10 Mart 2010 Çarşamba

Siklet Farkı

Konuya direk Bendtner'den bahsederek giresim var. Arsenal gibi özellikle kendi sahasında oynadığı maçlarda onlarca pozisyon üreten bir takımın forvetiyseniz işiniz nispeten daha kolay. Tek yapmanız gerek doğru pozisyon alıp size altın tepside sunulan fırsatları değerlendirmek. Yani kimse Bendtner'den, Rooney gibi, Torres gibi yoktan gol var etmesini beklemiyor. Bu sezon, stoperi 8 gol atmış bir takımdan bahsediyoruz. Arsenal'de dişliler döndüğü sürece zaten gol üretimi bir şekilde yapılıyor. Wenger'i forvet almadığı için eleştirmemizin sebebi de takımda işler iyi gitmediği zaman sorumluluk alacak bir golcünün olmayışı. Zaten Arsenal'i düzenli izleyenler ne Bendtner'in ne de Eduardo'nun bu çapta oyuncular olmadığını biliyorlar. Bu şartlar altında, dün, 2 tanesi boş kaleye diğeri de penaltıdan olmak üzere 3 gol atan Bendtner bana kapak mı yapmış oldu? Varsın öyle yapmış olsun. Bendtner sezon sonuna kadar her maç hat trick yapsın hepsi de bana kapak olsun.

Maça genel olarak baktığımızda ise maçın, Porto'nun kontra-atak ve hakemle oynamaya dayalı oyun planının Wenger ve hakem tarafından bozguna uğratılması şeklinde geçtiğini söyleyebiliriz. Öncelikle Wenger'in böylesine önemli bir maçta, Fabregas'ı tribüne, Walcott'u da kulübeye göndererek, kupa maçlarında bile tek bir yedek oyuncuyu sahaya sürecek yüreği olmayan Ancelotti gibi hocalara iyi bir ders verdiğini söylemem gerekiyor. Her ne kadar iki takım arasındaki siklet farkının ve Porto'nun ilk maçta aldığı galibiyetin bir tesadüf olduğunun herkes farkında da olsa, bugün olası bir hezimette Wenger, aldığı bu iki karar yüzünden asılan adam olabilirdi.

Dün akşam sahaya çıkan Arsenal, oyunu rakip ceza sahasına yıkmaya dayalı, klasik Emirates taktiğinden biraz farklı bir anlayışla sahadaydı. Porto'nun kontra-atak yapmaktan başka hiç bir düşüncesinin olmadığını bilen Wenger, oyunu biraz geride kabul ederek rakibin ana oyun planına ilk darbeyi vuruyordu. Tabi ki golün erken gelmesi de Arsenal açısından işleri kolaylaştıran bir faktör oldu ki bu sezon bu "erken gol" nimetinden hiç yararlanamadılar. (Ligde ilk 15 dakikada attıkları gol sayısı 1). Kontra-atak planı bozulan Porto, Almunia'yı ilk defa kurtarışa zorladığında dakika 54'tü. Fabregas'ın yokluğunda Arshavin - Nasri ikilisinin hucümu organize etmekteki başarısı ise Arsenal açısından ayrıca sevindirici. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta Porto'nun her iki oyuncunun da topla oynamasına biraz fazla izin verdiği gerçeği. Atılan 2. golde Arshavin'in, 3. golde Nasri'nin ceza sahası içi şovlarına maalesef Premier Lig takımları pek izin vermiyorlar. Tabi ki bunu söyleyerek her iki oyuncunun da iyi oyunlarına gölge düşürmek istemem.

Yazının sonunda, ilk maçtaki Hansson felaketinden sonra dün akşam yine hakemle oynamaya çalışan Portoluların tiyatral performanslarına prim vermeyen De Bleeckere'den ve sanki hiç Arsenal'den ayrılmamışcasına takıma uyum sağlayan ve defansın göbeğine aranan tecrübeyi getiren Sol Campbell'dan bahsetmek istiyorum. Maçın gizli kahramanları bu iki adamdı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder