokadın yerinde hala kıpkırmızı 4 parmak izi var. İki takımın bir ortak noktası daha var ki o da sezon hedeflerine ulaşma umutlarının yavaş yavaş azalması. Dün, Chelsea Voleybol takımı, Bolton’dan 3 puanı ‘elleriyle’ söküp alınca Arsenal’in şampiyonluk şansı iyice azalmış oldu. Öte yandan, Man City’nin şu an içinde bulunduğu form durumu da, Tottenham’ın, Şampiyonlar Ligi hayalleri kurmasının önündeki en büyük engel. Bu akşam maçı kaybeden taraf az kalan umutlarını da White Hart Lane’e gömmüş olacak. Beraberlik halinde de tabutları yan yana gömecekler.

Bana, “Kuzey Londra derbisini tanımla” derseniz yapacağım tanım basittir: “Heyecanlı ama hep Arsenal’in kazandığı bir maçtır.” Spurs ahalisi kusura bakmasın ama, Tottenham’ın ligdeki son derbi galibiyetinin üzerinden 10,5 yıl geçti. Geçen bu sürede, Galatasaray bile Fenerbahçe’yi yenmiştir belki. O derece uzun süre anlayacağınız. Öyle ki, Arsenal bu akşam da kaybetmezse, tarihinde bir takıma karşı sürdürdüğü en uzun yenilmezlik serisi rekorunu 21 maç ile kırmış olacak. Şu anki rekor ise Huddersfield Town’a karşı, 1927-38 yılları arasında yakalanan, 20 maçlık seri. Eminim ki hiçbir Tottenham’lı, böyle bir istatistiğin parçası olmak istemiyordur. Buyrun size bugünkü maçı kazanmak için bir başka neden. O da yetmediyse, Spurs taraftarının ‘Judas’ı Sol Campbell’ın White Hart Lane’e dönüşü var. Judas’ın, Arsenal formasıyla o stattan galip ayrılması, Spurs tribünlerini, küçük parmakları koltuğun kenarına çarpmışcasına acıtacaktır.

Her iki takımın da akşamki derbiyi kazanmak için bir sürü nedeni var ama maalesef maçı koparacak oyuncuların sayısı için aynı şeyi söylemek zor. Arsenal’de Fabregas, Arshavin, Song, Gallas, Ramsey, Gibbs ve Djourou sakatken, Tottenham’da cezalı olan Palacios’un yanı sıra, Kranjcar, Jenas, Lennon, Woodgate ve Rose sakatlıkları nedeniyle bu akşam forma giyemeyecek. Ligin ilk yarısındaki maçta da benzer bir durum vardı ve bu sezon, iki takımın tam kadro birbirinin üzerine gittiği bir Kuzey Londra derbisi izlemek bize nasip olmadı. Öte yandan, bu kadar sakatlık haberinin yanında, her iki takım için de birer teselli mevcut. Arsenal cephesinde tam 5 aydır sahalardan uzak kalan Van Persie, bu akşam tekrar kadroya alınırken; Tottenham’ın 7 haftadır yararlanamadığı Ledley King de görev verilmesi halinde derbide forma giyebilecek. İlk yarıdaki maçta Arsenal’in 3 golünden 2’sini atan RVP, antremansız olduğu gerekçesiyle maça büyük ihtimal kulübede başlayacakken, antremansız olmaya alışkın olan King’in ilk 11’de sahaya çıkmasını bekleyebiliriz.

Tüm bu eksiklerin gölgesinde oynanacak maçın, ne gibi bir mücadeleye sahne olacağını kestirmek zor olsa da her iki takımın da birbirinin üzerine gideceğini kesin olarak söyleyebiliriz. Umuyorum Harry Redknapp, bu akşam Crouch’a top şişirmekten başka bir oyun planı hazırlamıştır. Nitekim, ilk maçta denediği bu taktik, Wenger’in savunma çizgisini orta sahaya yakın kurmasıyla darmadağın olmuştu. Tottenham’ın 2 uzun forvetinin varlığının getirdiği kötü alışkanlardan kurtulup, Defoe ile Arsenal savunmasını ortadan yarmaya çalışması daha akıllıca olacaktır. Redknapp’ın planından tam olarak emin olmasam da, Wenger’in bu akşamki maça kontrollü başlayıp, maç boyu sabırlı bir oyun oynatacağını garanti edebilirim. Spurs’un hafta sonu yaptığı 120 dakikalık maçın yorgunluğunu, 90 dakikanın 4. çeyreğinde hissedeceğini bilen Fransız, maçın bu noktaya kadar 0-0 gelmesinden pek de mutsuz olmayacaktır. Nitekim elinde, son 7 lig maçında da son 10 dakikada gol bulmuş bir takım var. Ancak, tabi ki bu Arsenal’in kapanacağı anlamına gelmiyor. Hepimiz biliyoruz ki, Arsenal kapanabilen bir takım değil. Özellikle Song yokken Arsenal’in topsuz oyunu bayağı bir yara alıyor. Bu akşam da, her Arsenal maçında olduğu gibi, rakibin topa ne kadar sahip olacağı maçın sonucuna etki edecek önemli bir faktör durumunda.

Fazla müneccimliğe girmeden maç yazısını sonlandıracağım çünkü adı ‘derbi’ olan maçlar hakkında çok fazla öngörüde bulunmak pek de akıllı işi değil. (Tabi ki Fenerbahçe-Galatasaray derbisi hariç) Umuyorum geçen seneki 4-4’lük kupa maçının kalitesinde bir derbi izleriz ve maçın sonucuna etki eden sadece sahadaki 22 adam olur. Bu sezon, izlediğim her maçın skoruna sahadaki 23. adamın karar vermesinden artık bıktım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder