12 Nisan 2010 Pazartesi

Bunlar Taraftarsa

Galatasaray tribününün, takımı desteklemeye çalışan taraftarı ıslıklayan kendini bilmezlere kalmış olması gerçekten acı verici. Sistemli olarak tribünlerden uzaklaştırılan "normal" vatandaşın yerine, her maç berbat tezahüratlarıyla takımı uyutan, taşkınlıkarı yüzünden her hafta kulübe binlerce lira ceza gelmesine neden olan, takımın değil kendi menfaatinin peşindeki, bir dolu işsiz, güçsüz, hayatsız 'sosyopat'ın, "protesto" kelimesinin anlamını bilmesi beklenemezdi tabi ki. Onlara göre protesto, "Bu kulübün asıl sahibi biziz, Galatasaray'ı kimse bizden çok sevemez" düsturunun reklamı demekti.

Maçın başındaki 5 dakikalık sessizliği belki anlarım. Tabi ki taraftarın kötü futboldan şikayet etmeye hakkı var. Ancak, sessizlik bozulup o ilkokul 3 zeka seviyesindeki tezahürat başladı ya işte o zaman benim de kayış koptu. Galatasaray taraftarı, sahada mücadele eden takımın aleyhine tezahürat yapıyordu ve yine sahada ter döken kaptanına direk olarak laf söylüyordu. Hadi bu adamların ne mal olduğunun farkında olan birisi olarak bu hareketi normal karşıladım. Ancak, bu yaşam formları, golden sonra takımını desteklemeye çalışan "numaralı" tribünü ıslıklamaya başlayınca kulaklarıma inanamadım. Bu ne cürettir, nasıl bir şaşırmışlıktır? Kimin gücü Ali Sami Yen'in, "Re re re ra ra ra" diye inlemesini durdurmaya yeter? Bu adamlar bunu yapmaya çalıştı ya, keşke Ali Sami Yen böyle bir kepazeliğe tanıklık etmeden yıkılsaydı.

Bu adamlar, bugün, utanmadan çıkıp "Ama küfür etmedik" savunmasını bile yapabiliyorlar. Takım kaptanının özel hayatını ağzınıza sakız ettiniz, ama küfür etmediniz. Takımını destekleyen taraftarı susturdunuz, ama küfür etmediniz. Eh utanmadan bir de Galatasaray futbolcusuna ve taraftarına küfür etseydiniz. Yaptığınız kepazeliğin üzerine mum dikmiş olurdunuz. "Galatasaray takımı gerekli dersi alsın" diyorlar bir de. Siz kimsiniz ki Galatasaraylı futbolcuya haddini bildirmeye çalışıyorsunuz? Bu kulübün teknik kadrosu, yönetimi varken size ne yapmak düşer acaba?

Galatasaray yönetimi, ister Rijkaard'ı getirsin, ister Xavi-Iniesta-Messi üçlüsünü transfer etsin, isterse 3 senede 5 Şampiyonlar Ligi kupası kazansın, tribünlerden bu pisliği temizlemediği sürece Galatasaray bir 'Avrupa' kulübü olamayacak. Elin adamı maçına yeşil-sarı atkısıyla gelip, pankartını asıyor ve sanki hiçbir şey yokmuş gibi takımını destekliyor. Sahada oynayan oyuncu protestodan zerre etkilenmiyor. Ama o protesto basında çarşaf çarşaf yeralıyor ve mesaj yerine ulaşıyor. Diğer kulübün taraftarı, adı seks skandallarına karışan, milli takım kaptanlığını kaybeden oyuncusunun arkasına geçiyor. Biliyor ki o oyuncu, sahada hala o forma için savaşıyor. Diğeri, bilboard kiralayıp protestoyu şehire yayıyor, tribünde 'sessiz' kalmıyor. Biliyor ki, taraftarın görevi takımı desteklemek; "biz sizi sevmiyoruz, Galatasaray'ı seviyoruz" masturbasyonunu yaparak, kendilerinin kulübün sahipleri olduğunu herkese göstermek değil. Sonra bana diyorlar ki, "Sen neden Arsenal'i seviyorsun?", "Ne oldu Galatasaray'a?". Eğer ben takımın 4 golle galip geldiği maçı bile sinirlenmeden izlemeyeceksem, öpeyim böyle aşkın ızdırabını. Bırakalım kulübü bu çapulcuların eline; şarkı söyleyip eğlensinler:

Kimisi karaborsa işinde,
Kimisi bedava bilet peşinde,
Galatasaray ruhu yok hiç birinde,
Düşmüşler paranın peşine.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder