22 Mart 2010 Pazartesi

Sosyal Sorumluluk Şart


Haftasonu oynanan maçların güzel birer analizi Bigboned'dan geldi. Ben ise, uzun zamandır kafamı kurcalayan farklı bir konuya değinmek istiyorum.

Bu hafta Galatasaray, Trabzon deplasmanına giderken yanlarında küçük de bir konuk vardı; Elazığı depreminin "simgesi" Keko Çiçek. Aslında, "maalesef" simgesi Keko Çiçek demek daha doğru. İngiltere'de seyirciler, bir sakatlık anının tekrarını bile izleyemezken, biz hala büyük trajedileri medyatikleştirmeyi, bu trajedilerden "ikonlar" çıkarmayı çok seviyoruz. Bu noktadan yola çıkarak, medyamızın büyük hata yaptığını ya da Arda ve Galatasaray'ın yaptığı şeyin yanlış olduğunu söylemek yerine, bu tarz organizasyonların "çarpıklığını" ve "eksikliğini" vurgulamak istiyorum.



Toplum olarak, her alanda, gündelik duyguların dışa vurumunun aşırı olduğu bir bünyeye sahibiz. Uzun vadeli sosyal sorumluluk çalışmalarında da bu yüzden pek başarılı değiliz. Bu sorunun hemen futbol sahasına girersek, ünlü bir futbol takımının oyuncusunu seven ya da o takımı destekleyen bir çocuğun lösemi olmadan, ağır bir afet sonucunda "ikonlaştırılmadan" vs. o sevdiği kişiyle tanışması, sevdiği takımın maçını izlemesi ne yazık ki Türkiye'de çok zor.

Zaten futbol dünyasında bu tarz sosyal sorumluluk organizasyonlarının örnekleri sınırlı, ama Türkiye'de bu olay daha da imkansız. Hatta bırakın futbol dünyasından insanların, takımların her alandan insanlarla etkileşime geçmesini, medya organlarının bile bu kişilere ulaşması imkansız. Gerçi olayın diğer tarafının da savunması hazır, "dışarı çıktığımızda rahat hareket edemiyoruz, özel hayatımızı yaşayamıyoruz". İşte bu yüzden futbolcular rahat hareket edemiyor ya da özel hayatını yaşayamıyor. İnsanlarla sosyal organizasyonlar, internet vs. gibi aracılarla düzenli olarak etkileşime geçilse, "normal" insanlarla futbolcuların etkileşimi de daha "normal" bir seviyede olacak. Savunduğum bu tezin son dönemde en güzel örneği de sanırım Twitter. Gördüğüm şu ki, insanlar Twitter'ı etkin olarak kullanan ünlülerle(çoğunun asistanı vs. bile yazsa da) etkileşime geçmesi, o ünlülerin, insanların gözünde normalleşmesine neden oluyor.


Uzun lafın kısası, TFF'nin ve kulüplerin öncülüğünde, haftasonunda yapılan bu hareketin daha geniş çaplıları düzenli olarak yapılmalı, ama basının bile zor ulaştığı, sıradan bir okul paneline bile gitmeye üşenen futbolcularımızın kafasını bu yönde "yontmak" biraz uzun bir süre alacak gibi duruyor...

Sosyal Sorumluluk Projeleri konusunda en etkin organizasyon da sanırım NBA'dir. Bu linkten ne kadar aktif ve faydalı bir organizasyon olduğunu isteyenler inceleyebilir: http://www.nba.com/nba_cares/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder