21 Mart 2010 Pazar

Yürüyedur

Benim, Arsenal'in West Ham'ı yeneceğinden ne maç öncesi, ne Vermaelen atıldığında, ne de 10 kişi oynanan ikinci yarı boyunca zerre şüphem olmadı. Bana göre West Ham, kadrosu toplama loserlardan oluşan, Premier Lig'in en kötü yönetilen takımı ve Martin Atkinson'un yardımıyla bile Emirates'ten bir şey koparacak güçleri ve kaliteleri yok.

Dün maçın ilk yarısında oyunu kontrol eden ve bulduğu erken golle çok zorlanmayacağının sinyalini veren takım Arsenal'di. Ancak bu durumun getirdiği rehavet yüzünden olsa gerek, sahada pek mücadele etmeyen bir takım izledik. Sakatlıktan döndükten sonra bana göre berbat maçlar çıkaran Arshavin ve bir iyi bir kötü Nasri sahada olmayınca beklenen hücum zenginliği sahaya yansımadı. Bu noktada, Wenger'in neden Walcott'u oynatmadığını anlayamadığımı söylemeliyim. Denilson'un Diaby'nin önünde tercih edilmesi de bir başka ilginç Wenger hamlesiydi.

Çok da atraksiyonlu olmayan bir ilk yarıyı geride bırakmak üzereydik ki, bu durumdan sıkılan Martin Atkinson'un sahneye çıkası geldi. Hakemimiz, Vermaelen'in, gözlerinin tamamen topta olduğu, Franco'ya bırakın faul yapmayı, dokunup dokunmadığının tartışmalı olduğu bir pozisyonda verdiği penaltı ve kırmızı kartla Arsenal'in kucağına saatli bombayı bırakıverdi. Saatli bomba diyorum, ama zannedilmesin ki dün akşamki maçtan en ufak bir şüphem oldu. West Ham'ın kaçırdığı penaltı, futbolun adeletinin tecelli ettiği nadir anlardan biri olarak tarihe geçerken, Arsenal'in maçı kazanacağının bir başka göstergesi oldu.

İkinci yarıya Wenger ve hakem tarafından uyandırılmış olarak çıkan Arsenalli futbolcular, özellikle Diaby'nin oyuna girmesiyle beraber 11 kişiyle üretemedikleri pozisyonları 10 kişiyle üretmeye ve West Ham'ı baskı altına almaya başladılar. Yarısını 1 adam fazla oynadığı maçta rakibin buna verebildiği tek cevap Carlton Cole'un 75'teki şutuydu. İkinci yarı açıkça görüldü ki, bu iki takım arasında bir dengeden bahsedilmesi için Atkinson'un 2 Arsenalliyi daha oyundan atması gerekiyordu. Ancak, burada West Ham taraftarlarının hakemi suçlamaması lazım. Nitekim maç boyunca rakibinin yaptığı 24 faule karşılık yalnızca 7 faul yapan Arsenal, Atkinson'a kart göstermesi için fazla şans vermedi. Hakem bulduğu fırsatları kullanıp elinden geleni ardına koymadı.

Daha önce söylediğim gibi, Atkinson farkında olarak ya da olmayarak, Arsenal'in kucağına bir saatli bomba bırakmış oldu. Ancak, bu bomba dün patlamadı çünkü zaman ayarı önümüzdeki haftalara ayarlıydı. Gallas ve Djourou'nun sakat olduğu, Vermaelen'in de cezalı duruma düştüğü Arsenal'de, elde tek bir stoper kaldı o da Sol Campbell. Ha bir de Silvestre var ama o sahaya çıktığında rakibi durdurmaktan çok onlara pozisyon hazırlamakla meşgul olan bir arkadaş. Sol ve Silvestre'nin ortak bir özellikleri var ki her ikisi de 3 günde bir maç oynayacak durumda değiller. Tüm bu verileri denkleme soktuğunuzda Wenger'in, ligde Song-Silvestre, Barça karşısında da Sol-Vermaelen ikilileriyle oynamak zorunda kalacağını görüyoruz. Tabi ki Gallas, sanıldığından daha ciddi çıkan sakatlığından erken dönerse o zaman Wenger rahat bir nefes alır.

Yine olumsuz bir yazı gibi oldu, ancak Arsenal'in genç takımının, Stoke ve Hull maçlarından sonra bir kez daha karakterini ortaya koyarak 3 puanı koparması gerçekten sevindirici. Defanstaki problemler başlarına çok büyük işler açmazsa, Arsenal'in sezonun geri kalanından umutlu olmaması için hiç bir neden yok. Düşük bir ihtimal de olsa, bu akşamki maçlardan sonra kendilerini lig lideri bile bulabilirler. Buradan sonra tek yapmaları gereken her maça aynı kafa yapısıyla çıkıp savaşmaya ve inanmaya devam etmek, yani yürüyedurmak.

1 yorum:

  1. Resmen komik ya ligteki son 6 maçımızda çok kötü oynuyoruz ama kazanıyoruz ondan önce chelsea ve man utdye karşı çok daha iyi oynuyoduk(yada iki kontra atak takımının oyunu öyle gösteriyodu). 7 maçımız kaldı, 2001-2002 sezonu gibi son 13 maçımızı kazanarak şampiyon olmaya gidiyoruz iyi oynamıyoruz ama olsun 5 sezon sonra böyle bi şampiyonluk lazım artık.

    YanıtlaSil